Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı

Ekonomide akılcı reçete uygulanmalı

Küresel ekonomi pandemi sürecinden çıkarken stagflasyon sürecine giriyor. Türkiye, bu süreci tedarik krizinin döviz kurundaki agresif artışla birleşerek çarpan etkisine dönüştüğü bir ortamda yaşayacak.

Ekonomide akılcı reçete uygulanmalı
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Whatsapp'tan Gönder Haberi Yazdır Metni küçült Metni büyüt

Uğur DUYAN

ANKARA (Anayurt) - Dünyada hızla artan enerji fiyatları ve belirsizlik, Türkiye gibi enerjide dışarıya bağımlı ve gelişmekte olan ülkelerde stagflasyon (yüksek enflasyonda durgunluk) riskini artırdı. Enerji fiyatlarındaki artış, yılı yüzde 9 büyüme ile kapatması öngörülen Türkiye ekonomisinin önümüzdeki yıl yüzde 3'lere kadar inen bir büyüme yaşamasına neden olacak. Yüzde 19,58 olan tüketici enflasyonu ile yüzde 43,96 olan üretici enflasyonu arasındaki makas farkının yüzde 25'e yaklaşması da yılın geri kalanında enflasyondaki yükseliş eğiliminin sürmesine neden olacağı gibi pandemi sürecinde küresel ticaretin durmasıyla baş gösteren hammadde krizi döviz kurundaki aşırı artışla birleşerek çarpan etkisi yaratacak. Bu da 2022 yılı içinde hammaddesi dışarından gelen bütün ürün ve hizmetlerde kur etkisinin de üstünde fiyat artışlarına neden olacak. Ayrıca enerji tedarikinde dışa bağımlı olan Türkiye sanayisinin girdi maliyeti de artacağı için yeni zamlar 2022 yılında sürpriz olmayacak.

Türkiye'yi ve dünyayı bekleyen yüksek enflasyonda durgunluk sürecini, Merkez Bankası'nın olası faiz düşürme kararını ve bu süreçten çıkmak için yapılması gerekenleri konunun uzmanı iktisatçılara sorduk.

GIDA, ULAŞIM VE ENERJİ GİBİ HİSSEDİLEN ENFLASYON ORANLARI YÜKSELECEK

İktisatçı-yazar Mustafa Sönmez, dünyanın pandemi sürecinden çıkmasıyla birlikte merkez ekonomilerden çevre ekonomilere doğru uzanan bir stagflasyon sürecinin başladığını ve bunun ilk işaretlerinin de görüldüğünü söyledi.

Tedarik krizinin yalnız hammadde sıkıntısı ile sınırlı kalmayacağını Türkiye'nin enerji temininde de dışa bağımlı olmasının bir sonucu olarak çok ciddi fiyat artışlarının yaşanacağına işaret eden Sönmez, hayat pahalılığının alt gelir gruplarında yoğun biçimde hissedileceğini belirterek, "Gıda, ulaşım ve enerji gibi hissedilen enflasyon oranlarının yılın geri kalanında daha da artacağını söylemek şimdiden mümkün. Bunun sonucu olarak da erken seçim ihtimali göz ardı edilmeyecek kadar gerçekçi hale gelecektir" diye konuştu.

Enerji, tarım, madenler ve metaller grubunda anormal fiyat artışlarının yaşandığını kaydeden Sönmez, hammadde ve enerji fiyatlarındaki artışın sanayi üretim fiyatlarına yansıdığı için tüketici fiyatlarında alışıla gelemeyen artışların görüleceğini söyleyerek, enflasyondaki yükselişin süreceğini bildirdi.

İklim krizi nedeniyle Avrupa'da fosil yakıt arzının uzun süredir azaldığını ancak pandemi nedeniyle petrol ve doğal gaz arzın yeniden artmaya başladığını da belirten Sönmez, tüm bu etkenlerin enerji fiyatlarında yükselişin görülmesine neden olabileceğini bunun da enflasyonun beklenenden daha uzun sürmesine yol açacağını kaydetti.

