Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı

ABD'den Montrö'ye bypass planı

ABD'nin Doğu Avrupa ülkeleri üzerinden Rusya'ya karşı başlattığı diplomatik atak, Ukrayna krizi ile derinleşebilir ve Romanya’nın yapabileceği yanlış bir hamle Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni fiili olarak çökertecek yeni bir sürece kapı aralayabilir.

ABD den Montrö ye bypass planı
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Whatsapp'tan Gönder Haberi Yazdır Metni küçült Metni büyüt

Uğur DUYAN

ANKARA (Anayurt) - ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Prof. Dr. Mustafa Türkeş, ABD'nin Rusya ve Ukrayna arasındaki gerginliği NATO zeminine taşıyarak, Romanya ve Gürcistan'ı da bu gerilime dahil ettiği ölçüde Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni fiili olarak çökertebileceğini söyledi. ABD'nin askeri üstünlüğünü Karadeniz'e taşımak için Romanya üzerinden yeni dengeler kurduğunu söyleyen Türkeş, Ukrayna ve Gürcistan'ın yeni süreçte NATO'ya üye olması halinde ABD'nin kıyıdaş ülkeler üzerinden Montrö'yü yapısızlaştıracak diplomatik bir hamlede bulunabileceği uyarısında bulundu.

Boğazlar Meselesi üstüne verdiği akademik çalışmaları ile tanınan Prof. Türkeş ile Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Karadeniz politikasını, ABD'nin Rusya ve Çin ile sürdürdüğü hegemonya mücadelesi çerçevesinde konuştuk.

İlk olarak Yunanistan ile başlayalım. Miçotakis'in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile mutlaka görüşeceğiz mealindeki sözleri sizce ne anlama geliyor?

Yunanistan ve Türkiye arasındaki gelgitler sürecektir. Dendias'ın Ankara'daki ilişkiler 'kopacaksa kopsun' anlamındaki sözlerinin, mini bir krize de neden olan sözlerinin tersine Miçotakis'in son açıklamaları, ilişkileri en azından biz koparmayalım anlamı taşıyor. Bunun da arkasında ABD'nin yeni oyun denklemi olduğunu düşünüyorum.

ABD'nin yeni oyun denklemi nedir?

ABD'nin denkleminde Türkiye NATO üyesi olarak kalmaya devam eder, ancak Türkiye NATO üzerinden pazarlık yapamaz durumda tutulması öngörülüyor. Yunanistan'ı ön plana çıkararak Türkiye'nin bölgedeki rolü kısmen sınırlanmak isteniyor. Türkiye’nin NATO üzerinden bir politika izlemesi sınırlandırılıyor. Türkiye’nin elinde tuttuğunu sandığı NATO kartının işlevsizleştirilmesi ABD’nin yeni oyun planında önemli bir araçtır. Bu oyun planı hem Karadeniz’de hem de Akdeniz'de uygulanmak isteniyor.

"DOĞU AKDENİZ'DE ANAHTAR ÜLKE TÜRKİYE"

Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları üzerinden bölge ülkeleri yeni bir anlaşmaya yönelebilir mi?

Doğu Akdeniz'de enerji politikalarının anahtar ülkesi nereden bakarsanız bakın Türkiye'dir. Doğu Akdeniz'den çıkartılacak olan enerji kaynaklarının Akdeniz altından Avrupa'ya taşınması çok pahalıya mal olur. Şu ana kadar yapılan tüm fizibilite çalışmaları bu seçeneğin astarı yüzünden pahalı anlamına geldiğini gösterdi. Dolasıyla bunun Türkiye üzerinden yapılması en uygun olanı. Bu durum Türkiye'nin jeostratejik önemini ortaya çıkarıyor.

