Seçim sonrası için kritik uyarı: Beslenme sorununa dikkat

Namık Kemal Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Okan Gaytancıoğlu, “Önümüzdeki dönemde temel tüketim maddelerine et, süt, meyve ve sebzede yaşanabilecek olası fiyat artışları da dikkat çekici olabilir. Bunun projeksiyonu şimdiden çıkartılmalı” ifadelerini kullandı.

Fatih  Erboz
Fatih Erboz Tüm Haberleri

Türkiye seçim sonrasında yaşanacak ekonomik durumu tartışmaya başladı. Seçim sonrasında vatandaşların birçoğunun su, elektrik gibi temel harcama kalemlerine zam oranı beklediğini, ancak önemli bir diğer sorunun temel tüketim gıda maddelerinde oluşabileceğini ifade eden Namık Kemal Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Okan Gaytancıoğlu, “Türkiye’de içinden geçtiğimiz süreçte tarımda üretim politikalarımıza çok dikkat etmemiz, hatta yeni baştan değerlendirip, bir planlamaya gitmemiz gerekiyor. Bugüne kadar ithalat ile üretimde yaşanan eksikliği gidermeye çalışarak, günü birlik politika uyguladık ama bu politika yöntemi de sorunu çözmeye yetmiyor artık. Önümüzdeki dönemde temel tüketim maddelerine et, süt, meyve ve sebzede yaşanabilecek olası fiyat artışları da dikkat çekici olabilir. Bunun projeksiyonu şimdiden çıkartılmalı. Tüm bunların sonunda en kritik cevap bulunması gereken soru, beslenme sorunun nasıl giderileceği olmalıdır” dedi.

Türkiye’nin iklim değişikliğine bağlı olarak, üretim etim politikalarını şimdiden tartışmasının ve bu doğrultuda planlama yapmasının gerekli olduğunu vurgulayan Gaytancıoğlu, şunları söyledi:

“Bugün esas üzerinde durmamız gereken konulardan biri iklim değişikliğine bağlı olarak ürün üretim planlamasının belirlenmesi. Artık her yerde istediğiniz ürünü ekerek, beklediğiniz verimi alamayabilirsiniz. Bu Türkiye’nin değil, dünyanın sorunu haline gelmiş durumda. Buna uygun bir gelecek planlaması yapılması gerekiyor. Ancak içinden geçtiğimiz süreçte bunun yapılmaması bir eksiklik olarak dikkat çekerken, üretimin ve üreticinin gün geçtikçe azalması Türkiye için tarım ve hayvancılıkta önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmakta. Türkiye’nin bugün itibarıyla öncelikli olarak üretimi arttıracak tarım uygulamalarına dönmesi gerekiyor. Üretici tarım ve hayvancılıkta rahatlıkla üretim yapması gerekiyor. Bu sorunu çözemediğimiz takdirde önümüzdeki yıllarda beslenmeye yönelik ciddi sorunlar doğabilir.”

Türkiye’de son günlerde ciddi bir şekilde kent yoksulluğu kavramının gündelik hayatın içinde gözlendiğini belirten Gaytancıoğlu, “Ülkemizde kent yoksulluğu kavramı önemli ve incelenmesi gereken bir kavram. Bugün baktığımızda kentlerde yaşayan emeklilerimiz et alabilmek için sabahın erken saatlerinde kuyruklar oluşturuyor. Bunun nedeni irdelemek gerekiyor. Bunun temel nedeni ithalata dayalı politikaların artık günü kurtarmamasıdır. Baktığımızda et ithalatı, büyükbaş hayvan ithalatı sorunu çözmeye yeterli olmuyor maalesef. Bunun için yapılması gereken üretimi teşvik etmek. Öte yandan birçok köyü geziyoruz. Besicilikte durum iyi değil. Köylü üretimden vazgeçmiş durumda. Kentlerde 500-550 liraya et, kıyma satılırken, daha ucuz kıyma, et almak için insanlarımız kuyruğa girerken kırsal kesimde erkek ve dişi büyükbaş hayvan üretimi yetersiz. Et ve süt üreticileri hayvan bulamıyor. Et üreticileri erkek büyükbaş hayvan, süt üreticileri dişi büyükbaş hayvan bulmakta zorlanıyor. Bunun da temel nedeni üreticinin artık hayvancılıktan vazgeçmesi. Hayvancılık üretimini bırakması. İthalat ile Türkiye’nin et açığını gideremezsiniz. Kentlere göçmeye devam ederse kırsal kesimdeki üretici ciddi sorun yaşarız önümüzdeki dönemde. Beslenme sorununun ana kaynağı tam da burada olduğu için, üretim konusunda önlemlerin alınması şart” diye konuştu.

Türkiye’nin 2023 yılında tarımda cumhuriyet tarihinin en yüksek ithalatını gerçekleştirdiğini ifade eden Gaytancıoğlu, “31 milyar 500 milyon dolarlık ithalat yaptı. 11 milyon 500 bin ton buğday aldı Türkiye. Buna rağmen fiyatlar istenen düzeye gelmiyor. Bunun ötesinde depolar da ürünler duruyor. Daha bu ürünlerin yanına yeni ürünler eklenecek önümüzdeki dönemde.

İthalat artık çözüm olmuyor fiyatların düşmesini sağlamıyor. Fiyatlar artmaya devam ediyor. Örneğin 20 milyon ton üretimimiz var. Bu üretimde fırıncıya destek sağlanıp, ekmek ve unlu mamul fiyatları düşebilir. Öte yandan devlet kurumlarına vererek bir destek sağlanabilir. İthal edilen buğday un yapımında kullanılıp işlenerek tekrar ihraç ediliyor. Buna benzer çözümler arttırılabilir. Gıda ürünlerinin fiyatları alınacak üretim ve destekleme önlemleriyle düşürülebilir. Bunun yanı sıra meralardaki verimlilik büyük önem kazanıyor. Hayvancılık için çok önemli. Türkiye’nin yeşil yem ihtiyacını karşıladığı gibi saman ihtiyacını da karşılar. Böylelikle hayvancılıkta yem sorun olmaktan çıkar. Türkiye buna benzer çözümler üretmediği takdirde önümüzdeki dönem toplumsal beslenme sorun olacak” ifadelerini kullandı.

Çiftçinin üretimden uzaklaşmasından dolayı meyve ve sebzede de sorun yaşandığını kaydeden Gaytancıoğlu, “Meyve bahçelerimiz terk ediliyor. Çiftçi meyve üretiminden uzaklaşıyor, nedeni ise maliyetler. Bugün marul üretimi deyip de geçmeyelim. Marul üretimi, yeşillik dediğimiz sebze üretiminin, patates üretiminin arkasında ciddi bir emek var. Bu ürünler toplumsal beslenmemiz açısından çok önemli. Eğer tele gıda ürünlerinin üretimini desteklemezsek, ithalat ile bu ürünlerde beklenen fiyat azalmasını sağlayamayız ve beslenme sorunu bu nedenle önümüzdeki dönemin en büyük sorunu olur. Buna çok dikkat edilmesi gerekiyor” diye konuştu.

31 Mar 2024 - 15:35 - Ekonomi

Mahreç  Fatih Erboz



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.