Türkiye’den kritik hamle

Ortadoğu’da İsrail ve ABD ile İran arasındaki gerilim sürerken Türkiye’nin AKKA’dan ( Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması) çekilmesinin yankıları da sürüyor.

Fatih  Erboz
Fatih Erboz Tüm Haberleri

Ortadoğu’da İsrail ve ABD ile İran arasındaki gerilim sürerken Türkiye’nin AKKA’dan ( Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması) çekilmesinin yankıları da sürüyor. Mayıs ayında Türkiye ve ABD arasında gerçekleştirilecek üst düzey görüşme öncesinde Türkiye’nin kritik bir hamle yaptığını belirten emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş, “Bu antlaşmanın tarihi ABD Başkanı Reagan ve SSCB lideri Gorbaçov arasında imzalanan antlaşmaya kadar gidiyor aslında. Bu antlaşmanın ardından konvansiyel silahlar da ilerleyen yıllarda antlaşma kapsamına alındı. Türkiye’nin antlaşmadan çekilmesi ile ABD’den alınacak F-16 uçak sayısı artabilir. Bunun yanı sıra Türkiye’de üretimi gündeme gelebilir. Bunun Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı savunma sanayi kuruluşlarına önemli katkısı olur. Bunun yanı sıra Türkiye’nin tekrar F-35 uçakları programına geri dönüşü gerçekleşebilir. Bu nedenle Türkiye Mayıs ayındaki ziyaret öncesinde kritik bir adım atmış oldu” dedi.

İran ile İsrail arasında süren gerginliğin bölgede çatışma potansiyelini arttırsa da sonuç vermesinin bir anda ortaya çıkmasının söz konusu olamayacağını kaydeden karakuş, şunları söyledi:

“İsrail’deki Netanyahu yönetimi özellikle İran’ın İsrail’e yönelik saldırı gerçekleştirmesini ya da İsrail’in İran’a yönelik bir saldırı düzenlemesini bekleyen açıklamalar yapıyor. Bunun temel nedeni ülke içindeki pozisyonu. Aslında ne ABD, ne de İran böyle bir saldırıyı istemiyor. Bu saldırının sonuçlarını küresel güçler önceden görebildiği için böyle bir çatışmanın çıkmasına karşı duruyorlar. Bunun yanında İran İsrail’e saldırmasının sonuçlarını da önceden kestirebiliyor. Bundan en çok zararı görecek olan İran. Bu nedenle İran yönetimi de son dönemde ABD üslerine saldırı gerçekleştirmesine rağmen bu saldırılarda ABD askerleri ölmedi. Ne İran, ne de batı ülkeleri İsrail ile İran arasında bir savaş istemiyor. ABD eski Başkanı Trump döneminde Trump ile İran yönetimi yaşanan konuşmalar da zaten ortada. İki tarafta kendi kamuoylarını düşünerek hareket ediyorlar, bunu anlıyoruz uluslararası kamuoyuna yansıyan bilgilerden. İki ülke arasında çatışma ortamı yaşanmasını isteyen sadece İsrail’in mevcut yönetimi.”

İran ile İsrail arasında yaşanan bir savaşta en çok zararı İran’ın göreceğini belirten Karakuş, “Bunun sonuçlarını batılı ülkeler daha önce tarihte gördü. Kurutuluş savaşı sırasında Sakarya savaşı ve Büyük taarruz başarılı olunca İngiltere hemen Türkiye ile ilişkilerini düzeltmişti o dönem. Nedeni Hindistan’daki Müslümanların ayaklanmasını önlemek olduğu kadar İran’daki yönetimi Türklerin ele geçirmesini önlemekti. İran’da çoğunlukta olan Türkler nüfusu ele geçirdiği andan itibaren Bağdat ve Sadabat Paktı’na benzer bir pakt bugün de hayata geçebilir. O dönem Atatürk bu paktları kurarak önemli bir kazanım elde etmişti. Türkiye büyük hamleler yapmıştı. Eğer bugün de Ortadoğu’da İsrail ve İran arasında çıkacak savaş sonunda İran’ın yönetiminin Türkler tarafından ele geçirilmesi sonucunda böyle bir oluşum, Türkiye, İran, Pakistan antlaşması ve yine buna Azerbaycan’ın eklenmesi ile oluşacak pakt sonucunda bu Türk coğrafyasına batının girmesi imkansız hale gelebilir. Bundan sonra ise Türk dünyasının yapacağı hamleler bütün küresel dengeleri bozar. Bu nedenle böyle bir oluşumu istemiyor batılı ülkeler. Bunun sonucunda da İsrail ve İran arasındaki savaşa karşı çıkıyorlar” diye konuştu.

Ortadoğu’da bu gerilim yaşanırken Türkiye’nin AKKA antlaşmasından çekilmesinin de Türkiye açısından kritik ve önemli bir hamle olarak dikkat çektiğini kaydeden Karakuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye Açık Semalar Antlaşması olarak da bilinen AKKA antlaşmasından çekilerek önemli bir hamle yaptı. Bunu gerçekleştirdiği sırada Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmalar da sürüyordu. Türkiye’nin bu hamlesi milli savunma sanayisi açısından büyük önem taşıyor. Bu antlaşma 1988 yılında ABD başkanı Reagan ile SSCB lideri Gorbaçov arasında imzalanan nükleer başlıkların sökülüp depolara kaldırılması antlaşmasının devamı olarak günümüze geldi. Bun antlaşmanın ardından konvansiyonel silahlar da gündeme alındı ve AKKA antlaşması imzalandı. Türkiye bu antlaşmadan çekilerek Mayıs ayı içinde ABD’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Biden arasında yapılacak görüşme öncesinde kritik bir hamle yaptı. Bunun sonucunda Türkiye’ye satışı gerçekleşecek F-16 uçaklarının sayısı 40’dan 80’e çıkabileceği gibi aynı zamanda bu uçakların Türkiye’de üretilmesi de gündeme gelebilecektir. Türkiye şu ana kadar zaten yaklaşık bin 300 uçak üretti ve bazı ülkelere de bu uçaklar gönderildi. Eğer böyle bir antlaşma yapılırsa iki ülke arasında ASELSAN, TUSAŞ, ASPİLSAN başta olmak üzere milli savunma sanayi şirketlerimizin çalışan sayısı artar, mevcut çalışanlar daha da rahatlar, Türkiye bu malzemelerin üretimini arttırır. F-16 uçaklarının kitleri Türkiye’ye daha çabuk zamanda verilebileceği gibi yine sayı artabilir. Bunun kadar önemli bir konuda Türkiye’nin tekrar F-35 uçağı programına geri dönmesi sürecini hızlandırır ve Türkiye’de yine bu 11 firmanın üretime yeniden katılması sonucunu doğurur. Türkiye bu antlaşmadan çekilerek milli savunma sanayisi açısından önemli ve kritik bir adım atmış oldu. Bunun da kamuoyu tarafından bu şekilde değerlendirilmesi daha olumlu sonuçlar verecektir Türkiye açısından.”

14 Nis 2024 - 15:01 - Dünya

Mahreç  Fatih Erboz



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.