Burada asıl önemli olan nokta, ABD'nin bu enerji kaynaklarını Avrupa pazarına sunulmasına sıcak bakmıyor oluşudur. Kendi ürettiği LNG, kaya gazını Avrupa pazarına sürmek istiyor. Rusya'nın Almanya'ya sattığı gazın taşınma güzergahına yönelik sert uyarısının, hatta Rusya’ya yaptırım uygulamasının gerisinde yatan neden Rusya’yı enerji ihracından elde ettiği gelirden kısmen de olsa mahrum etmek. ABD eğer Avrupa enerji arzına ihtiyaç duyuyorsa ben sunarım mesajı veriyor. Ancak Almanya buna rıza göstermiyor, çünkü pahalı. Rusya’ya bağımlılığını hafifletmek için Doğu Akdeniz’de keşfedilip Avrupa pazarına sunulacak enerji kaynağını istiyor. Bu bölgedeki enerji kaynaklarının kullanımı üzerinden AB ile ABD,Yunanistan ve Türkiye'yi istediği noktaya getirebilmek için politikalarını zaman zaman örtüştürüyorlar, kısmen çelişik olmaya devam etse de. Doğu Akdeniz kavgalı bir bölge. Türkiye'nin yalnızlaştığı bu bölgede yapabileceği şeylerden biri beklemek.  Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de mevcut anlaşmaları bozabilecek yeni bir anlaşma yapması kolay görünmüyor. Bunun sebebi de Türkiye'nin NATO sistemi içinde NATO bileşenlerine karşı NATO'nun çizdiği sınırlar içerisinde kalarak bir mücadele veriyor olmasıdır. Türkiye Doğu Akdeniz'de uluslararası düzenin sınırları içinde hareket etmek durumunda kalıyor, bunun dışına çıkabilecek araçlardan mahrum zaten iktidar partisi, farklı görüntü vermeye çalışsa da öyle bir riski alacak alternatif düzen arayışı içinde değil.

"TÜRKİYE S-400 SÜRECİNİ YÖNETEMEDİ"

Çin Dışişleri Bakanı'nın Ortadoğu temasları içinde anlaşma imzalamadan gittiği tek ülkenin Türkiye olması, Batı medyasında 'Türkiye'nin Çin'le arası çok iyi değil. Rusya ile de ilişkileri hep gelgitli. Türkler NATO'ya mahkûm' şeklinde değerlendirildi. Bu yorumu nasıl buluyorsunuz?

Batılıların bakışı böyle. Türkiye'nin NATO'ya mecbur olduğu kanısındalar, çünkü Türkiye, NATO dışında bir alana yönelip, ciddi bir adım atarak, Rusya'dan S-400 hava savunma sistemini aldı ancak buna işlerlik kazandırmak için adım atmadı, yeni bir teknoloji transferi sürecine dönüştüremedi. Anlaşıldığı kadarıyla bu hamleyi ABD'den patriotleri almak için bir diplomasi atağı olarak düşündü, ancak tutmadı. Tutmayınca S-400'leri aldı, hatta bunu vatan savunması için yapılan bir hamle olarak iç kamuoyuna sundu fakat S-400'lere işlerlik kazandıramadı.  Üstelik ABD, Türkiye'ye karşı CAATSA yaptırımlarını da uyguladı.  Şimdi gelinen nokta da Batı dünyası bunu görmüyor mu? Görüyor. ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Türkiye'ye hemen her gün 'ne yaptınız bu S-400'leri' diye soruyor. Bütün bunları müzakere edilebilir hale getirerek, dış politikadaki duruşunuzun sorgulanmasına yol açıyorsunuz.

Şimdi benzeri bir süreç Ukrayna'da yaşanıyor. Ukrayna ile yakın ilişki kurup, bunu gerektiğinde Rusya'ya karşı diplomatik manevra alanı olarak kullanmak niyetinde olan Türkiye, AB ve ABD'ye NATO üzerinden ben olmadan Karadeniz'de bir sonuç alamazsınız, demek için bir diplomatik manevra yapmaya çalışıyor. Burada halen kartlar açık ancak bunun da sınırının 14 Haziran'daki NATO zirvesine kadar uzanacağını ve bu tarihten sonra Türkiye'ye yönelik baskının da artacağını tahmin etmek mümkün.

