Ankara’da nostaljik bir durak: Piranha Kafe

Ankara’yı turlayacağımız yeni yazı dizimizde ilk durağımız, Ankara’nın nostaljik mekanlarından birisi olan Piranha Kafe oldu. İçerisindeki her şeyin antika olmasıyla bir “müze-kafe” özelliği teşkil eden Piranha’nın işletmecisi Bahattin Aktaş’la nostaljinin insanı besleyen yanlarını ve Piranha’nın hikayesini konuştuk.

Nur Yıldız
Nur Yıldız Tüm Haberleri

Olur ya yolunuz düştü, Beşevler metrosu boyu yürüdünüz. Diliniz damağınız kurudu ancak zincir kafelerin kalabalığına girmek istemediniz; hem ruhen, hem bedenen durup soluklanabileceğiniz bir yerin özleminde, Beşevler’in dakikadan dakikaya yalnızlığınızı yüzünüze vuran öğrenci kalabalığında bir kahveye hasret kalakaldınız... Hah, işte tam da bu anda kalan dermanınızla yürüyebileceğiniz, kıyıda köşede kalmış bir yerle geldim sizlere. Ankara’daki haftalık yolculuğumuzda ilk durağımız, yalnızsanız dahi sıkılmayacağınız, sizi dinlendirecek bir müze-kafe olan Piranha Kafe.

Ankara’da nostaljik bir durak: Piranha Kafe


Bu kafedeki her şey antika. Masalardan tutun tepsilere, tepsilerden tutun kahve fincanlarına… Kahvenizi yudumlarken bir müze gezercesine camekanlarla kaplanmış kafe masalarının altındaki koleksiyonlara bakabilir, Bahattin Aktaş’ın biricik koleksiyonlarını sergilediği vitrinleri kendisine de sorular sorarak turlayabilirsiniz.

Piranha Kafe, 30. yılını devirmiş bir müze kafe. Bahattin Aktaş’ın kardeşi Celal Aktaş ile birlikte işlettiği Piranha’ya gittik ve burayı bir de ondan dinledik.

Ankara’da nostaljik bir durak: Piranha Kafe

ANTİKA BENİM İÇİN ÇOCUKLUKTAN GELEN BİR “DUYGU” HALİ

Bahattin Aktaş’a hepimizin ilk aklına gelen soruyu soruyor ve antika merakının çocukluğundan yadigar olduğunu öğreniyoruz.
Nitekim antikanın bir çeşit duygu durumu olduğunu söyleyen Aktaş şöyle konuşuyor,
“Antika benim için çocukluktan kalma bir ‘duygu’ durumu. Benim antika merakım çocukluktan başladı. Sekiz-dokuz yaşlarındayken biriktirmeye başladım. Büyülü gibi geliyorlardı bana. İlk başta pul, sonra para… Çocukken değişik taş ve objeler bulup biriktirdiğim de çok oluyordu. İşin aslı hep bir merakım vardı.”
Koleksiyonlarının evde öylece yıllanmasına gönlünün el vermediğini aktaran Aktaş, kafe açma kararında bunun büyük bir etkisi olduğunu belirterek şunları söylüyor;
Çocukluktan itibaren topladığım antika koleksiyonumu oluşturduktan sonra bunları insanların da görmesi en büyük arzularımdan biri olmaya başladı. İnsanlar görsün ve ilham alsın istedim. Evde öylece durmalarının hiçbir anlamı yoktu. Müze konseptli bir kafe de bunun için biçilmiş bir kaftan oldu. İşin aslı burayı ilerde bir müzeye dönüştürmeyi de isterim, her şeye açığız”

Ankara’da nostaljik bir durak: Piranha Kafe

“ONDAN PARA KAZANMAYA ÇALIŞMAK ANTİKANIN RUHUNA AYKIRI”

Antikadan para kazanmaya çalışmanın onun ruhuna aykırı olduğunu ifade eden Aktaş, kafedeki hiçbir şeyin satılık olmadığını belirtiyor. Bazı antika-kafelerin işi ticarete dökmesini ise şöyle eleştiriyor,
“Antika kafelerde eşyaların satılmasını doğru bulmuyorum. İnsan sevdiği eşyayı satamaz. Antikanın ruhuna aykırı. Antika hediye edilir, ondan para kazanılmaz. Eğer kafe isen kafe olarak var olmalısın.”

