Yurtta barış dünyada barış

1 Eylül, Nazi Almanya’sının Polonya’yı işgal ettiği tarihtir. 1 Eylül, İkinci Dünya Savaşı’nın yaralarını sarmak, o acı günlerin başlangıcını unutmamak ve barışı hatırlamak amacıyla Dünya Barış Günü olarak ilan edildi.

A. Cevat Uğraş
A. Cevat Uğraş Tüm Haberleri

Bugün 1 Eylül… Dünya Barış Günü. 1 Eylül Nazi Almanya’sının Polonya’yı işgal ettiği tarihtir. 1 Eylül, İkinci Dünya Savaşı’nın yaralarını sarmak,  o acı günlerin başlangıcını unutmamak ve barışı hatırlamak amacıyla Dünya Barış Günü olarak ilan edildi.

1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ’NÜN HİKAYESİ

İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olan olay 1 Eylül 1939 yılında Nazi ordusunun Polonya’ya saldırarak 20. yüzyılın en kanlı savaşını başlatmasıyla ve milyonlarca insanın hayatını kaybetmesiyle başlar.

1 Eylül Dünya Barış Günü hikayesiyle dünyada barışın önemini bir kez daha hatırlatmak, İkinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden milyonlarca kişi ve savaşlarda sakat kalan insanları hatırlamak amacıyla her yıl kutlanır.

Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı üyesi ülkeler aldıkları kararla Nazi Almanya’sının 20 yüzyılın en kanlı olayını başlattığı tarih 1 Eylül’ü Dünya Barış Günü olarak kutlamaya başlarlar. Her yıl 1 Eylül’de Dünya Barış Günü kutlamaları gerçekleştirilir. Toplantılar, mitingler, barış gösterileri ve sanatsal etkinlikler düzenlenir. İnsanlar barış şarkıları, şiirleri ve marşları söyler tüm dünyada.

BM 21 EYLÜL OLARAK KABUL ETTİ

7 Eylül 2001 tarihli Birleşmiş Milletler Kararı ile de 21 Eylül olarak kabul edildi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1981’deki 57. birleşiminde, “Genel Kurul’un açılış günü olan her eylülün üçüncü salı gününü “Uluslararası Barış Günü” ilan etmiştir. Yıllar sonra Genel Kurul'un 7 Eylül 2001 tarih ve A/RES/55/282 sayılı kararı ile 21 Eylül'ü Barış Günü olarak kabul edildi. Birleşmiş Milletler, Barış Günü'nde, dünya çapında çatışmaların önlenmesi ve barışın tesisi yolunda bilinçlenmeyi amaçlıyor. Her 21 Eylül’de, Birleşmiş Milletler Merkezi’ndeki “Barış Çanı” çalınıyor.

YURTTA SULH CİHANDA SULH

"Yurtta sulh, cihanda sulh" Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından ilk kez 20 Nisan 1931'de seçim dolayısıyla millete beyannamesinde dile getirildi;  "Cumhuriyet Halk Fırkasının müstakar umumî siyasetini şu kısa cümle açıkça ifadeye kâfidir zannederim: Yurtta sulh, cihanda sulh için, çalışıyoruz."

Bu ilke 1961 ve 1982 Anayasalarında da yer alan Türkiye Cumhuriyeti'nin temel dış politika düsturudur. Devlet yönetiminde ve her türlü devlet faaliyetlerinde yönlendirici bir nitelik taşıyan, “Yurtta sulh, cihanda sulh'' ilkesi, sadece bir parola değil, aynı zamanda bir üstün hukuk kuralıdır. “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi bir taraftan yurt içinde huzur ve sükûnu, güven içinde yaşamayı, diğer taraftan da milletlerarası barış ve güvenliği hedef tutar, ilke, hem iç politikanın, hem de dış politikanın temel dayanağıdır.

Dünyada olabilecek herhangi bir rahatsızlığın herkese zarar verebileceğini, bu yüzden de milletlerin diğer milletlerin sorunlarına kayıtsız kalamayacağını ifade eden Atatürkçülüğün bütünleştirici ilkelerindendir. “Yurtta sulh, cihanda sulh” en geniş ve yaygın anlamıyla teknik bir deyim olan kolektif güvenliği, milletlerarası barışın korunmasını ve devamlılığını da ifade eder.

BARIŞ

Çocuğun gördüğü düştür barış.

Ananın gördüğü düştür barış.

Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.

Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba

elinde yemiş dolu bir sepet;

ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak testi gibi

ter damlalarıyla alnında...

barış budur işte.

Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman

ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,

yangının eritip tükettiği yüreklerde

ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,

ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,

boşa akmadığını bilerek, kanlarının,

barış budur işte.

Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda

yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi

ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.

Barış, açılan bir pencereden, ne zaman olursa olsun

gökyüzünün dolmasıdır içeriye;

gökyüzünün, renklerinden uzaklaşmış çanlarıyla

bayram günlerini çalan gözlerimizde.

Barış budur işte.

Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun

                                               gözlerinin önüne tutulan kitaptır.

Başaklar uzanıp, ışık! Işık! -  diye fısıldarlarken birbirlerine!

Işık taşarken ufkun yalağından.

Barış budur işte.

Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler

Geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü

ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından

cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi;

barış budur işte.

Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de

bir kök olduğu zaman

gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.

Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman

dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardı sıra.

Ve sonunda, hissettiğimiz zaman yeniden

zamanın tüm köşe bucağında acıları kovmak için

ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.

Barış budur işte.

Barış, ışın demetleridir yaz tarlalarında,

iyilik alfabesidir o, dizlerinde şafağın.

Herkesin kardeşim demesidir birbirine, yarın yeni bir dünya

                                                                               kuracağız demesidir;

ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.

Barış budur işte.

Ölüm çok az yer tuttuğu için yüreklerde

mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların

şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerine

büyük karanfilini alacakaranlığın...

barış budur işte.

Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların

sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.

Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.

Ve toprakta derin izler açan sabanların

tek bir sözcüktür yazdıkları:

Barış

Ve bir tren ilerler geleceğe doğru

kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden

buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.

Bu tren, barıştır işte.

Kardeşler, barış içinde ancak

derin derin soluk alır evren.

tüm evren, taşıyarak tüm düşlerini.

Kardeşler, uzatın ellerinizi.

Barış budur işte.

              

Yannis RITSOS

31 Ağu 2023 - 18:00 - Gündem

Mahreç  A. Cevat Uğraş



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.