Bu da Yunanistan'ın sesinin yükselmesine ve Türkiye'ye karşı Doğu Akdeniz'de kendi politikalarının uygulanması için faaliyetlerini artırmasına neden olacaktır. Nasıl ki Netanyahu'nun İsrail'i, ABD'yi sürekli İran'a müdahale etmesi için yollar armaya itekliyor ise Miçotakis'in Yunanistan'ı da benzeri bir durumu gündeme getirerek, ABD'nin Türkiye'ye yeni yaptırımlar uygulaması için zemin yoklayacaktır. ABD böyle bir oyuna gelirse, sonuçlarını kestirmek çok güç.

BIDEN'IN SOYKIRIM KARARI YENİ BİR DÖNEMİ BAŞLATABİLİR

Bu noktada, ABD Başkanı Joe Biden'ın 1915 olaylarını genocide (soykırım) olarak tanımlaması da Türkiye'ye karşı yürütülen diplomatik hamlelerden biri olarak mı görülmeli?

Bir kez 1915 olayları yanlış tanımlanıyor. ABD kesinlikle 1915'i bir dış politika argümanı olarak görüyor ve Türkiye'ye karşı bunu uygulamaya dönük adımlar atıyor. Türkiye ise 1915 olaylarını tarihçilere havale ederek yanlış yapıyor. Tarihçiler yargıç mı, karar versin. Bu arada Ermeni iddiaları, 1915 olaylarını sadece Ermeniler öldürüldü şeklinde göstererek tarihi çarpıtıyor.

Hukuki olarak soykırım sözleşmesi 1948 tarihi olduğu için geriye dönük işlemez demekten öteye geçmek lazım. O tarihlerde emperyalizmin birbirine kırdırdığı iki halk görmezden geliniyor. İki taraftan da çok büyük kayıplar var. Türkiye bunu açık bir şekilde ortaya koyamadı.

Biden'ın açıkladığı “soykırımı tanıma” kararı ABD-Türkiye ilişkilerini yeni bir boyuta taşıyacaktır. Bu yeni durum ABD'nin Türkiye'ye karşı yeni bir politika izlemeye karar verdiği anlamına geliyor. Yeni bir sürecin işlemesi şunları içerebilir: Türkiye'ye karşı tazminat davalarının açılması, sigorta şirketlerinin devreye sokulması gibi süreçlerin yanı sıra hukuki zemini bulunmasa da siyasi bakımdan toprak talebi gibi isteklerin de gündeme getirilme olasılığına hazırlıklı olunması gerekir. Net olarak söylemek gerekirse, bundan sonra ABD stratejisini “soykırım” mı değil mi sorusu üzerine değil, tazminat ve toprak talepleri üzerine bina edecektir.

Türkiye bu noktada lobicilik faaliyetlerine başvurarak Biden'ın bu sözlerini geri aldırabilir mi?

Türkiye'nin bu noktada lobicilik faaliyetlerine sarılarak sonuç almasını beklemek bana pek inandırıcı gelmiyor. Lobicilik faaliyetleri için çok yüklü miktarda para harcanması gerekiyor. Kaldı ki, Türkiye lobicilik faaliyetlerinde ABD'de FETÖ ile dahi verimli bir mücadele edemiyor. Gülen'i ve cemaatini işlediği suçlardan ötürü yargılanması için Türkiye'ye getiremiyor. Kusura bakmasınlar ama lobicilik faaliyetleri sadece bol bol para harcamaktan öteye geçemiyor.