Türkiye'nin benzer ekonomik krizlerden IMF'den borç alarak büyümeyi önceleyen ekonomi politikalar yerine 'acı reçete' olarak değerlendirilen kemer sıkma politikalarına geçiş yaparak çıktığını anımsatan Sönmez, "Erdoğan, hem IMF'den borç alma fikrine şiddetle karşı hem de ekonominin büyüme eğilimini sürdürmesini istediği için kemer sıkma metotlarını reddediyor, dolayısıyla mevcut ekonomi anlayışıyla çıkış yok" dedi.

SON YAPILAN 100 BAZ PUANLIK DÜŞÜŞ BANKA FAİZLERİNE YANSIMADI

Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu'nun faizi daha da düşürmesinin döviz kurundaki yükseliş eğilimini körükleyeceğini ve TL'nin daha da değersizleşmesine neden olacağını ifade eden Sönmez, "Erdoğan, faizleri her ne kadar düşürmek istese de en son yapılan 100 baz puanlık düşüşün bankalara yansımadığını gördük. Mevduat faizleri az çok aynı seviyelerde kaldı. Faizleri daha fazla düşürmek isteyebilir hatta bunu yapabilir ama son sözü enflasyon söyleyecektir. Çekirdek enflasyonun da yükseldiğini düşünürsek akılcı ve gerçekçi olan faizi düşürmek değil artırmaktır ama piyasaya yansıyan bu realitenin tersi yönünde bir eğilimin güçlendiğidir" görüşünde bulundu.

SİYASİ İDARENİN EKONOMİ REÇETESİ: GÜNÜ KURTARMAK

İktisat profesörü Erinç Yeldan, para birimlerinin değer kaybı yaşaması halinde hayat pahalılığının yani yüksek enflasyonun yaşandığını belirterek, yüksek enflasyonun yaşandığı bir ekonomide de faizlerin enflasyon oranın altında tutulmasının paraya değer kazandırmadığını aksine kaybettirdiğini söyledi. 

TL'deki değer kaybının geri çevrilmesi için benimsenen iktisadi reçete ile sonuç alınmayacağını söyleyen Yeldan şunları kaydetti:

"Siyasi iradenin ilk hedefi, enflasyonla mücadele ve döviz kurunun düşürülmesi değil; doğrudan doğruya ucuz kredi ile borçlanma ve yandaş şirketlere bir rant aktarımı sağlayarak, her ne pahasına olursa olsun büyümeyi sürekli kılacak acil bir reçete. Bu reçetenin bedeli yüksek enflasyon olabilir, yüksek döviz kuru olabilir, yüksek işsizlik olabilir, belirsizlik olabilir ama uluslararası arenada ülkenin itibarsızlaşması olabilir. AKP'nin önceliği kısa dönemde her ne pahasına olursa olsun krediye dayalı, borçlanmaya dayalı, inşaat rantına dayalı hızlı bir büyüme konjonktürü yakalamak. Bu konjonktür üzerinden ulaşılmak istenen ise kredi faizlerinin düşürülerek insanların daha rahat borçlanmasını sağlamak ve piyasada talebi canlı kılmak. Bu talep canlılığının orta vadede sonuçlarını ise o sonuçlar karşılarına geldiğinde düşünmek gibi çok tipik bir davranış sergilemek. Bu davranış, Türkiye'de 1970'lerde yaşandığı gibi dengesiz ve istikrarsız günü kurtarmaya dönük siyasi tasarımların sonucudur. Bu tasarım değiştirilmediği müddetçe de enflasyonun dizginlenmesi mümkün gözükmüyor. Bunun değiştirilmesi de aslında son derece kolay sadece siyasi iradenin kararlılık göstermesi yeterlidir."

