Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı

Saltık: 4. dalga riski halen apaçık sürmekte

Prof. Dr. Ahmet Saltık, kuzey yarımkürede turizm mevsiminin apayrı ve ciddi bir risk kaynağı olduğunu Türkiye ve dünyanın sonbaharda dördüncü bir dalga yaşayabileceği konusunda uyarılarda bulundu.

Saltık: 4. dalga riski halen apaçık sürmekte
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Whatsapp'tan Gönder Haberi Yazdır Metni küçült Metni büyüt

Uğur DUYAN

ANKARA (Anayurt) - Türkiye'nin önde gelen Halk Sağlığı uzmanlarından Prof. Dr. Ahmet Saltık, aşılamada gelinen son noktayı ve Türkiye'de toplumsal bağışıklığın kazanılması için uygulanan aşılama stratejisini değerlendirdi. İkinci doz için bu kadar büyük bir salgında aşı bekletmenin etik olmadığını ifade eden Saltık, Türkiye'nin yerli aşı üretim merkezlerini yıllar önce kapatarak, stratejik bir hataya düştüğünü söyledi.

Aşılananlar ve hastalığı geçirenler dahil Türkiye'de toplam bağışıklık kazananların oranının yüzde 17.72 olduğunu belirten Saltık, "Hiç akıldan çıkarılmamalıdır ki; Türkiye'de dördüncü dalga riski halen apaçık sürmektedir" dedi. 18 yaş atı nüfusun da henüz aşılanmadığını belirten Saltık, "Kuzey yarımkürede turizm mevsimi apayrı ve ciddi bir risk kaynağıdır. Türkiye ve dünya, sonbaharda dördüncü bir dalga yaşayabilir" uyarısında bulundu.

"REFİK SAYDAM YENİDEN AÇILMALI"

Türkiye'de son dönemde aşılamada alınan yolu değerlendiren Saltık söyle konuştu:

"Türkiye aşı üreten ülkelerden biri ne yazık ki olamadı. Büyük Atatürk döneminde 1928 yılında açılan Dr. Refik Saydam Ulusal Hıfzıssıhha Enstitüsü, AKP tarafından 2011 yılında kapatılmamış olsaydı.  Kovid-19'a karşı aşı geliştirme olanağımız olabilirdi. Küreselleşme çağında iş birliği ve uzmanlaşma gerekçesiyle, 'en uygun yerden en uygun fiyata aşı sağlarım' savının ne denli yanlış olduğu kanıtlanmış ve ülkemiz aşı gibi stratejik bir koruyucu tıp aracından, salgının ortasında neredeyse yoksun bırakılmıştır. Bu çok ağır ve bağışlanmaz aymazlığın faturası ülkemize çok ağır olmuştur. Milyonlarca insan önlenebilecek iken bu hastalığa yakalanmış, on binlerce masum insan ise kurban verilmiştir. Sorumluları mutlaka siyasal hukuksal bedelini ödemelidir. Başka salgınların da kaçınılmaz olarak yaşanabileceği somut riski-olasılığı değil- karşısında, daha çok oyalanıp, inatlaşıp gecikmeden Dr. Refik Saydam Ulusal Hıfzıssıhha Enstitüsü yeniden, yasa ile, özerk bir bilim kurumu olarak açılmalıdır. Ulusal kaynaklar betona, verimsiz harcamalara ve yolsuzluklara değil, bilime, ulusal ekonomiye, eğitime, sağlığa, iş yaratmaya, yoksulluğu yenmeye yönlendirilmelidir."

"HALKIN YÜZDE 84'Ü HENÜZ İKİ DOZ AŞI OLAMADI"

Türkiye'nin toplam nüfusunun 90 milyona yaklaştığını ve ikinci doz Kovid-19 aşısı uygulanan kişi sayısının 21 Haziran gece yarısı saat üçteki verilere göre, 14 milyon 395 bin 435 kişi olduğunu ve toplam nüfusun yalnız yüzde 16'sının tam bağışıklık kazanması için yeterli düzeyde aşı olduğunu belirterek, "Tersinden söylemek gerekirse, halkın yüzde 84'ü henüz iki doz aşı olamadı" dedi.