"SOĞUK SAVAŞ DEMEK DOĞRU DEĞİL"

Genel dış politikaya dönecek olursak, Biden'ın dönemiyle birlikte yeni bir soğuk savaş dönemine girildiği, AB-ABD-NATO'nun bir tarafta, diğer tarafta ise Rusya ve Çin olduğu bir süreç mi yaşanıyor?

Bir kez adını doğru koymak lazım, şimdi yaşanan süreç bir soğuk savaş değil. Soğuk savaşın esası iki karşıt sistem arasında yaşanan mücadele ve müzakereye dayanır. Bugün yaşanan şey aynı sistem, kapitalizm, içinde gerçekleşen rekabettir. Rusya kapitalizmin dışında değil artık, burada soğuk savaş tanımı doğru bir ifade değildir. Yani, kapitalizm içinde gerçekleşen aktörler arası rekabet, mücadele ve müzakerelerden söz etmek daha doğru olur.

Peki, Biden ne yapmaya çalışıyor. Amaçladığı şey nedir?

Erken bir tahmin diyebilirsiniz ama bence Biden'ın 14 Haziran'dan sonra bütün bu sürecin NATO üzerinden akışını sağlayacak bir oyun kurma çabasında, NATO üzerinden yapacağı öncülükle süreci götürmek isteyeceğini belirtmek mümkün. Yani, ABD'nin direkt olarak Rusya ile askeri muhatap olmadığı, NATO üzerinden Rusya'ya karşı hamlelerin geliştirileceği bir sürecin işlemesini isteyecek, hatta Türkiye'yi de buna zorlayacağını söylemek mümkün. Özellikle Ukrayna ve Gürcistan'ın Rusya'ya karşı NATO sistemine dahil edilmesini talep etmektedir. Bu iki ülkenin üyelik eylem planı diye tanımlanan sürece ne zaman ve ne kadar süre içerisinde dahil edilip edilmeyeceği henüz kimse tarafından net olarak bilinmiyor, NATO üyesi olacaklarını da kimse söylemiyor zaten ama ABD uzun dönemde Ukrayna'nın NATO üyeliğinin önünün net olarak açılıp, o sürecin başlamasını öngörüyor. Böylece NATO üzerinden baskıyı formüle etmek istiyor.

ABD, MONTRÖ'YÜ ROMANYA ÜZERİNDEN AŞMAK İSTİYOR

Bahsettiğiniz süreç gerçekleşirse ve Ukrayna ile Gürcistan NATO üyesi olursa Türkiye nasıl etkilenir?

Türkiye açısından bakıldığında söz konusu iki ülkenin NATO üyelikleri çok riskli bir süreci başlatabilir. Karadeniz’in NATO üzerinden istikrarsızlaştırılması sürecine katkı sunar. Montrö sözleşmesini uzun dönemde yapısızlaştırır. Montrö, yalnız Türkiye açısından değil Karadeniz'e kıyısı olan tüm ülkeler açısından derin hassasiyetler içeren uluslararası bir denge mekanizmasıdır. Bu bakımdan Montrö, Karadeniz'deki istikrarsızlığı engelleyen temel bir sözleşmedir. Elimizdeki veriler doğrultusunda bundan daha iyi bir sözleşmenin olması da mümkün görünmüyor. Bu sözleri, Boğazlar Meselesi, Montrö ve Karadeniz güvenliği üzerine araştırmaları olan bir akademisyen olarak söylüyorum. Şu an itibariyle ne bundan daha iyisini üretebilecek bir konjonktüre sahip Türkiye, ne de bu sözleşmeden daha iyisini formüle edebilecek imkanlara.

