Tanıklar Madımak katliamını anlatıyor

Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin “2 Temmuz 1993 - 2 Temmuz 2023 Sivas Madımak Katliamı 30 Yıl Oldu Unuttun Mu? Tanıklar Anlatıyor” adlı etkinlikte; 2 Temmuz katliamının tanıkları avukat Şenal Sarıhan, tiyatrocu Serdar Doğan, Ertan Kartal ve şair Mehmet Özer yaşadıklarını anlattı.

A. Cevat Uğraş
A. Cevat Uğraş Tüm Haberleri

Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin “2 Temmuz 1993 - 2 Temmuz 2023 Sivas Madımak Katliamı 30 Yıl Oldu Unuttun Mu? Tanıklar Anlatıyor” etkinliği Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezinde gerçekleştirildi. 2 Temmuz katliamının tanıkları avukat Şenal Sarıhan, tiyatrocu Serdar Doğan, Ertan Kartal ve şair Mehmet Özer yaşadıklarını anlattı. Etkinlik türkülerle açıldı ve ardından Madımak otelinde yakılarak öldürülen 33 bilim sanat aydın insanının gösterimi sonrası, etkinliğin açılış konuşmasını Pir Sultan Abdal Derneği adına Mehmet Özer yaptı. Özer, konuşmasına Refik Durbaş’ın Menzil şirini okuyarak ‘Sivas Madımakta katledilen 33 can yoldaşımızı anıyoruz’ sözleriyle başladı.

Tanıklar Madımak katliamını anlatıyor

Mehmet Özer, 30 yıldır Madımak’ın müze olması için haykırdıklarını ifade ettiği açılış konuşmasında “Anılar aynamızdır dönüp baktığımız, acıya dokunmak sevinci geri çağırmak gereklidir bu.  Yaşar kimi insan yaşıyor mu ölü mü bilemezsin Ölür kimi insan yaşar aramızda yarattıklarıyla aşımızda aşkımızda  Ne zaman ölür insan, adı unutulduğunda, yüzü unutulduğunda,   Adlarını haykırıyoruz, adları çoğalıyor sokaklarda, Yüzlerini unutmuyoruz, göğsümüzün üzerinde bir bayrak gibi gülümsüyor. Düşlerini unutmuyoruz. Düşü gerçek kılmak için gülü güne işliyor, gülden güller yaratıyoruz. Çoğalıyoruz gecekondulardan alanlara kol kola yürüyoruz meydanlarda,  Unutulmasınlar diye tanıklık ediyoruz. Biliyoruz ki tarih bilinci olmayanların gelecek düşü de olmaz. Tarih bilinci olmayanların tarihini egemenler yazar. Bir yarınımız olsun düşü gerçek kılalım diye tarihimizi yeniden yazıyoruz. Bilmek sorular sormak, yanıtlar aramak, yaşamı değiştirmektir.  Bu akşam avukat Şenal Sarıhan, tiyatrocu Serdar Doğan, Ertan Kartal tanıklıklarını bizimle paylaşacaklar. Bu akşam başka tanıklar da var aramızda gelen günlerde onlar da tanıklıklarını anlatacaklar. Gülnaz Çolak, Ali Rıza Koçyiğit, Gülay Şahin, Ali Balkız, Birsen Gündüz, Mehtap Yücel.  Sevgili ailelerimiz, dernek başkanlarımız, üyelerimiz, dost kurumlarımız hoş      geldiniz” ifadelerini kullandı.

Özer,  2 Temmuz’a kadar gerçekleştirilecek etkinliklerle katliamın tanıklarından dinlemeye devam edeceklerini ifade ederek sözü Serdar Doğan’a verdi. Serdar Doğan, “Hayatta hiç o kadar üşümedim” diyerek Sivas’ta 2 Temmuz 1993 yılında yaşadıklarını anlattı. Doğan, “ Etkinlikler yoğun bir şekilde gerçekleşiyordu. Tehditler de devam ediyordu. Kurulan standlarda yazarlar, şairler kitaplarını imzalıyordu. Kitapları, kasetleri yerlere atıp çiğneyip kırıyorlardı. Ortamı tahrik etmeye çalışıyorlardı. Aziz Nesin’e röportaj için gelmişler ve inatla tahrik etmeye çalışıyorlardı. Kültür merkezinin etrafı kalabalıklaşmıştı ve saldırı olmuştu. Otele (Madımak) sığındık. Aziz Nesin’in biraz ötesinde olmak, Hasret Gültekin’e dokunmak, Metin    Altıok… hepsi çok kıymetliydi. Fotoğraflar çektiriyoruz. Anı biriktirmeye çalışıyorduk. Taşın camda patlamasıyla içeride barikat kurarak kendimizi savunmaya çalıştık. Öfkemi yitirmemeye çalışıyorum. Beni diri    tutuyor. Onların seslerini unutmamaya çalışıyorum” ifadeleriyle yaşadıklarını anlattı.

