Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı

Kış gelmeden iki doz aşılama bitmeli

Prof. Saltık, aşıların yeni varyantların ortaya çıkması yüzünden bağışıklık edindirme oranlarının düştüğünü, 12 yaş üstü herkesin en az iki doz aşılanmasının zorunlu olduğunu belirterek, Türkiye'nin kış ayları gelmeden aşılama sürecini tamamlayamaması halinde bütün sürecin başa döneceğini söyledi.

Kış gelmeden iki doz aşılama bitmeli
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Whatsapp'tan Gönder Haberi Yazdır Metni küçült Metni büyüt

Uğur DUYAN

ANKARA (Anayurt) - Türkiye'nin önde gelen Halk Sağlığı Uzmanlarından Prof. Dr. Ahmet Saltık, aşıların yeni varyantların ortaya çıkması yüzünden bağışıklık edindirme oranlarının düştüğünü ve ikinci doz aşılamadan ancak 14 gün sonra kişilerin bağışıklık kazandığını belirterek, iki doz ve üzeri aşılananlarla birlikte son altı ay içinde hastalığı atlatanlar dahil toplam nüfusun yalnız yüzde 22,5'nin Kovid-19'a karşı direnç gösterebilecek durumda olduğunu söyledi. Saltık, "Dibi delik havuz gibi, aşılama, hastalık geçirme ile erişilen bağışıklık oranı, bağışıklığın yitirilmesi vb. nedenlerle gereken orana yetişememektedir. Bu amaçla hızla, seferberlik içinde, en geç 1-2 ay içinde, kış gelmeden eldeki etkin aşılarla yaygın aşılama zorunludur" görüşünde bulundu.

Türkiye'de haftalık Kovid-19 vaka sayısının 45 ilde artmasına karşın 36 ilde azaldığı görüldü. Prof. Dr. Ahmet Saltık, Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan haftalık verileri Anayurt'a değerlendirdi. Sağlık Bakanlığının aşılma hedef kitlesini 18 yaş üstünü oluşturan 61 milyon kişi üzerinden tanımladığını ve bu hedef kitle üzerinde yapılacak olan hesabın yanıltıcı oluğunu söyleyen Saltık, Türkiye'nin resmi nüfusunun 85 milyon olmasına karşın göçmenler ve kaçaklar ile nüfusun 90 milyona erişeceğini bu nedenle de 12 yaş üstü tüm nüfusun aşılanması gerektiğini ifade etti.

'BİR HAFTALIK VERİLER YANILTICI OLABİLİR'

Saltık, sadece bir haftalık verilere dayalı olarak bir irdeleme yapmanın yanıltıcı olabileceğini ve sağlıklı bir sonuç almak için en az iki haftalık hatta ve daha uzun zaman dilimlerini içeren çözümlemeler yapmanın daha güvenilir çıkarımlar sağlayacağını söyledi. Saltık şöyle devam etti:

"Hastalığın kuluçka süresi genel olarak 14 gün olarak biliniyor. Bu yüzden, bulaşı alan bir insan 14 gün boyunca bulaştırıcı olabileceği gibi, bulaştırıcılığın sonlanması da 2 haftayı buluyor. Bu yüzden, Sağlık Bakanlığının haftalık verileri kimi illerde artışı, kimilerinde azalışı açıklamaya elverişli değil. Aşılama oranlarını da bilmek gerek bu illerde ve haftalık insidens (vaka yoğunluğu) hızları ile ilişkilendirmek gerek. Son aşı uygulamasından iki hafta sonra erişilebilecek en üst bağışıklığa ulaşıldığı da akılda tutulmalı. Epidemiyolojik değerlendirmelerde bu devingen (dinamik) zamansal özellikler dikkate alınmalı.

Ayrıca Sağlık Bakanlığı takvim haftasını kullanarak güncel olmayan veri paylaşıyor. En son yayınladığı veri 4-10 Eylül 2021 takvim haftasının ve bu da 10 Eylül'de değil, bir hafta gecikmeyle paylaşıldı. Bu haritada 81 ilde 4-10 Eylül 2021 dönemi haftalık insidens hızı veriliyor. Bunun anlamı, o zaman diliminde -örneğimizde haftada- her 100 bin kişi başına yeni tanı konan Kovid-19 hasta sayısıdır. Örneğin Ankara'da, anılan zaman diliminde, her yüz bin kişide 283 kişiye 'yeni' Kovid-19 tanısı konmuştur.