Türkiye, barış zamanında geçiş mekanizmasını elinde tutması, savaş durumunda tam egemenlik hakkını kullanabilme yetkisine sahip olmasının yanısıra, serbest ve kontrollü geçişleri denetleme, savaş gemilerinin tonaj sınırlamalarını denetleme, Karadeniz’de savaş gemilerinin toplamı hakkında bilgi edinme ve imzacı devletleri bilgilendirme, tahditleri uygulama gibi önemli imkanlara sahip.  Habersiz ani saldırıları önlemek adına, ön alıcı önlemlerin de yer aldığı unutulmamalıdır. Ayrıca Rusya'nın elindeki savaş gemisi sayısından haberdar olabilme ve hepsinden öte Karadeniz'deki bölge dışı aktörlerin gemi tonajını sınırlandırabilme yetkileri de bu sözleşme kapsamında Türkiye'ye devredilmiştir.

Her durumda serbest geçiş hakkını savunan ABD, bu kadar iyi tanımlanmış bütün dengelerin gözetildiği bir sözleşmenin yapısızlaştırılmasını elbette ki isteyecektir ve bunu da Türkiye üzerinden değil Romanya üzerinden yapmayı tercih edecektir.

ABD bunu niçin Romanya üzerinden gerçekleştirmek niyetinde?

ABD'nin Romanya'da çok sayıda askeri üssü var. ABD Bulgaristan'ı da bu sürece eklemek istiyor, yalnız Bulgaristan Rusya'dan çekiniyor. Romanya ise Moldova meselesinden ötürü, Rusya'nın tehdidi altında olduğu için ABD ne isterse yaptı çok sayıda askeri üs verdi. Dolayısıyla ABD Romanya'yı araçsallaştırma imkanına sahip. Halbuki Türkiye'yi hiçbir dönem kendisi için bu kadar işlevsel hale getiremedi. Bu nedenle de Türkiye dışında Karadeniz'deki alternatiflerini artırmak istiyor. Bulgaristan ve Romanya dışında asıl istediği ülke Ukrayna ve Gürcistan. Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyeliği gerçekleştiği durumda Montrö’nün karar alma süreci yapısızlaşır. ABD'nin bunu başarması durumunda Montrö fiilen çöker. Ukrayna ve Gürcistan NATO üyesi oluncaya kadar ABD’nin Karadeniz politikasını Romanya üzerinden biçimlendireceği ortadadır.

Bunu görebilmek lazım, bölge üzerine çalışan insanlar bunu çok rahatlıkla bilir, iktidarın da bunu bilmesi lazım. Montrö sözleşmesi Karadeniz'deki barışın ve istikrarın teminatıdır. Montrö yapısızlaştırıldığında bölge dışı aktörler Karadeniz’e serbest giriş-çıkış hakkı elde ederler, bu durum Karadeniz’i çatışmacı ortama sürükler, Türkiye anlamlı rol oynayabilme imkanını elinden kaçırır.

'KANAL İSTANBUL ABD'DEN ÇOK ÇİN'İN İŞİNE YARAR'

Kanal İstanbul tartışmalarını bu çerçevede nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle Kanal İstanbul bölgedeki su yollarına zarar verecek, eko sistemi mahvedecek, bunu görmek lazım gelir. Çevre felaketine yol açacaktır. Kanal İstanbul, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne hukuken katkı veya zarar vermez, ama fiilen yeni bir durum yaratır. Montrö'de Marmara Denizi ve Boğazlar çok net tanımlanmıştır, Çanakkale'den girip Karadeniz'e çıkan bir su yolu vardır.  Kanal İstanbul ise Marmara'ya açılan bir su yoludur ve Marmara Denizi halen bu denklemin içindedir. Hukuken yeni bir durum söz konusu değil.

