"10 yılda 2 buçuk dekar tarım alanı yok oldu"

TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “6360 sayılı Büyükşehir Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana 10 yıl geçti ve bu sürede büyükşehirlerde 2 buçuk milyon dekarlık işlenen tarım alanı yok oldu” dedi.

Halil Yatar
Halil Yatar Tüm Haberleri

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaklaşan yerel seçimler öncesi çiftçilerin belediyelerden beklentilerine ve taleplerine yönelik Ziraat Odaları aracılığıyla yapılan çalışmanın sonuçlarını değerlendirdi.

Tarım, stratejik bir sektör olması sebebiyle tüm dünyada desteklendiğini ve korunduğunu söyleyen Bayraktar, “Ülkemizde de başta kamunun yaptığı destekler olmak üzere tarım sektörüne birçok farklı araçla destek veriliyor. Yerelde de belediyeler tarafından tarım sektörüne destekler, teşvikler ve yatırımlar yapılıyor. 2012 yılında yayınlanan 6360 sayılı Kanun’un 2014 yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte Büyükşehir ile ilçe belediyelerine tarım sektörüne yönelik hizmet ve faaliyetler konusunda görev ve yetkiler verildi. Ülkemizde kırsal alana hizmet etme görevi 81 ilin 30’unda büyükşehir belediyeleri, kalan 51 ilde ise il özel idarelerinin yetkisinde bulunuyor. Kanunla verilen görev ve yetkiler sonucu 2014 yılından bu yana büyükşehir belediyeleri tarımsal üretimin doğrudan içindedir. Geçen süreç içerisinde büyükşehir belediyeleri tarıma yönelik hizmet götürme birimlerini oluşturdu. Bu açılan birimler bölgeleri dâhilinde tarıma ve kırsal alanlara yönelik çalışmalar yapıyor, destekler veriyor. Birliğimiz tarafından Ziraat Odalarımız aracılığıyla bir çalışma yapıldı. İl ve ilçelerde belediyelerin tarım sektörüne yönelik gerçekleştirdiği çalışmalar ve çiftçilerin belediyelerden beklentileri tespit edildi. Yapılan çalışma neticesinde, büyükşehir belediyelerinin bulunduğu illerde tarım alanlarının yeterince korunmadığı, verilen desteklerin çiftçiler tarafından yeterli bulunmadığı tespit edildi.”

Büyükşehirlerde, 10 yılda toplam işlenen tarım arazilerinde 2,5 milyon dekar azalma olduğunu söyleyen Bayraktar, “Ülkemizde işlenen tarım alanı ve uzun ömürlü bitki alanı toplamı 2023 yılı itibarıyla 23 milyon 941 bin 709 hektardır. Toplam tarım alanının yüzde 55,7’si yani 13 milyon 337 bin 897 hektar büyükşehir belediyesi sınırları içerinde bulunan 30 ildedir. 2014 yılında 30 büyükşehir belediye sınırlarında bulunan işlenen tarım alanı ve uzun ömürlü bitki alanı toplamı 13 milyon 589 bin 850 hektardır. 2023 yılında ise yüzde 1,85 azalarak 13 milyon 337 bin 897 hektara geriledi. 6360 sayılı Büyükşehir Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana 10 yıl geçti ve bu sürede büyükşehirlerde 2 buçuk milyon dekarlık işlenen tarım alanı yok oldu. Büyükşehirlerin önemli kısmı sanayinin fazla olduğu, sahile yakın turizmin daha ön planda olduğu illerden oluşuyor. 1. sınıf verimli tarım arazilerinin fazlaca olduğu bu illerde tarım arazilerinin, tarım dışı amaçla kullanımına yönelik tehdidi gün geçtikçe daha da artırıyor.”

“KIRSAL NÜFUSUN ORANI YÜZDE 23’E GERİLEDİ”

“Ülkemizde kırsal nüfus da azalma yaşanıyor” diyen Bayraktar şöyle devam etti: “Dünya Bankası’nın verilerine göre 2014’te Türkiye nüfusunun yüzde 27’si kırsalda yaşarken 2022’de bu oran yüzde 23’e geriledi. Son yıllarda kırsaldan kente göçün hızlandığı göz önüne alındığında karşımıza ilk olarak kırsal bölgelere sosyal ve kültürel yaşantıyı geliştiren hizmetlerin götürülmesi gereği çıkıyor. Belediyeler, kırsal hayatın doğal yapısını bozmadan sosyal ve kültürel açıdan destek vererek buraları yaşanılabilir hale getirmelidir. Yine yaptığımız çalışmada, 6360 sayılı Kanunla 30 büyükşehir belediyesinde tarımsal üretime yönelik kurulan birimlerle çeşitli destekler verilmesine rağmen diğer belediyelerde tarımsal üretime yönelik faaliyetler yok denecek kadar azdır. Belediyelerce verilen desteklerin başında en fazla tohum, fide, fidan dağıtımının yapıldığı tespit edildi. Çiftçilerimizin ihtiyacı olan desteklerin tespiti ve uygulanmasıyla kırsal alana yönelik projeler yapılmasında bazı belediyeler Ziraat Odalarımız ve kooperatiflerle birlikte çalışırken, çoğu belediye de bu çalışmayı yapmıyor.”

