Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı

Kritik zirve yeni dengelere gebe

Brüksel'deki Erdoğan-Biden zirvesi, iki ülke arasındaki ilişkilerden çok Türkiye'nin dış politikada yeni dengeler ve yeni güç mücadeleleri kapsamında alacağı konumu da belirleyecek sonuçlar doğurabilir.

Kritik zirve yeni dengelere gebe
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Whatsapp'tan Gönder Haberi Yazdır Metni küçült Metni büyüt

Uğur DUYAN

ANKARA (Anayurt) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi'ne katılmak için dün Brüksel'e gitti. Erdoğan, Brüksel'de ABD Başkanı Joe Biden başta olmak üzere pek çok NATO üyesi ülkenin lideriyle buluşacak. Erdoğan'ın temasları arasında hiç şüphesiz Biden en önemli yeri tutuyor. Gözlerin çevrildiği Biden görüşmesi öncesi diplomatik kaynaklar, "Olumlu bir yaklaşımla gidiyoruz" yorumunu yaparken, Beyaz Saray, görüşmenin "yüz yüze diplomasi için bir fırsat" olacağını vurguladı. İki liderin de önünde Doğu Akdeniz, Suriye, İran, Dağlık Karabağ gibi bölgesel konularda geniş ve kapsamlı bir ajandaları olacak.

Anayurt'a konuşan uzmanlar ise, Erdoğan-Biden görüşmesinden şaşırtacak bir sonuç çıkmayacağını ancak, başta Rusya ve Çin olmak üzere NATO'nun Pasifik'ten Atlantik'e uzanan denklem sahalarında yeni dengeler ve yeni müttefikliklerin kurulmasının mümkün olduğu görüşünde. Öte yandan görüşmenin dış politika kadar ekonomiyi de etkileyecek yanları da var. Görüşmenin pozitif bir iklimde geçmesi ABD'li yatırımcıların Türkiye'ye yönelmesini sağlamak kadar Merkez Bankası'nın faizleri düşürmesi için de kapı aralayacak bir zemin  yaratabilir.

"İLİŞKİLERE ZARAR VEREN ABD"

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden Dr. Resul Yalçın, görüşmenin mevcut çatlakların giderilmesi için kapıyı açık bıraktığını ifade ederek, "Türkiye'nin ABD ile ilişkileri ciddi mamanda darbe aldığı bir gerçek. Fakat ABD şunu anlaması gerekiyor ki, değişen bir dünyada, Türkiye ile işbirliği olmadan bölgesel istikrar sağlanamaz. Türkiye-ABD ilişkilerinin ciddi mamanda darbe almasında sorumlu Türkiye değil, Amerika Birleşik Devletleri'nde ülkenin uluslararası politikasını oluşturan, dizayn eden ve belirleyen karar verici mercileri olan ABD kurum ve kuruluşlarıdır" diye konuştu.

Dünyanın ciddi manada değiştiğini ve Türkiye'nin eski geleneksel politikalarını revize edip değişen şartlar altında milli çıkarlarını nasıl daha iyi koruması ve kollaması gerektiği bakımından almış olduğu kararları ve attığı adımları doğru ve anlamlı bulduğunu kaydeden Yalçın, "İki kutuplu eski dünya düzeni artık olmadığı gibi geçmişte Amerika Birleşik Devletleri'ne nerdeyse her konuda itaat eden ve kendisine adeta biat eden bir Türkiye de yok artık" görüşünde bulundu.

Türkiye'nin birçok konuda oyun kuran ülke haline geldiğini ifade eden Yalçın, Türkiye için birincil ulusal güvenlik tehdidi olan PKK'nın Suriye kolu PYD/YPG verdiği askeri destek bağlamında ABD ile ilişkilerin hiç bu kadar gergin olmadığını söyledi.  ABD'nin FETÖ terör örgütü lideri Fetullah Gülen'i Türkiye'nin tüm girişim ve çabalarına rağmen iade etmediği gibi ona destek çıkmaya da devam ettiğini söyleyen Yalçın, "ABD Türkiye'yi F-35 yeni nesil savaş uçağı projesinden hukuksuz bir şekilde çıkarmış ve Türkiye'nin F-35'ler için ödediği 1 milyar 250 milyon doları da geri ödemiyor" dedi.