STAGFLASYONUN ETKİLERİNİ AZALTACAK ALETLERE SAHİBİZ AMA KULLANMIYORUZ

Türkiye'de stagflasyon ihtimalini de değerlendiren Yeldan, küresel ekonominin yaşadığı pandemi şokunun kendiliğinden çözülmeyeceğini belirterek, tedarik zincirindeki tıkanıklığın dünya ticaretini tahrip ettiğini söyledi. Yeldan, küresel ekonominin bu sorundan bir anda istikrarlı ve yumuşak biçimde çıkmayacağını, sürecin inişli-çıkışlı olmakla birlikte eşitsiz bir gelişmeye de tabi kalacağını sözlerine ekledi.

Yeldan, hem ülkeler düzeyinde hem de ülke içinde evden çalışma oranları, tedarik zincirine yakınlık, uluslararası finansa ulaşma kolaylığı gibi etkenlerin stagflasyonun iktisadi düzeyini belirleyeceğini aktardı ve Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerin bu süreçte yapabilecekleri fazla bir şeyin olmadığını ancak bu şokları mümkün olduğunca azaltacak, üretimi, yatrımı, istihdamı sürdürecek adımları atamanın da mümkün olduğunu kaydetti. Yeldan şöyle devam etti:

"Tüketim talebini koruyabilmek için enflasyonist bir çizgide krediye dayalı borçlanma ve parasal genişleme yerine istihdamı önceleyecek yatırımlara ağırlık vermek ve yatırımlardan özel sektör kaçıyorsa kamu eliyle yatırımları devam ettirecek teşvikleri sağlamak, borçlanma gerekiyorsa özel sektör üzerinden değil kamu üzerinden borçlanmayı sağlamak, kamunun daha fazla zarar etmesine neden olan yap-işlet-devret modelinden kaçınarak, var olanları da askıya alarak, kamuda tasarruf sağlayıcı önlemleri ortaya koymak gibi Türkiye'nin önünde çok güçlü aletler var. Fakat hangi şirketin batacağına hangi şirketin ayakta kalacağına piyasalar değil siyaset karar veriyor. Türkiye'nin bu rant modelinin sonuçlarını eşit dağıtılmayan bir büyüme, yüksek enflasyon ve yüksek döviz kuru olarak hep birlikte yaşıyoruz."

ÇOK DAHA SERT BİR FAİZ DÜŞÜŞÜNE ŞAHİT OLUNABİLİR

Politika faizinin belirlenmesinde siyasi etkenlerin iktisadi belirleyiciliğin yerini aldığını söyleyen Yeldan, Merkez Bankası'ndaki görev değişikliklerinden sonra çok daha sert bir faiz düşüşüne şahit olunabileceğini belirterek, değerlendirmelerini sürdürdü:

"İktisadi veriler ile değil siyasi direktiflerle hareket eden kurumlarımız var. Merkez Bankası da bunlardan bir tanesi. 'Eğer ki sözümüzü dinlemiyorsa Merkez Bankası Başkanı'nı, yardımcısını değiştiririz' diyen bir siyasi irade var. Bu atmosferin yarattığı belirsizlik, itibarsızlık ve güvenilirlik kaybı doğru adımların atılmasını engellediği gibi doğru adımlar atılacağı yönündeki beklentileri de engelliyor. O bakımdan bir inatlaşmaya ve siyasi şova dönüşmüş olan Para Politikaları Kurulu toplantısında ne yazık ki inatlaşmanın devam edeceğini ve ekonominin gerekliliklerine göre değil siyasi iradenin direktifleri doğrultusunda faiz indiriminin simgesel de olsa devam edeceğini düşünüyorum. Korkum o ki, beklenenin aksine yani yarım ya da 1 puanlık değil; 1,5 hatta 2 puanlık bir düşüşe gidilmesi ve bunun tamamen piyasa ile inatlaşmaya dönük bir gövde gösterisine dönüştürülmesi."