Ülkemizde gerçekleştirilen tarımsal üretimin yarıdan fazlası 30 ilde yapıldığını belirten Bayraktar, “Ülkemizde tahıllar ve diğer bitkisel ürünler ekim alanlarının yüzde 56’sı, sebze bahçeleri alanlarının yüzde 68’i, meyveler, içecek ve baharat bitkileri alanlarının yüzde 75’i büyükşehirlerde bulunuyor. Ayrıca büyükşehirlerde, Türkiye sığır varlığının yüzde 54,8’ine, koyun varlığının yüzde 56’sına, keçi varlığının yüzde 56 buçuğuna ve kümes hayvanlarının yüzde 67’sine sahiptir. Ülkemizde bulunan tarım alanlarının yüzde 55,7’sini oluşturan, bitkisel ve hayvansal üretimin yarıdan fazlasının yapıldığı 30 ilde tarımsal üretime ve çiftçilere verilen önem ve ayrılan kaynak daha fazla olmalıdır. Kırsala harcanacak kaynağın yerinde kullanılmasına dikkat edilmeli, ihtiyaçlar yerinde tespit edilerek çözüm sağlanmalıdır. Dolayısıyla belediyelerin yaptığı ve yapacağı desteklerin çiftçi odaklı olması önemlidir” dedi.

BAYRAKTAR, ÇİFTÇİNİN BEKLENTİLERİNİ 10 MADDEYLE SIRALADI

On ana başlıkta çiftçilerin belediyelerden beklentilerini sıralayan Bayraktar, “Birincisi tarım arazileri korunmalıdır. Belediyeler, her ilde oluşturulan Toprak Koruma Kurullarında Ziraat Odalarının yer almasına destek vermeli ve bu kurullara gelen amaç dışı kullanım taleplerine yönelik de Ziraat Odalarıyla birlikte hareket etmelidir. İkincisi kırsalda genç nüfusu tutabilmek için sosyal alanlar artırılmalıdır. Gençleri kırsalda tutamamak, tarımsal üretimde sorunların en başında yer alıyor. Bunun en önemli nedenleri arasında ise kırsal alanda eğitim, sağlık ve benzeri imkanların kısıtlı olması, sosyal ve kültürel imkanların olmaması geliyor. Kırsal nüfusun gençleştirilmesi için kırsalın sorunları çözülmeli, kent ve kır arasındaki ekonomik ve sosyal farklılıklar giderilmelidir. Bu anlamda her belediye kırsal alana daha fazla kaynak ayırmalı, kadınlara yönelik eğitici ve meslek edindirici kurslar açmalı, çocuklar için etkinlik alanları oluşturmalıdır. Üçüncüsü belediyeler ve ziraat odaları birlikte hareket etmelidir. Tarıma verilen desteklerin etkinliği her zaman sorgulanıyor ve tartışılıyor. Tarımsal desteklerdeki en önemli sorun, desteklerin çiftçinin ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığıdır. Bu sorunun çözümü de çiftçiyle birlikte hareket etmekten geçiyor. Belediyeler, yaptıkları ve yapacakları uygulamalarda mutlaka çiftçi ihtiyaçlarını en iyi bilen, çiftçiyi en iyi tanıyan Ziraat Odalarıyla beraber hareket etmeli, görüşlerini almalıdır” dedi.

Dördüncü olarak pazarlama kooperatiflerinin kurulmasına destek olmalı diyen Bayraktar, beşinci madde olarak üretici pazarlarının her ilçeye kurulması gerektiğini belirtti. 6’ıncı madde olarak desteklerin artması gerektiğini söyleyen Bayraktar, “Belediyelerin kırsal alanda gerçekleştirdiği çalışmaların en önemlisi çeşitli konularda yapılan desteklerdir. Belediyeler tohum, girdi ve benzeri konularda çiftçilere hibe destekleri yapıyor. Bazı belediyeler Ziraat Odaları ve Kooperatifler aracılığıyla çiftçilere tarım alet ve makinası hibe ediyor. Belediyelerin çiftçilerin ihtiyaçları doğrultusunda bu destekleri artırması bekleniyor. Destek miktarını artırmanın yanı sıra desteklerin düzenli olarak verilmesi ve verilecek desteklerin üretim döneminden önce açıklanması da önem arz ediyor. Özellikle de tohum, fide, gübre, mazot, yem ve ilaç gibi girdilerin tek bir defaya mahsus verilmesi, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine katkı sunmayacaktır” ifadelerini kullandı.

7’inci olarak kırsal alanlara altyapı hizmetleri artırılması gerektiğini söyleyen Bayraktar, 8’inci madde oalrak da tarımsal ürün işleme tesislerinin kurulması gerektiğini söyledi. 9’uncu olarak yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulmasına destek olmalıdır dedi. Son olarak kırsal turizm ile kırsalda gelirin artırılması sağlanmalı diyen Bayraktar, “Belediyelerin kırsal alanları tanıtıcı faaliyetlerde bulunmaları ve cazibe yaratmaları hem üreticilerin hem de bölgedeki diğer insanların gelirlerini artıracak, kırsal kalkınmaya katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

15 Mar 2024 - 15:21 - Ekonomi

Mahreç  Halil Yatar



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.