Ankara nüfusu 6 milyon alınırsa, 60 çarpı 283 eşittir: 16 bin 980 kişi. Buradan hareketle 4-10 Eylül haftası içinde yedi günde bu kadar Kovid-19 tanısı konduğu anlaşılır. Bu hafta içinde Türkiye genelinde yeni olgu (vaka) sayısı 155 bin 346 olup, bu da yüzde 10,9 oranına karşılık gelmektedir. Türkiye'nin 'resmi' nüfusu 85 milyondur. Bu 85 milyon içinde Ankara, yaklaşık 6 milyonluk nüfusu ile yüzde 7,1 pay sahibidir ve nüfusuna oranla daha yüksek bir yeni olgu (vaka) sayısına/oranına sahiptir. Nitekim Türkiye geneli için haftalık insidens hızının da yüz binde 182,8 olduğu görülmektedir. Ankara'nın değeri olan yüz binde 283'ten yüz puan daha eksiktir. Ya da Ankara, Türkiye ortalaması olan 4-10 Eylül 2021 haftası Kovid-19 insidens hızı yüz binde 183'ten çok daha yüksek bir il insidens hızına sahiptir."

Bu tür sorulara net bir yanıt verebilmek için elde yeterli verinin olmadığını kaydeden Saltık, oysa Sağlık Bakanlığının veri tabanında tüm verilerin ayrıntılı olarak bulunduğunu belirterek, "Üstelik bu veri tabanında Epidemiyolojik çözümlemelere hızla erişebilecek yazılımlar da yüklüdür. Bu çözümlemeleri yapabilecek Halk Sağlığı Uzmanlarına olanak verilmeli ve sonuçlar kamuoyu ile dürüstçe, saydamlıkla ve güncel olarak paylaşılmalıdır" diye konuştu.

TÜİK VERİLERİ AÇIKLAYACAK: MIZRAK ÇUVALA SIĞMADI

Saltık, 19 Eylül için açıklanan can kaybının 213 kişi olduğunu ve bu sayının ürkütücü olmasına karşın gerçek verinin bu rakamın yaklaşık 3 katı olduğunu vurgulayarak, bu rakama Dünya Sağlık Örgütü kestirimlerine göre ulaşılabileceğini söyledi. Saltık şöyle konuştu:

"640'a varan günlük Kovid-19 kaynaklı ölüm sayısının açıklanması, halkı önlemlere daha çok uymaya, aşıya daha çok sahip çıkmaya yönlendirebilir. Kaldı ki gerçek ölüm sayısını sonsuza dek saklama olanağı yoktur. 2020 ölüm istatistikleri TÜİK tarafından hala açıklanmamıştır. Oysa her yıl mayıs başında yayınlanırdı. 2020 içinde olağan koşullarda beklenen 440 bin dolayında ölümün 200 binden çok fazlası söz konusudur ve AKP iktidarı bu fiyaskoyu, acı gerçeği saklamaktadır.

2021 ölüm istatistikleri de açıklanmayacak mıdır? Mızrak çuvala sığar mı? TÜİK'in kendisine ilgili kurumlardan veri gelmediği gerekçesi inandırıcı değildir. Sağlık Bakanlığının bilgi aktarmaması söz konusu değil. Her ölüm 10 gün içinde kayda alınmak zorundadır yasal olarak. Doldurulan ölüm belgeleri, gömme izinleri otomatik olarak sisteme yüklenmekte, Sağlık Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü veri tabanına yüklenmektedir. TÜİK, kuruluş yasası gereği bu veri tabanlarına intranet üzerinden eşzamanlı erişebilmektedir.

Güncel olmayan haftalık verilerin açıklandığından söz etmiştik. Katıldığımız TV programlarında kezlerce dile getirdik; geriden gelen ve güncel olmayan takvim haftası yerine Epidemiyolojik hafta kullanılması zorunludur. Yani, diyelim 20 Eylül akşamı açıklanan haftalık tablo, 20 Eylül'den geriye 7 güne ilişkin olmalıdır; 14-20 Eylül 2021 haftası olarak. Bu çok temel bir Epidemiyolojik ilkedir."

DELTA VE DELTA PLUS VARYANTLARIN BULAŞICILIĞI

Delta ve Delta Plus varyantlarının önceki mutant tiplerine göre daha kolay bulaştığını ve bulaş oranının yüzde 60-65 düzeyinde olduğunu söyleyen Saltık, "Bu mutant tipleri sıklıkla da hafif klinik bulgularla, örneğin bir yaz soğuk algınlığı gibi seyretmektedir. Burun akıntısı, hafif soğuk algınlığı–nezle bulguları, tat ve koku duyusunun yitirilmemesi, şiddetli öksürük ve nefes darlığı olmayışı insanları aldatabilmektedir. Bu süre içinde de başkalarına bulaştırma daha çok ve daha kolay olabilmektedir. Tam aşılı olanlar daha hafif belirtilerle, belli belirsiz geçirebilmekte ve aşısızlar ölçüsünde olmasa da bulaştırabilmektedirler. Bu 2 varyant aşıdan da kaçabilmekte, tam aşılı insanlara da bulaşabilmekte ve hafif de olsa hastalık yapabilmektedir. Ancak ağır hastalık, hastaneye yatma, yoğun bakım gereksinimi ve ölüm riski kezlerce kat daha düşük olmaktadır aşısızlara ya da eksik aşılılara göre" açıklamasında bulundu.