Ankara’da nostaljik bir durak: Piranha Kafe

“KAFENİN TERMİNALDEN BİR FARKI OLMALI”

Yıllar önce Ukrayna’ya gidip kafelerini çok sevdiğini belirten Aktaş, oradan ilham aldığını belirtmeyi de ihmal etmiyor,
“Çok emek veriyorlar. Temizler, çok büyük ve ferahlar, dekor bakımından belli konseptleri var. Her şeyin başında insanlara davranışları çok farklı. Kaliteli malzemeler kullanıyorlar. İşlerini iyi yapıyorlar. Bana ilham olduklarını söyleyebilirim.”
Yeri gelmişken her yerin kafe olamayacağını da sözlerine ekliyor Aktaş,
“Bir yerin kafe olabilmesi için rahat olması lazım, insanların ruhuna hitap etmeli en başında. Sessiz sakin, konsept müzikler çalan bir yer olmalı kafe. Kalabalık ve tıkış tıkış olduğunda terminalden farkı olmuyor. Ben “terminal” diyorum oralara.” Yine “konsepti”n de önemini vurguluyor ve devam ediyor, “Bir kafenin konsepti olmalı. Özel bir şey olmalı ki, müşteriyi çekmeli. Binlerce kafe var.”

Ankara’da nostaljik bir durak: Piranha Kafe

“SEVDİĞİN İŞİ YAPTIN MI HAYAT DAHA KOLAY”

Bir işi severek yapmanın önemine değinmeyi de ihmal etmeyen Aktaş şöyle konuşuyor,
“İnsanları seviyorum. Bu da diğer her meslek gibi sevilmeden yapılabilecek bir şey değil. Sevdiğin işi yapacaksın derim hep. Sevdiğin işi yaptın mı hayat daha kolay. Antikacılıkla da harmanlayarak işi biraz daha sevilebilir kıldım.”

Ankara’da nostaljik bir durak: Piranha Kafe

“BİRİKTİRMEK BESLİYOR”

Koleksiyonlarının ve biriktirme sürecinin ona çok şey kattığını söylüyor Aktaş, ona göre antika ruhu dinlendiriyor, “Bence birçok insanın antikayla uğraşması lazım. Ruhu okşayan bir hobi. Biriktirmek besliyor insanı.”
Piranha’yı bu hale getirmenin yıllarını aldığını söyleyen mekan sahibimize göre ‘zahmetsiz gerçekleşen şeyler çabuk yok oluyor.” Nitekim Aktaş, sözlerine şöyle devam ediyor,
“Burayı açtığımızda bunca şey biriktirmemiştim. Piranha’yı bu şekilde dizayn etmek yıllarımı aldı. Eldeki avuçtakiyle bir şeyler yaptık. Evde biriktirdiğim antikaları getire getire oluşturduk her yeri. Nihayetinde antika konseptli bir kafeye dönüştü. Zamanla oluyor. Her şey gibi. Birdenbire yapamazsın. Zahmetsiz gerçekleşen şeyler çabuk yok olur.”
Aktaş’a gözümüzü alamadığımız vitrinlerden en sevdiği koleksiyonunu sorduğumuzda ise yanıtı hazır, “Saat koleksiyonum, sonrasında da Çarlık Dönemi Rus tabakalarım geliyor. Fotoğraf makinelerim, eski Osmanlı ağırlıklar; kaşıklar, lambalar, albümler de kıymet verdiğim koleksiyonlarımdan” diyor ve ekliyor “Eski olan her şeyi seviyorum.”
Nostaljinin okşayan havasında dinlenmek isteyenlerin Piranha’ya bir şans vermesini öneriyor, haftaya görüşmek üzere diyorum.
Giderseniz Bahattin abimizin özel tarifi olan kokteylini denemeyi ve elini hiç korkak alıştırmadan yaptığı bol malzemeli tostlarından yemeyi ihmal etmeyin.

Ankara’da nostaljik bir durak: Piranha Kafe

23 Nis 2023 - 15:52 - Kültür-Sanat

Mahreç  Nur Yıldız



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Emre - Hem bu alışılmışın ötesinde ve güzellikteki kafede hem de böyle güzel ve kaliteli şekilde kaleme alınmış yazıda çok emek olduğu ortada. Keyifle okudum, zevkle takip edeceğim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Nisan 11:52
02

Aleyna Çekin - En sevdiğim yerlerden birini Nur'un kaleminden bir kez daha keşfetme hissi tarifsiz. Hiç şüphesiz harika bir başlangıç !

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Nisan 17:51
01

Tur Fotoğrafçısı - güzel bir yazı dizisi olacağından şüphe dahi etmiyorum ve ilk yazı ile de kendini belli ediyor bu his... tebrik ediyorum. naçizane, gurur duyduğumu dahi hissediyor gibiyim. teşekkür ederim.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Nisan 11:51