14 Ocak 2021'de başlatılan aşılamanın 158 gününde erişilen ortalamasının 263 bin olduğunu ve bu sayının da son derece yetersiz olduğunun altını çizen Saltık, "Üstelik toplumun aşılanmaya istekli kesimleri aşılanmaktadır şimdilik. Deneyimlere göre zamanla bu istem azalabileceği gibi, değişik nedenlerle çekince yaşayan ya da aşıyı reddeden kesimlere özellikle ulaşmak gerekecektir. Bu dönemlerde aşılama hızı düşebilecektir. Oysa hızla yüzde 80'leri aşan oranlara erişim zorunludur salgını denetlemek, giderek sönümlendirebilmek için" görüşünde bulundu.

AŞI BEKLETME VE ETİK SORUNLAR

Türkiye'nin tam bağımlı olarak, çok sınırlı tutarda ve çok zorlanarak sağlayabildiği iki ayrı aşıyı yani Sinovac üretimi Coronavac ve BioNTech&Pfizer aşılarını stoklamadan kullanmasının risklerine değinen Saltık, Türkiye'nin ikiye bölmeden yaygın aşılama yolunu seçtiğini ve tek doz aşılamada erişilebilen bağışıklığın yüzde 30'larda kaldığını anımsatarak, söyle konuştu:

"2-4 hafta ara ile vurulan ikinci doz iki hafta ardından o aşıdan beklenen en yüksek kuramsal bağışık yanıta ulaşılabilmektedir. Aşı etkinliği yüzde 70-95 arasında değişmektedir. Dolayısıyla aşılama, bağışıklama ile kesinlikle eşdeğer değildir. Coronavac için Türkiye'de yürütülen Evre 3 (3. Faz) çalışmasında koruyuculuk yüzde 83 olarak açıklanmıştır. BioNTech&Pfizer için ise yüzde 90'ın biraz üzerinde oran verilmiştir. Dolayısıyla, iki doz aşılanma oranı olan yüzde 16, gerçekte bağışıklanma oranı değildir. Öte yandan, etik nedenlerle, aşıları bekleterek aynı insanlara ikinci dozu ayırmak kabul edilemez.

Ayrıca, 'görece' rahatlayan üretim-dağıtım, akla, ülkemize ve gelişmekte olan ülkelere yollanan aşıların varyant tiplere karşı etkinliğini getirmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) uyarılarına göre, aşıları, mutant tipler karşısında, etkililiklerini korumak üzere güncellemek gerekebilecektir.

Aşı tekelleri, mutasyonlar yüzünden etkililiği azalan aşıları gelişmekte olan ülkelere pazarlarken, kendileri için 'güncelledikleri' aşıları mı uygulayacaktır, uygulamaktadır? Bu kritik bir sorunsaldır ve BM-DSÖ öncülüğünde yansız bilimsel kurumlarca açıklığa kavuşturulmalıdır. Türkiye ise, dışalım (aşının temini) sırasında ilgili firmalardan bu bağlamda, açık bildirim, yüklenim bildirimleri istemelidir. Etkililikleri yüzde 50'lerin de altına düşmüş olabilecek aşılar yüksek beklentilerle halka uygulanamaz, insanlığa karşı suçtur. Ne var ki, emperyalizmin ve çokuluslu şirketlerinin elleri çok kirlidir ve sicilleri sabıkalıdır."