Saltık, "Güncel verilerin üzerinden konuşarak gidersek: 20 Eylül saat 01:34'teki Sağlık Bakanlığı aşılama tablosundaki veriler şöyle, toplam yapılan aşı sayısı 105 milyon 152 bin 920 birinci doz uygulanan kişi sayısı, 52 milyon 686 bin 951 ve ikinci doz uygulanan kişi sayısı 42 milyon 48 bin 514, üçüncü doz uygulanan kişi sayısı 10 milyon 417 bin 455. İlk yani tek doz aşının koruyuculuğu yok gibidir. İkinci ve üçüncü çok sınırlı da olsa dördüncü doz alanları hesaba katmak gerek. Bu sayı 42 milyon 48 bin 514'e dahildir ve bakanlık, 18 üstü yaş dilimi yani 61 milyon nüfusu hedef kitle almakta, bu hesapla (42 milyon/61 milyon) yüzde 69'a varan bir tam aşılılık kabul etmektedir" ifadelerini kullandı.

HEDEF KİTLE HESABINDAKİ 6 YANLIŞ

Sağlık Bakanlığının temel aldığı hesabın 6 nedenle çok yanlış olduğunun altını çizen Saltık şöyle konuştu:

"Birinci neden: Türkiye'nin resmi nüfusu 85 milyon, eylemli (de facto) nüfusu 90 milyon üstüdür. Geçici koruma konumunda (statüsünde) olanlar, kaçaklar, düzensiz göçmenler… Üstelik bu son sayılan vatandaş olmayanlara aşı için erişim pek çok nedenle oldukça güçtür (başta Türkçe bilmemeleri yüzünden). 90 milyon yerine 61 milyonu hedef kitle almak tam aşılı oranının yaklaşık bir bölü üç oranında yüksek kabul etmektir. Yüzde 69'un bir bölü üçü olan 23 puan düşülürse, tam aşılılık yüzde 46'ya iner.

İkinci neden: 16-18 yaş arasına aşılama yeni başlamıştır. 12-16 yaş arası aşılama görmezden gelinecek orandadır. 18 üstü yaş diliminde ve yurttaş olmayanları görmezden gelerek abartılı aşılama oranı halkı ve salgın yönetimini aldatıcı devekuşu tutumudur. 12 yaş altı çocukların halen aşılmaya dahil olmayışı salgın yönetiminde ciddi bir eksikliktir ancak çocuklarda Kovid-19 giderek artmaktadır. ABD'de yüzde 26'yı geçmiştir, o yaş dilimlerinde kurallı tarama testleri ile yakalanan PCR pozitifliği oranı. Üstelik 6 Eylül'de 12 yıllık temel örgün eğitim açılmıştır. Son 2 haftadır olgu sayısında artış bakımından Türkiye dünyada dördüncü sıraya tırmanmıştır.

Üçüncü neden: İrdelediğimiz aşı oranları ana ilişkindir. Oysa bağışık yanıt, 14 gün sonra o aşı için erişilebilecek en üst düzeye varmaktadır. Toplum bağışıklığı için 14 gün önceki tam aşılılık oranına bakılmalıdır. Bu da yaklaşık 10 puan geride verilerdir ve yüzde 46 olan oran yüzde 36'lara gerilemektedir.

Dördüncü neden: Ülkemizde yaygın yoksulluk ve beslenme bozukluğu, yetersizliği nedeniyle aşılara ideal bağışık yanıt beklenmesi olanaksızdır. Kabaca yüzde 10 dolayında bir fire, yetersiz bağışıklama varsayılabilir. Üçüncü neden de belirttiğimiz beklenebilecek toplum bağışıklığı oranı yüzde 26'lara düşmektedir.

Beşinci neden: Son olarak, yaygınlaşan ve çeşitlenen varyantlar nedeniyle aşıya direnç, aşıdan kaçabilme oranı yükselmiş, aşı etkililiği ülkemizde uygulanan BioNTech&Pfizer aşısı için yüzde 70'lere dek eksilmiştir. Dolayısıyla, dördüncü nedende belirttiğimiz yüzde 26 oranının yüzde 70'ini almak gerekebilir ki, bu da yüzde 18,2 etmektedir.