ABD'nin küresel siyasette büyük güç rekabetini tekrar geri getirerek, Rusya'yı izole etme siyaseti izlediğini ve Türkiye'yi de bu siyasetin içine çekmek için bir dizi cambazlığa başvurduğunu söyleyen 

Yalçın Şunları kaydetti:

"ABD, Türkiye'ye adeta ya 'bizimlesin ya da karşımızdasın' der gibi bir tutum içerisinde. Türkiye, aslında göstermeye çalıştığı tüm çabasıyla ABD'ye ne seninleyim, ne de karşındayım mesajları vermesine rağmen, Amerika Birleşik Devletleri Türkiye’ye karşı hasmane tavırlarını sürdürmeye devam etmektedir. İktidara gelir gelmez ABD Başkanı Biden'ın 1915 olaylarını resmen bir "soykırım" olarak tanıması ABD’nin Türkiye’ye karşı hasmane tutumunun bir başka örneğidir. 'Soykırım' kelimesi çok ciddi bir suçlamayı ifade ediyor ve terimin ağırlığı nedeniyle hukuki ve tarihi gerçeklerle tam olarak desteklenmesi gerekiyor. 1915 olayları açısından durum böyle değildir. 'Soykırım' terimi ilk kez 1948 yılında hukuksal bir çerçevede kabul edilmiştir. BM, 1915 olaylarını soykırım olarak nitelendirmeyi dikkate almamıştır. Ancak Türkiye'nin konuyu tarihsel açıdan detaylı olarak ele alıp araştırılmasını önermesine rağmen, ABD yönetimi bunu dikkate almayarak bunu bir 'soykırım' olarak kabul etmeyi tercih etmiştir."

"ABD'NİN YARASI DERİN!"

İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana büyük güç ilişkilerinin ilk defa yeniden düzenlenmesi yaşanıyorken, Türkiye daha önce hiçbir zaman sahadaki bölgesel gerçekleri bu ölçüde etkileyecek ve şekillendirecek böylesi önemli bir rol üstlenmediğini kaydeden Yalçın, şöyle devam etti:

"ABD-Türkiye arasındaki mevcut en önemli çekişme sorunlarından biri, Türkiye'nin Rus S-400 hava savunma sistemini satın almasıdır. Bu sorun daha geniş çerçeve içinde görülmelidir. Sorun yalnızca ABD'nin Rus sisteminin ABD ekipmanına yakınlığı konusundaki teknolojik endişeleriyle sınırlı olsaydı, Türkiye'nin bu endişeleri giderme çabaları cevapsız kalmazdı. Nitekim Türkiye'ye uygulanan CAATSA yaptırımlarının adı bile ABD'nin Türkiye'nin satın alımının askeri-stratejik olmaktan çok siyasi-stratejik olmasından duyduğu endişenin kanıtıdır. Türkiye'nin Rusya’dan S-400leri satın almasına ilişkin ABD endişesinin askeri-stratejik olmaktan çok siyasi-stratejik olduğuna işaret ediyor." 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dış politikada normalleşmeye ve iç cephedeki reformlara olan bağlılığını sık sık yinelediğini ve defalarca Biden yönetimi ile 'yeni bir sayfa' başlatmayı umduğunu anımsatan Yalçın, "Ancak Biden yönetimi, S-400 meselesini ikili ilişkilerin onarılmasının önündeki en büyük engel olarak görmeye devam ediyor. Bahsettiğim gibi S-400 meselesi bahane ABD'nin yarası derin! Dolayısıyla bu görüşme, bir takım kozmetik değişikliklerden ziyade iki ülke arasında ilişkileri yeni bir zemine taşıyacağını ümit etmiyorum" dedi

"BRÜKSEL'DEKİ ZİRVENİN ÜZERİNDE KAVALA GÖLGESİ OLACAK"

Siyasetçi ve yazar Aydın Sezer, Brüksel'deki Erdoğan-Biden görüşmesinde ele alınacak konuların Türk-Amerikan ilişkilerinin kendi dinamiklerinden kaynaklanan bir siyasi iklimde yapılamayacağına değinerek, şunları kaydetti:

 "Türkiye-ABD ilişkilerinin ötesinde başka etken ve dinamiklerin de bu görüşmede öne çıkacağını göreceğiz. Libya'daki gelişmeler de Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki gelişmeler de bu görüşmenin ana çerçevesi içinde yer alacaktır. Bu görüşmeler iki olayın gölgesi altında gerçekleşecek. Birincisi Türkiye-Rusya ilişkileri ikincisi de Türkiye'deki demokrasinin kalitesiyle, hem kurum hem kurallarıyla ilgili kalitesiyle ilgili Türkiye'deki siyasi iktidarın attığı adımlarla alakalı olacak. Açıkçası Türk-Amerikan ilişkileri görüşülürken Brüksel'deki zirvenin üzerinde bir Osman Kavala gölgesi olacak. Yine bu gölgenin de üstünde Rusya'dan alınan S-400 hava savunma sistemlerinin bir gölgesi olacak. Türkiye Amerika Birleşik Devletleri ile S-400'ler meselesini çözmeye çalışırken Rusya ile karşı karşıya gelecek. Türkiye bu bağlamda, ABD ile ilişkileri düzeltmeye ya da en azından işleri yoluna koymaya çalışırken Rusya şu an Türkiye'nin ne kadar esneme yapabileceğiyle alakalı gözüküyor. Yani Türk-Amerikan ilişkilerinin nasıl bir seyir izleyeceğini takip ediyor olacak. Bunu yaparken de elinde Türk dış politikasıyla ilgi çok sayıda donesi var. Mesela bir tanesi İdlib'teki cihatçı milislerin temizlenmesi, bir diğeri ve daha vahimi turist ve uçuş serbesti, uçuş yasağı halen sürüyor ve Rusya bunu uzatabilir. Bunlardan çok daha ciddi bir koz ise Dağlık Karabağ'daki askeri koridor konusunda atacağı adımlar."

Türkiye ve Amerika arasındaki konu başlıklarının Rusya ile Türkiye arasındaki konuların ağırlığına denk olduğunu ifade eden Sezer, "Türkiye, Rusya ile son beş yılda ilişkilerin geliştirilmesi bağlamında çok önemli mesafeler katetti. Bunu hem ABD hem NATO ile ilişkileri bozma pahasına yaptı, yeni bir dış politika izledi. Bu bağlamada Rusya ve ABD arasında denge politikasını sürdürecek bir zemin de kalmadı. Türkiye'nin daha net tercihler yapması gereken bir noktadayız. Erdoğan'ın Biden ile yapacağı görüşmede, Türkiye, ABD ile ilişkileri düzeltecek adımlar atarsa ki genel beklenti de yapılan açıklamalarda bu yönde" görüşünde bulundu.

'PUTİN FAKTÖRÜ NASIL İŞLEYECEK?'

S-400 meselesi, Fırat'ın doğrusundaki Kürt oluşumu, terör örgütlerinin varlığı, HalkBank davası ve Doğu Akdeniz'de ABD'nin giderek Yunanistan ve İngiltere'nin pozisyonlarını destekleyici bir konuma gelmesi gibi gelişmelerin Türkiye'yi, kendi durumunu güçlendirmek adına Rusya'ya yaklaştırdığını kaydeden Sezer şöyle devam etti:

"Ukrayna konusunda NATO ve ABD ile Türkiye'nin yakınlaşması, Rusya'yı karşısına alması anlamına geliyor. Rusya bu konudaki rahatsızlığını da açık-seçik ve hiç de diplomatik olmayan ifadelerle dile getiriyor. Bu nokta da en önemli açmaz Dağlık Karabağ konusunda, bu bölge Rusya'nın inisiyatifinde. Bölgedeki askeri koridorların Türkiye'nin kullanımına açılması Türkiye'nin Azerbaycan'daki varlığı için çok kritik. Dolayısıyla Rusya'ya karşı ABD'den yana bir tavır alınması, dış politikada daha derin sorunlar yaşatacak. Türkiye'nin bu gelişmeleri dikkate alması için yeniden bir denge politikası izleyip, izlemeyeceğine karar vermesi gerekir. Yani Biden-Erdoğan görüşmesinden çok olumlu ya da beklentileri karşılayan bir yanıt çıkarsa anında Rusya cephesine bakmamız gerecek. Putin faktörünün nasıl işleyeceğini görmemiz gerekiyor."

GÖRÜŞME OLUMLU GEÇERSE FAİZLER DÜŞER Mİ?

İktisatçı Mustafa Sönmez ise görüşmeden, Türkiye ve ABD ilişkilerinin iyileştirilmesi yönünde bir sonuç çıkması halinde, bu gelişmenin Türkiye'nin yatırımcılar nezdindeki imajına da olumlu katkı sağlayabileceğini ve Türkiye'nin riski priminin aşağı yönde bir hareket izlemesine de neden olacağını söyledi.

Sönmez, "Risk piriminin düşmesi yabancı yatırımcıların Türkiye'ye gelmesini engelleyen güven bunalımını belli ölçülerde aşabilecek bir imkân da sağlayabilir. Bu yabancı sermayenin Türkiye ile arasına koyduğu mesafeyi azaltmasına da neden olabilir" yorumunda bulundu. Sönmez, eğer çok pozitif bir görüşme olursa buna güvenerek ve belli bir riski de göze alarak Merkez Bankası'nın politika faizinde düşüşe gidebileceğini ifade ederek, "Mutlaka olur demiyorum ama Erdoğan, bu görüşmenin çok olumlu geçmesinden güç alarak, yabancı kaynak girişini hızlandıracak varsayımıyla ya da beklentisiyle faizlerde bir düşüş işareti verebilir. Ancak her durumda bir risktir. Fakat Erdoğan, böyle riskler almayı da seven bir siyasidir. Faizlerin de bu seyrinden hoşnut değil. İlk fırsatta da indirme niyeti taşıyor. Faizleri indirme bağlamında görüşmelerin çok olumlu geçmesi bir etken olabilir" diye konuştu.