MUTANTLARA KARŞI TEK ÇÖZÜM: HIZLI AŞILAMA

Türkiye'de toplumsal bağışıklığın kazanılması için uygulanan aşılama stratejisini değerlendiren Profesör Saltık, salgının küresel ölçekte yenilmesinin hızlı ve etkili aşılamadan geçtiğini vurgulayarak, "Mutasyon ürünü varyant tiplerin sayıca çok artması, dünyada yaygınlaşması ve yeni varyantların daha bulaştırıcı daha ağır gidici bulaşa yol açması gerçeği karşısında yapılması gereken, aşılamayı hızla ve yaygın olarak ülke ve küre (dünya) genelinde tamamlamaktır" diye konuştu.

KÜRESELLEŞEN DÜNYADA DAYANIŞMA YOK

Güncel verilerle dünya nüfusunun yüzde 21,5'i tek doz aşıya erişebildiğini ve toplam aşılanan kişi sayısının 2.6 milyar ile 7.8 milyarlık küresel nüfusun yüzde 33.3'üne yani üçte birine denk geldiğini anımsatan Saltık, "Bu oran Türkiye'de yüzde 30.2'dir. Her gün 36.1 milyon insan aşılanmaktadır Dünyada. Türkiye dünya nüfusunun yüzde 1,15'ine sahiptir ve her gün ortalama 417 bin doz aşılama yaparsa dünya ortalamasına erişebilecektir. Ancak 263 bin doz ile geridedir. Vurgulamak gerekir ki, tek doz aşı alabilen nüfus oranı, gelişmekte olan ülkelerde yalnızca yüzde 0.8'dir ve bu, küreselleşme çağında uluslararası toplumun utancıdır, dayanışma yoktur" değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYEDE BAĞIŞIKLIK ORANI: YÜZDE 17.72

Türkiye'de toplum bağışıklığının ne düzeye ulaştığını kestirmenin güç olduğunun altını çizen Saltık, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'de ikinci doz uygulanan kişi sayısı 14 milyon 395 bin 435 ile nüfusun yüzde 16'sıdır ve iki ayrı aşıya dayalıdır. Sinovac aşısı öbüründen daha çok yapılmış olmakla birlikte, eş oranda uygulandığı varsayımı ile yüzde 83 ve yüzde 93 dolayında koruyuculuğun ortalaması yüzde 88 alınırsa, 2 doz aşılanan 14 milyon 395 bin kişinin gerçekte yüzde 88'i bağışık sayılabilir, bu da yüzde 16 çarpı yüzde 88 eşittir yüzde 14 demektir. Aşılamaların üzerinden 6-9 ayı aşkın zaman geçmediğinden, sönümlenme dikkate alınmamaktadır. Öte yandan Türkiye'de hangi varyantların dolaşmakta olduğu da bilinmemektedir ve aşılamanın bunlara etkili olacağı varsayılmaktadır.

Ek olarak, resmi verilerle 20 Haziran tarihinde toplam 5 milyon 370 milyon 299 insanımız hastalığa yakalanmıştır 11 Mart 2020'den bu yana. Bu insanların 6 aydan daha geride yani 20 Aralık 2020 öncesi hastalanan 2 milyon 24 bin 601 kişinin doğal bağışıklık düzeyinin yetersizleştiği kabul edilebilir. Bu takdirde, doğal bağışıklığın sürdüğü hastalık geçiren 3 milyon 345 bin 698 kişi de 90 milyonluk nüfusun yüzde 3.72'sidir. İkinci doz aşılananlardan beklenen bağışıklanma oranı yüzde 14 demiştik. Bu durumda toplam bağışıklık kazananların oranı da yüzde 17.72 oranı bulur ki, halen ülkemizde toplum bağışıklığının vardığı düzey budur. Tersinden söylemek gerekirse, Türkiye’de hala, nüfusun yüzde 82'si Kovid-19'a karşı bağışık değildir. Hastalık geçirenlerin resmen açıklanan sayıdan daha çok olduğu ileri sürülecekse, Sağlık Bakanlığı kendini ele verir, verileri makyajladığı için. Yine de iyi niyet verili karine kabul edilip, tüm hastalananların istense de yakalanamayacağı gerçeğinden kalkarak, gerçek olgu (vaka-hasta) sayılarının açıklananın iki katı olabileceği kabul edilirse yüzde 3.72 daha ekleme yapılabilir ki, bu durumda da yüzde 21.44'e erişilir. Bu veriyle, ülkemizde nüfusun yüzde 78.5'inin halen Kovid-19'a karşı bağışık olmadığı kaydedilmelidir. Oysa olması gereken tam da tersidir."