HAYAT PAHALILIĞI İLE ENFLASYON AYNI ŞEY DEĞİL

İktisat profesörü Aziz Konukman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Üsküdar Kısıklı'daki bir Tarım Kredi Kooperatif marketinden alışveriş yaptığını ve fiyatları makul olarak değerlendirdiğini anımsatarak, "Hayat pahalılığı ile enflasyon aynı anlama gelmez.  Sizin yıllık gelir artışınız enflasyonun üzerinde ise hayat pahalılığı sizi etkilemez. Eğer ki geliriniz enflasyonun altında ise hayat pahalılığı yaşıyorsunuzdur. Fiyatların makullüğü de bu nispette anlam kazanır" dedi. Konukman, "Sayın Cumhurbaşkanın yıllık gelir artışı enflasyonun üzerinde olduysa, kendisi açısından doğru olanı söylüyordur ama basında da çıktı: Aynı ürünlerin daha ucuza bulunduğu marketler var" diyerek, açılması vadedilen 1000 Tarım Kredi Kooperatif marketinin 90 milyonluk bir ülkedeki gıda fiyatlarını regüle edemeyeceğini söyledi. Tarım Kredi Kooperatiflerinin gıda ürünlerinde fiyat düzenlemesine gitmek gibi bir yetkisinin olmadığını dile getiren Konukman, "Kuruluş görevleri arasında girdileri ucuz bir şekilde çiftçilere sağlamak artı ucuz kredi sağlamak var. Bakıyoruz ki salgın sürecinde her iki görevini de yerine getirememiş" ifadelerini kullandı.

MERKEZ BANKASI VE TÜİK'İN GİRDİ ÇIKTI TABLOSUNU YENİLEMEK ZORUNDA

Merkez Bankası'nın ve TÜİK'in girdi çıktı tablosunu yenilemek zorunda olduğunu belirten Aziz Konukman; en son tablonun 2012 yılına ait olduğunu ve tablonun her sektörün girdi-çıktı kalemlerini gösterdiği için ekonomideki göstergeler açısından çok büyük önem taşıdığını söyleyerek, "Böylece döviz kurundaki artışın hammaddeye yansımasının sektörlerdeki etkisini anlamış oluruz" dedi.

Türkiye'deki sektörlerin ortalama yüzde 65'nin hammadde girdilerinde dışa bağımlı olduğunu ifade eden Konukman; girdi çıktı tablosunun fahiş fiyatları tespit etmek için en etkili aletlerden biri olduğunu belirterek, tabloya döviz kuru atışından enerji zammına kadar her verinin işlendiğini ve bu girdilere bakıldığında çıktı olarak piyasaya sunulan ürünlerin hangisinden haksız kazanç alındığını tespit etmenin de çok kolay olduğunu söyledi. "Bu tablonun açıklanması durumunda haksız kazanç elde eden sektörler hemen ortaya çıkar. Çünkü bir sektörün döviz kuru üzerinden girdi maliyeti yoksa ve çıktı fiyatları bunun çok üzerindeyse orada fahiş fiyat var demektir" ifadelerini kullanan Konukman, "Acilen bu tablonun yayınlanması gerekiyor" çağrısında bulundu.

TARIMDA DIŞA BAĞIMLILIKTAN KURTULMAK İÇİN KAMUCU POLİTİKALARA DÖNÜŞ YAPILMALI

Girdi-çıktı verileri olmadan enflasyonla mücadelenin çok güç olduğunu kaydeden Konukman; gıda enflasyonunda fiyat artışının nedeni olarak gösterilen zincir marketlerin hatta kooperatiflerin başlıca tedarikçilerinin çok uluslu gıda şirketleri olduğunu söyledi.

