Öymen: Sürece ihtiyatlı iyimserlik ile bakılmalı

Emekli Büyükelçi Onur Öymen, “Türkiye ile Mısır üst düzey görüşmesi sonucunda ortaya çıkacak süreci dikkatle izlemek gerekiyor. Ne çok fazla iyimser, ne de çok fazla kötümser olmanın bu tür ziyaretler ve ilişkilerin yeniden ele alınması sürecinde yeri olmaz” dedi.

Fatih  Erboz
Fatih Erboz Tüm Haberleri

Emekli Büyükelçi Onur Öymen, Türkiye ile Mısır arasındaki bu sürecin ihtiyatlı bir iyimserlik havasında değerlendirilmesinin yerinde olacağını söyledi. Öymen, “Türkiye ile Mısır üst düzey görüşmesi sonucunda ortaya çıkacak süreci dikkatle izlemek gerekiyor. Bu ziyaretin sonrasında iki ülke ilişkileri nasıl seyredecek göreceğiz. Ne çok fazla iyimser, ne de çok fazla kötümser olmanın bu tür ziyaretler ve ilişkilerin yeniden ele alınması sürecinde yeri olmaz. İhtiyatlı iyimserlik olarak tarif edilebilecek kapsamda ziyaretin sonuçlarını beklemek ve süreç içinde ortaya çıkacak durumu analiz etmek doğru olacaktır” dedi.

Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin Türkiye’nin bölgesel politikaları açısından milli çıkarları noktasında önem taşıdığını kaydeden Öymen, şunları söyledi:

“Öncelikle şu durumun altını çizmek gerekiyor. Uzun bir sürenin ardından Mısır ve Türkiye devlet başkanları bir araya geldi. Mısır kamuoyunun tutumu her iki ülkeye de bu aşamada zarar verecek bir tutum oldu maalesef. Yani Mısır’ın içinden geçtiği süreç itibarıyla tam anlamıyla demokratik bir ortamda olmadığını söyleyebiliriz ama Mısır basının da çıkan karikatürlere baktığınız zaman bu iki ülkenin ilişkilerinin gelişmesine katkı sağlayacak bir nitelikte değil. Bu yaklaşım Türkiye açısından da Mısır açısından da olumlu bir hava yaratmadı maalesef. Buna dikkat edilseydi daha iyi olurdu. Bu tür dönemlerde diplomatik üslup, kamuoylarının yaklaşımı açısından izlenecek üslup büyük bir önem taşımaktadır. Bu üsluba her iki ülkenin de dikkat etmesi büyük önem taşır ilişkilerin normalleştirilmesi açısından.”

Türkiye ile Mısır ilişkilerinin dönem dönem inişli çıkışlı süreçlerden geçtiğine dikkat çeken Öymen, “Türkiye ile Mısır ilişkileri zaman içinde inişli çıkışlı bir süreç yaşadı. İki ülke arasında Nasır döneminden bir soğukluk olduğunu belirtmek gerekiyor. Bu soğukluğun nedenleri var elbette. İki ülkede bölgesel liderlik amacıyla bir politika izledi belirli dönemlerde. Mısır’ın Arap dünyasındaki liderliği konumundaki tavrı bölgesel politikalarda soğukluk yarattı. Yine terörist Abdullah Öcalan’ın Suriye topraklarından çıkarılması konusunda Mısır’ın tavrı Türkiye tarafından hoş karşılanmadı. Mısır’a merhum Cumhurbaşkanı Demirel ile gittiğimizde Mısır yönetimi Suriye’nin haklı olduğu izlenimini veren tutum sergiledi. Ancak Türk heyeti olarak bizim kararlı tavrımızı görünce bu konuda geri adım attılar. Öcalan Suriye topraklarını terk etti. Türkiye ile Mısır arasında soğukluk yanı sıra inişli çıkışlı dönemlerde oldu. Bu ziyaretin birkaç boyutu olduğunu da söylemek gerekiyor. Türkiye’de iktidar Müslüman Kardeşler politikası izlediği dönemde Mısır’da Mursi iktidara geldi. Daha sonra şimdiki Mısır Cumhurbaşkanı Sisi iktidara gelince Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerde soğukluk ve gerginlik kendini hissettirdi. Sonuçta bu noktadan sonra iki ülke kendi çıkarları doğrultusunda temaslar gerçekleştirdi ve bugüne gelindi. İki ülke arasındaki inişli çıkışlı, soğukluk dönemlerini de unutmamadan değerlendirme yapmak önem kazanıyor. Bu ziyarette kurulan temas elbette iki ülke açısından ve Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından önemli” ifadelerini kullandı.