Altıncı neden: Bu orana hastalığı geçirerek doğal bağışık olanları katmak gerekir. Salgının başından beri toplam resmi olgu sayısı 6,8 milyondur. Ancak son 6 ayda hastalanan sayısı dikkate alınmalıdır çünkü bağışık direnç sönümlenmektedir. 6 milyon 820 bin 861 kişiden 2 milyon 950 bin 603 kişiyi düştüğümüzde, bu rakam 3 milyon 870 bin 258 kişidir ve son 6 ayda hastalananlardır. 90 milyon nüfusta yüzde 4,3'e karşılık gelmektedir. Beşinci nedende elde edilen yüzde 18,2 oranına eklendiğinde yüzde 22,5 bulunur ki, ülkemizdeki gerçek biyolojik toplum bağışıklığı bu orandır. Tersinden söylemek gerekirse, ülkemizin 90 milyon nüfusunun yalnızca yüzde 22,5'i gerçek anlamda Kovid-19'a karşı şu anda bağışıklık kazanmıştır, dirençlidir!"

"HAYDİ TÜRKİYE, UZAT KOLUNU, KOŞA KOŞA AŞIYA"

Bu denli bir düşük toplum bağışıklığının olduğu Türkiye'de turizmin açılmasının, ülkenin transit bir coğrafyada yer almasının ve nüfusun dörtte birini bulan aşı karşıtlığı yüzünden gereken biyolojik toplum bağışıklığına erişilemediğini söyleyen Saltık, sözlerini şöyle bitirdi:

"Dibi delik havuz gibi, aşılama, hastalık geçirme ile erişilen bağışıklık oranı, bağışıklığın yitirilmesi vb. nedenlerle gereken orana yetişememektedir. Bu amaçla hızla, seferberlik içinde, en geç 1-2 ay içinde, kış gelmeden eldeki etkin aşılarla yaygın aşılama zorunludur. Tersi kısır döngüdür, yeni varyantlardır, daha çok hastalık, daha çok ölüm, salgının uzaması ve sosyal-ekonomik ağır bedellerdir. İktidar, aşı karşıtlığını hoş göremez, bu davranış kişiler açısından da hak değil, insanlığa karşı suçtur. Umumi Hıfzıssıhha Yasasının 57., 64., 72. ve 94. maddeleri çok net olarak zorunlu aşıya olanak vermektedir. Anayasa'da boşluk yoktur; 2., 5., 12., 17., 56., 65. maddeler aşıyı devlete yüküm, yurttaşa ödev vermektedir. AİHM ve AYM kararları da bu yönde. Temel eğitim ve üniversitelerde gerekli tüm yapısal önlemler hızla ve eksiksiz tamamlanmalıdır. Halk sürekli ve etkin eğitilmeli, aşı karşıtlığı yaptırımları kararlılıkla uygulanmalıdır. ABD Bakanı J. Biden geçtiğimiz hafta, ABD halkının yüzde 25'inin (1/4'ünün) aşılı olmaması yüzünden salgınla baş edemeyeceklerini açıkladı. Fransa, aşıyı reddeden 3 bin sağlık çalışanını işten çıkardı. Benzer kararlı adımları atan ülke sayısı artıyor. Haydi Türkiye, uzat kolunu, koşa koşa aşıya"

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
Bakan Özer: Okulları kapalı tutma lüksümüz yok
 
Yokuş: Çiftçilerimizi üretime küstürmeyelim
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
9. Boğaziçi Film Festivali bugün başlıyorKültür-Sanat
9. Boğaziçi Film Festivali bugün başlıyor
İcradan satılık lüks araçGüncel-Dizi
İcradan satılık lüks araç
Özelleştirme İdaresi Uzman Yardımcısı alacakGüncel-Dizi
Özelleştirme İdaresi Uzman Yardımcısı alacak
Çorum Belediyesi çevre düzenleme işi yaptıracakGüncel-Dizi
Çorum Belediyesi çevre düzenleme işi yaptıracak
SGK'dan sözleşmeli personel alımıGüncel-Dizi
SGK'dan sözleşmeli personel alımı
Gazi Üniversitesi personel alacakGüncel-Dizi
Gazi Üniversitesi personel alacak
Hedefimiz Afrika ülkeleriyle ticaretimizi 75 milyar dolara taşımakTürkiye
Hedefimiz Afrika ülkeleriyle ticaretimizi 75 milyar dolara taşımak
İstanbul'da 164 adet kamu konutu satılacakGüncel-Dizi
İstanbul'da 164 adet kamu konutu satılacak
Yakın mesafeden biber gazına yargıdan korumaTürkiye
Yakın mesafeden biber gazına yargıdan koruma
Faiz ve kur tedirginliği sürüyorEkonomi
Faiz ve kur tedirginliği sürüyor
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Günün HaberleriGünün Haberleri