'SALGIN YÖNETİMİ BİLİMSEL AKILCILIKLA SÜRDÜRÜLMELİDİR'

"Hiç akıldan çıkarılmamalıdır ki; Türkiye'de dördüncü dalga riski halen apaçık sürmektedir!" diyen Saltık, Türkiye'de 18 yaş altı çocuk nüfusunun 24 milyonu aştığını ve bu kesime hiç aşı yapılmadığını aktararak, şunları kaydetti:

"Oysa son zamanlarda çocuklar da daha çok hastalanmakta, bulaştırmakta ve ardından MIS-C adlı ağır komplikasyonu yaşamaktadırlar. Bu bakımdan, 18 yaş altı nüfus ile birlikte tüm nüfus yüzde 100 koruyucu bir aşı ile aşılansa (ki böyle bir aşı yok elde!) ya da hastalığı geçirerek doğal bağışık olsa bile, Türkiye nüfusunun ancak dörtte üçüne yakın bir bölümünde toplum bağışıklığı düzeyi yakalanabilecektir. Görüldüğü gibi sorunun ağırlığı, ciddiliği Türkiye'de ve dünyada sürmektedir. Kuzey yarımkürede turizm mevsimi apayrı ve ciddi bir risk kaynağıdır. Türkiye ve dünya, sonbaharda dördüncü bir dalga yaşayabilir. Küresel dayanışma ile yaygın-etkin-hızlı aşılama en etkili korunmadır. Salgın uzadıkça yeni mutasyonlar çözümü tıkayacaktır.

Halk-sosyal devlet el ele, küresel eşgüdümle, epidemiyoloji biliminin ilkelerinden asla ayrılmadan, saydamlıkla, politik kaygılar kesinkes dışlanarak, salgın yönetimi bilimsel akılcılıkla sürdürülmelidir."

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
Kent Konseyi’nin gündemi: Semt, futbol ve stadyum
 
Duygu Delen'in ailesi sanığın tahliyesine itiraz etti
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer olduSiyaset
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer oldu
6 ilde 13 yangın devam ediyorTürkiye
6 ilde 13 yangın devam ediyor
Atama kararları Resmi Gazete'deTürkiye
Atama kararları Resmi Gazete'de
Halk TV yayınına saldırı: Canlı yayını bastılarTürkiye
Halk TV yayınına saldırı: Canlı yayını bastılar
Esra Hankulu'nun ön otopsi raporu tamamlandıTürkiye
Esra Hankulu'nun ön otopsi raporu tamamlandı
Konya'da aile katliamı: Mehmet Altun tutuklandıTürkiye
Konya'da aile katliamı: Mehmet Altun tutuklandı
Sivasspor deplasmanda Dinamo Batumi'yi 2-1 yendiSpor
Sivasspor deplasmanda Dinamo Batumi'yi 2-1 yendi
Trabzonspor, Molde ile 3-3 berabere kaldıSpor
Trabzonspor, Molde ile 3-3 berabere kaldı
Galatasaray, St. Johnstone ile 1-1 berabere kaldıSpor
Galatasaray, St. Johnstone ile 1-1 berabere kaldı
Lionel Messi resmen Barcelona'dan ayrıldı!Spor
Lionel Messi resmen Barcelona'dan ayrıldı!
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Günün HaberleriGünün Haberleri