Mısır Türkiye ilişkilerinin belli bir normalleşme sürecine girmesinin ilişkilerin tam anlamıyla düzlüğe çıkacağı anlamına gelemeyeceğini kaydeden Öymen, “İki ülke bu ziyaret kapsamında savunma sanayi, ekonomi ve ticaret alanlarında bir takım işbirliği anlaşmaları imzaladı. Bu noktada bölgesel işbirliği konularında mesajlar verildi. Gerçekleşen ziyaretin anasıl bir sonuç çıkacağına bakmak gerekiyor iki ülke arasındaki ilişkilerde. Bu ziyaretin sonuçlarını önümüzdeki günlerde yaşanan gelişmelerde daha rahat göreceğiz. Mısır’ın bu ziyaretin sonunda Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum kesimi ile olan ilişkilerini bir anda kesmesini beklememek gerekiyor örneğin. Türkiye ile ilişkilerini düzeltirken hemen bu ilişkileri Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda şekillendirmesini beklemek olmaz. Öte yandan Doğu Akdeniz bağlamında Türkiye’yi dışarıda bırakan 9 ülkeyi içine alan bir doğal gaz platformu kuruldu. Türkiye ile Mısır ilişkilerinin iyi olmadığı bir dönemde gerçekleştirdi bu platformun kuruluşu. Bu noktada da hemen bir gelişme beklenmesi gerçekçi olmayacaktır. Tüm yaşananların sonucunda içinden geçtiğimiz süreçte Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkilerde ne çok kötümser ne de fazla iyimser olmak gerekiyor. Ziyaretin ve yaşanan sürecin sonuçlarını beklemek gerekiyor. Bunun için ihtiyatlı bir iyimserlik içinde olmak bu gibi süreçlerde en doğru bir tavır olur uluslararası ilişkilerde” diye konuştu. 

Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmelerin hemen yorumlanmasının da kolay olmayacağını belirten Öymen, şunları ifade etti:

“Suriye’yi değerlendirirken sadece Esad yönetimi politikalarından hareket edemiyorsunuz. Bu süreçte sadece Suriye yönetiminin belirleyeceği politikalar tek başına bir parametre olmuyor bölgesel gelişmelerde. Başka devletlerin politikası da Suriye’de yaşanan süreci değerlendirmek açısından önem kazanıyor. İsrail’in politikaları, aynı şekilde İran’ın politikaları, bunun yanı sıra Suriye’ye ve bölgeye sirayet eden küresel aktörlerin politikaları hepsini birden değerlendirerek hareket etmek kaçınılmaz oluyor. İsrail ve İran çatışma ortamına her zaman hazır bir politika izliyorlar ve Ortadoğu’da çatışma zeminin tam olarak ortadan kalkmasına engel olan bir tavır içindeler. Ortadoğu’da bugünden yarına nasıl bir tablo ortaya çıkar kestirmek kolay olmuyor. Kaygan bir zemin söz konusu. Suriye’nin toprak bütünlüğü söz konusu değil. Öncelikle bunun sağlanması önem kazanıyor.”

Türkiye’nin Suriye politikasını belirlemesinde ve genel olarak bölgesindeki gelişmeleri değerlendirip politika belirleme sürecinde ilkeli bir tutumun benimsenmesinin büyük önem taşıdığını kaydeden Öymen, “Bu ilkeler toprak bütünlüğü, egemenlik ve bağımsızlık. Bu üç ilke üzerinde sorunlara yaklaşmanız büyük önem taşıyor. Bugün Suriye topraklarının yaklaşık yüzde 30’unda hakim değil. O bölgede Türkiye’yi de tehdit eden bir başka yapı var. Öte yandan sadece Suriye’de değil Ukrayna’da da durum böyle. Sadece Kırım bölgesinde değil, başka yerlerde de egemenliği kurabilmiş değil Ukrayna. Türkiye’nin bölgesindeki ülkelerin bazılarında böyle bir durumun olduğunu görüyoruz. Dolayasıyla Türkiye’nin öncelikle ilkeli bir politika benimseyerek hareket etmesi kaçınılmaz oluyor. Türkiye’nin sınır güvenliği ve terörle mücadele konusunda Suriye’ye yönelik politika belirlemesinde bunların önemi var. Yine diğer Ortadoğu ülkelerinin politikaları önem taşıyor. Öncelikle bölgedeki çatışma ortamının yatıştırılması gerekiyor. Bu yönde politikanın hayata geçirilmesi önem kazanıyor. Bunu yaparken milli çıkarlarınızı unutmadan, Ortadoğu’daki zemine dikkat ederek, ilkeli bir Suriye politikası belirlemeniz büyük önem taşıyor. Sonuçta bu bölgedeki oyunculardan İran ve İsrail’in politikaları da çatışmasızlık ortamının oluşmasında önem kazanıyor. Türkiye’nin Suriye politikasını belirlerken tüm bunları dikkate alarak politika geliştirmesi kaçınılmaz oluyor” diye konuştu.

19 Şub 2024 - 14:52 - Gündem

Mahreç  Fatih Erboz



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.