Görüşmeden negatif bir görünüm çıkması durumunda ise Türkiye'nin risk piriminin 400 sınırında kalacağına ve bu risk pirimi ile Türkiye'nin küresel piyasalarda negatif ayrışmasının da süreceğine değinen Sönmez, "Böyle bir gelişme, Türkiye ekonomisi açsından hayati önem taşıyan yabancı kaynak akşını olumsuz yönde etkileyeceği için var olan ekonomik krizin derinleşmesine ve dolarlaşmanın da artışı anlamına gelecektir" dedi.

"ABD TÜRKİYE'Yİ 'KAYIP LİSTESİNE' ALMAK İSTEMEZ"

ABD yönetiminin Türkiye'yi bütünüyle kaybetmeyi göze almayacağını ancak Rusya ile kurulan yeni ilişki biçimi yüzünden baskılama diplomasinin süreceğini vurgulayan Emekli Büyükelçi Pulat Tacar ise şu ifadeleri kullandı:

"Sayın Cumhurbaşkanımız ile ABD Başkanı Sayın Biden arasında yapılacak görüşmenin iki ülke arasındaki ilişkileri yeni bir zemine taşıyabileceğini sanmıyorum. Kuzey Suriye'de oluşturulmakta bulunan Kürt özerk yönetimine ABD desteği sürecektir. Sadece ABD değil AB ve Rusya da oradaki gruplara destek vermeğe devam edeceklerdir. Bu güçlerin, Suriye yönetimini de baskı altına alarak Suriyeli Kürtlerle bir "modus vivendi" (yaşam biçimi) bulunmasını zorlayacaklarını sanırım. Ne Batılılar ne de Araplar ve İranlılar oradaki Kürt oluşumu sayılan YPG'yi terörist örgüt çerçevesine almayı kabul etmelerini beklemiyorum. S-400 konusunda ABD'nin geri adım atmasını da beklemiyorum. Bu cihazların en önemli aksamı kullanmalarını sağlayan programlardır. Bu yazılımları Rusya kimseye veremez. ABD ve NATO ülkelerinin çoğunluğu S-400 sisteminin Türkiye'ye konuşlanmasını NATO açısından bir tehdit olarak görmekteler. Öte yandan, ABD Türkiye'yi 'kayıp listesine' almak da istemez. 'Baskıya devam' politikasını sürdürecektir. Bu nedenle, yapılması planlanan görüşmenin ilişkileri olumlu bir zemine taşıyamayacağını sanırım. 'Ayrıntıların ele alınmaya devam olunması' daha alt kademelere bırakılacaktır. Bu da baskının sürmesi sonucunu verecektir. Yapılacak görüşmede Türkiye'deki demokrasi, insan hakları, yargının bağımsızlığı konularının Biden tarafından dile getirilmesine muhakkak nazarı ile bakılmalıdır.  Türk tarafının görüşme sonuçlarını Türk kamuoyuna iç siyaset mülahazaları ile objektif biçimde yansıtmasını beklemiyorum."

'TÜRKİYE'YE NATO'DA ÇİN'E KARŞI YENİ GÖREVLER VERİLEBİLİR'

Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Joe Biden görüşmesinden, Türkiye ile ABD arasındaki sorunların çözümü konusunda çok fazla sonuç alınamayacağını ifade ederek, "Bekli ileriyle dönük bazı taahhütler verilebilir. Bu toplantının asıl amacının Türkiye-ABD ilişkilerini düzeltmeden çok yeni bir ittifak anlaşması ortaya koymak ve bunun için gerekli zemini aramaktır" değerlendirmesinde bulundu. Pekin şunları kaydetti:

"ABD, Afganistan'dan çekiliyor. Bu bağlamda, Afganistan'da Türkiye'nin talip olduğu misyon da önem kazanıyor. Bu misyon kadar Ankara'nın Kabil Havalimanı'nın güvenliğini sağlama önerisi de ön plana çıkan gelişmelerdir. Çünkü, ABD bölgede Çin'e ve Rusya'ya karşı başka güçleri öne çıkartmak istiyor. Türkiye bu ülkelerden biri ve bir NATO üyesi. ABD aynı zamanda Çin'e karşı bazı vekil güçler çıkartmak istiyor. Bu güçler Müslümanlardan oluşturulacağı için Türkiye, ABD nazarında öne çıkarak, ittifakın diğer üyelerinden farklı olarak yeni tür bir müttefikliğin içinde görülüyor. Çünkü, Çin de bir yol bir kuşak projesi kapsamında Afganistan'ı önemsiyor ve ABD'liler gibi onlar da bir takım vekil güçlerle bölgede yeni bir denklem kurmaya çalışıyor. Bu noktada Joe Biden, Çin'in ekonomik üstünlüğünü Asya üzerinden Avrupa'ya yaymak için başlattığı bu projeye karşı bir hamle üretmek istiyor."

"Türkiye'yi, ABD ve NATO'nun desteklediği Müslüman ülkelerle birlikte hareket edecek bir vekil güç olarak Çin'e karşı bir pozisyonlandırmak isteniyor" düşüncesini savunan Pekin, şöyle devam etti:

"Bu görüşmede ABD tarafının öne çıkartacağı başlık bu olacaktır. Dolayısıyla Türkiye'nin böyle bir görevi yerine tek başına getirmesi çok zor. Diğer ülkelerin de Türkiye'nin yanında yer alması gerekecek. Bu konu ABD için çok önem arz ediyor. Ancak bunun için bir anlaşma yapılması gerekiyor. ABD'nin Türkiye'nin Batı çıkarlarına bağlı kalmasını sağlayacak kendi güdümünden ayrılmasını engelleyecek yeni bir müttefiklik anlaşmasının yapılması gerekiyor ya da yeni bir müttefiklik statüsü gerekiyor.  Çünkü, ABD Türkiye'yi bir NATO üyesi olmaktan çok kendisi ile NATO dışında ittifak yapan bir ülke konumunda görüyor. Bu anlayış yüzünden ikili bir durum ortaya çıkacak. Türkiye bunu ne kadar istiyor? Bu sorunun yanıtını bilmiyorum. Ancak Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki Kürt oluşumuna ve Doğu Akdeniz'de gelişmeler konusundaki taleplerini de Çin ile bağlantı olduğunu görmek durumundayız. Çin'in bir yol bir kuşak projesi kapsamında bölgeye sızmasını sağlayacak her yolu deneyeceğini de göz önünde bulundurmalıyız. Önümüzdeki dönmede şunu göreceğiz: Çin bir yol bir kuşak projesi kapsamında askeri diplomasiyi kullanarak, yayılma alanı içindeki bütün önemli ticaret merkezlerini ve limanları kullanmak için bölgedeki bütün devletlere gövde gösterisi yapacak."

Türkiye'nin NATO Liderler Zirvesi'nden ve Erdoğan-Biden görüşmesinden bölgesel sorunları çözebilecek sonuçları hemen alamayacağını ve bu pazarlıklarının süreceğini belirten Pekin, "Türkiye'ye NATO ekseninde yeni görevler verileceğini düşünüyorum" dedi.

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
CHP’de öncelik sıfır oy alınan sandıklar
 
Mevsimlik tarım işçileri bakanla görüştürülmedi
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Merkez Bankası faiz kararını açıkladıEkonomi
Merkez Bankası faiz kararını açıkladı
Faiz kararı sonrası dolar rekora koşuyorEkonomi
Faiz kararı sonrası dolar rekora koşuyor
Sudan'da askerler ve siviller birbirini suçluyorDünya
Sudan'da askerler ve siviller birbirini suçluyor
MHP'de 7 isim parti üyeliğinden çıkarıldıSiyaset
MHP'de 7 isim parti üyeliğinden çıkarıldı
Kovid-19'a 'lamalı tedavi'Dünya
Kovid-19'a 'lamalı tedavi'
Metina'da 2 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildiTürkiye
Metina'da 2 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi
Yenimahalle Belediyespor'da hedef Avrupa kupalarıSpor
Yenimahalle Belediyespor'da hedef Avrupa kupaları
Bireysel Emeklilik Sistemi'ne 50 bine yakın çocuk katıldıEkonomi
Bireysel Emeklilik Sistemi'ne 50 bine yakın çocuk katıldı
Sorumlu madencilik inisiyatifi geliyorEkonomi
Sorumlu madencilik inisiyatifi geliyor
Hatay'da 12,5 milyon liralık kaçak ticari ürün ele geçirdiTürkiye
Hatay'da 12,5 milyon liralık kaçak ticari ürün ele geçirdi
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Günün HaberleriGünün Haberleri