Türkiye'deki neoliberalleşme uygulamalarıyla piyasada fiyat düzenleyici kurumların başta Tarım Satış Kooperatifleri olmak üzere pasif hale getirildiğini ya da tasfiye edildiğini bildiren Konukman; devletin küçültülmesi adı altında başlatılan özelleştirmelerin tarım alanındaki etkilerin yakıcı boyutlara ulaştığını ve piyasanın kontrolsüz biçimde özel sektörün hegemonyasına geçtiğini belirtti. Konukman "Tarım Kredi Kooperatiflerine, tasfiye edilen Tarım Satış Kooperatiflerinin yetkisini vererek, fiyatları kontrol altına almak istiyorsunuz. Bu gerçekten akıldışı bir davranış" dedi.Çalışan kesimlerin alım gücünün mevcut enflasyon karşısında eridiğini ücretlerin artırılmasıyla hayat pahalılığının aşılmasının mümkün olduğunu bildiren Konukman, "Özetle üretimi ve üreticiyi kollayan kamucu tarım politikalarının süratle devreye alınması gerekmekte, dışa bağımlı neoliberal tarım politikalarından uzaklaşılması ve tarımsal desteğin merkezi bütçedeki payının hakkettiği oranda artırılması gerekiyor" diye konuştu.

'FAİZ SEBEP ENFLASYON SONUÇTUR' GÖRÜŞÜ 11. KALKINMA PLANINDAYKEN FAİZ YÜKSELTİLEMEZ

11. Kalkınma Planına Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'faiz sebep enflasyon sonuçtur' görüşünün bir tedbir olarak konulduğunu söyleyen Konukman; "Bu tez o planda yazarken Merkez Bankası başkanı olarak kimi atarsanız atayın o baskıyı hissedecektir" dedi ve Erdoğan'ın bu görüşünün bir resmiyette kazandığını, kimsenin de bu gerçeğe dikkat çekmediğini, planın TBMM kararıyla hayata geçirildiğini sözlerine ekledi.

ABD Merkez Bankası olan Fed'in tahvil alımlarını azaltarak, piyasayı fonlamaktan vazgeçtiğini söyleyen Konukman; Fed'in bu hamlesi ile piyasadaki sıcak paranın doğal mecrasına yani kaynağına akıtılacağını, böylesine bir ekonomik konjonktürde  faizlerin düşürülmeyeceğini üstelik üretici enflasyonun tüketiciye tam olarak yansıtılmadığının Cumhurbaşkanı tarafından da kabul edildiği bir ortamda enflasyonun yılın geri kalanında da yükseleceğini ve Orta Vadeli Programı belirtilen seviyenin üzerine çıkacağını söyleyerek, "Faizler bu vaziyette düşürülürse, kurun ne düzeye varacağını düşünmek istemiyorum" dedi.

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
Maltepe sahilinde temizlik operasyonu
 
Tavuk ayağı ile Çin'e girdi
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Türkiye her zaman Filistin'in yanında duracakSiyaset
Türkiye her zaman Filistin'in yanında duracak
Avcı ile büyük yükselişSpor
Avcı ile büyük yükseliş
Mert Grup Sigorta’dan flaş galibiyetSpor
Mert Grup Sigorta’dan flaş galibiyet
Gebzespor yeni yuvasındaAmatör Spor
Gebzespor yeni yuvasında
Emre kıtalararası şampiyonAmatör Spor
Emre kıtalararası şampiyon
Başkentte sinema dolu günlerKültür-Sanat
Başkentte sinema dolu günler
Cami inşaatında kubbe kalıbı çöktü, 8 kişi yaralandıTürkiye
Cami inşaatında kubbe kalıbı çöktü, 8 kişi yaralandı
1427 aileye kara kış desteğiTürkiye
1427 aileye kara kış desteği
Çelik: Provokasyonlara karşı duruş sergilemeliyizSiyaset
Çelik: Provokasyonlara karşı duruş sergilemeliyiz
İzmir'de fırtına nedeniyle deniz taştıTürkiye
İzmir'de fırtına nedeniyle deniz taştı
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Günün HaberleriGünün Haberleri