Burada ortaya çıkacak olan fiili durumu, ABD'den çok Çin'in destekleyeceğini düşünüyorum. Kuşak ve Yol Projesi kapsamında Tiflis'e kadar uzanan tren yolunun burada inşa edilen liman üzerinden yeni bir ticaret rotasına dönüşmesi mümkün. Boru hatları üzerinden sağlanan enerji akışı Boğazlardan geçen gemi sayısını azalttı. Eğer ki, Çin bu yeni rota üzerinden çok daha fazla kaynağı Karadeniz'e getirerek, Avrupa piyasalarına sunmak istiyorsa o zaman böyle bir kanala ihtiyaç duyacaktır. Böyle bir kanalın finansmanını ABD üstlenmez, Amerikalılar çıkarlarına katkı sağlamayacak yatırımların peşinden asla koşmaz. Gerekirse bir başka ülkeye yaptırır, kendisi kullanır. Bu yatırım ancak Çin'in işine yarayacak bir stratejinin sonucu olabilir. Böyle bir finansmanı da Çin üstlenebilir.

"ABD, ÇİN İLE HESAPLAŞMAYI ÖTELEDİ"

Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşları boyut değiştirir mi? ABD, Çin'e karşı yeni bir süreci başlatır mı?

ABD, ticarette kendisine tek rakip ve tehdit olarak Çin'i görüyor ama askerî açıdan halen tek rakibi ve tehdit unsuru olarak Rusya varlığını sürdürüyor. Dolayısıyla ABD, Avrupalı güçleri yanına çekip Trump döneminde bozulan dengeleri yeniden kurmaya çalışıyor. Zaten çok taraflılıktan kasettekileri de bu. ABD'nin yeni hazırladığı ve henüz tamamlamadığı üstünde çalışmalarını sürdürdüğü Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi'nin ön rehberinden de anlaşıldığı üzere Çin ile hesaplaşmayı ötelemiş durumdalar. Öncelikleri Rusya'ya karşı NATO odaklı bir strateji geliştirmek ve buradaki tek pürüz Ukrayna'nın NATO üyesi olmaması. Bu sebeple de ünlü 5'inci maddeyi uygulayamayacaklar ancak bunun da çözümü mevcut, gönüllü koalisyon güçleri adını verdikleri oluşumlar NATO'yu aşarak, müdahalede bulanabilir. Doğrudan bir savaş çıkacağını sanmıyorum ama yeni dönemde direkt ABD yerine daha önceden denemelerini yaptıkları çok uluslu askeri konsorsiyumlar öne çıkacak. Defender Europe20 ve 21 gibi çok uluslu ama merkezi bir irade ile yönetilen askeri tatbikatlara ağırlık verdiler ve bu suretle de kimi hedef tahtasına koydularsa oraya dönük adımlar atmak niyetindeler.

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
Hindistan'da Twitter'a 'Kovid-19' talebi
 
Bursa Büyükşehir Belediyesinden 'gri pasaport' iddialarına ilişkin açıklama
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Ziraat Türkiye Kupası Beşiktaş'ınSpor
Ziraat Türkiye Kupası Beşiktaş'ın
Oyuncu Erol Keskin hayatını kaybettiKültür-Sanat
Oyuncu Erol Keskin hayatını kaybetti
Son 24 saatte uygulanan aşı miktarı 500 bin dozu aştıTürkiye
Son 24 saatte uygulanan aşı miktarı 500 bin dozu aştı
Afyon'da biyokütle enerji santralinde yangınTürkiye
Afyon'da biyokütle enerji santralinde yangın
Kırmızı kategoride aranan terörist etkisiz hale getirildiTürkiye
Kırmızı kategoride aranan terörist etkisiz hale getirildi
Galatasaray'da seçim tarihi belli olduSpor
Galatasaray'da seçim tarihi belli oldu
Erdoğan'dan 19 Mayıs mesajıSiyaset
Erdoğan'dan 19 Mayıs mesajı
203 can kaybı, 11 bin 937 yeni vakaSiyaset
203 can kaybı, 11 bin 937 yeni vaka
İstanbul'da trafik yüzde 80'i geçtiTürkiye
İstanbul'da trafik yüzde 80'i geçti
Çin'de kripto para işlemleri yasaklandıEkonomi
Çin'de kripto para işlemleri yasaklandı
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Günün HaberleriGünün Haberleri