2 Temmuz Madımak Katliamı tanıklarından Ertan Kartal ise Sivas’a kızlı erkekli girdiklerinde ‘kızlarla gezmeyin’ sesleriyle ve dini terimlerle ilk tepkiyle karşılaştıklarını belirterek, “ Konser, panel, söyleşi, imza günleri semah gösterileri oldu. O gün yoğun bir gündü. Kültür Merkezine saldırı olduğunu öğrendik. Otele doğru yürüdük. Madımak Oteline gittiğimizde otelin çevresinde parke taşlarının öbek öbek toplanmış olduğunu gördük. Otele girdik. Sanatçılar, yazarlar, şairler var. Aziz Nesin’e sözlü saldırı olmuştu. Otelden çıkıp kültür merkezine doğru gittim. Yaklaştıkça uğultulu sesler duyuluyordu. Tekrar otele geldim ve o kalabalık gürültüyü anlattım arkadaşlara. Kalabalık grup otelin önünde toplanmaya başladı. Biz asma kata çıktık. Gruptan otele girmeye çalışanlar oldu. Barikatlar kurduk. Taşlı saldırı başladı. Kendimizi savunmaya çalıştık. İçeri girenleri püskürtmeye çalıştık. Kardeşlerimizi, abilerimizi, dostlarımızı, canlarımızı Madımak’ta bıraktık. Hastaneye sağ olarak gidenleri de hastanede katlettiklerini öğrendik. Unutmayalım, unutturmayalım” dedi.

Avukat Şenal Sarıhan da “33 canın anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Biz unutmadık. Unutmak gibi bir niyetimiz de yok. Bir oyunun adını anımsamaya      çalıştım. Sivas duruşmalarına girdiğim günden bu yana ya da  Sivas’ı herhangi bir biçimde anlatmaya çalıştığımda bu oyunu anımsarım. Oyunun konusu gerçek mağdurun hikayesidir. Oyun Güney Amerika’da işkence görmüş olan bir kadının öyküsünü anlatır. Mağdur oynayanların provası sırasında salondadır. Oturduğu yerden kendisini oynayan oyuncuyu izler. Yönetmen her defasında mağdura oyuncunun yaşadıklarını anlatabilir mi? Diye sorar. Hayır olmadı der. Benim acımı ifade edemiyor der. Serdar’ı dinlerken, Ertan’ı dinlerken diğer tanıkları dinlerken onların acılarını bizim tarif etmemizin zor olduğunu düşünüyorum” diyerek  Madımak Katliamının yargı sürecini anlattı.

Tanıklar Madımak katliamını anlatıyor

‘ZAMAN AŞIMININ UYGULANMASI MÜMKÜN DEĞİL’

Av. Sarıhan, “Türkiye televizyondan yangını izlerken, toplumsal davalara sahip çıkmaya çalışan biz avukatlar ayağa kalktık. Türkiye Barolar Birliği (TBB) ayağa kalktı. Çağdaş Hukukçular Derneği olarak ayağa kalktık. Bin bir baromuzun bin bir avukatı ayağa kalktı. Biz bu davanın hesap sorulma sürecine mutlaka katkı sunacağız dediler. Türkiye Barolar Birliği herhangi bir davaya taraf olamaz aslında. Ama burada atılan sloganlar Cumhuriyet yönetimine de karşı olduğu için bu davada tarafız dedi. TBB çatısı altında bir ortaklık kurduk. Sözcüler, komisyonlar belirledik. Davanın açıldığı haberini alır almaz Sivas’a gidip dosya örnekleri alındı. DGM, Ağır Ceza ve Asliye Ceza olmak üzere üç ayrı dava açılmıştı. Biri adiyen adam öldürme davası. Diğeri terör örgütlerinin işlediği bir suç davası, diğeri de toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasasına aykırılık davası. Bu katliamın örtülmesi demekti. Bir de iddianame 20 gün sonra hazırlanmıştı. Bu davanın Sivas’ta görülmemesini istedik. Davanın Ankara’ya alınmasını talep ettik. Dava Ankara’ya taşındı. Davaya 30 yıldır sahip çıkıyoruz. Davaya aileler sahip çıktı. Direndiler, gitmediler, dayak yediler. Ben de avukat olarak dayak yedim. Hepimiz direndik. Pir Sultan Abdal ve Alevi örgütleri sahip çıktı. Dava 30 yıldır kayıpla, kazançla devam ediyor. 30 yıldır olaylara sahiplik nasıl yürüyor. Unutulmadığı için. Bir 30 yıl daha geçse burada yüzlerin değişerek, kuşakların değişerek bu olayın telin edileceğine eminim. Birinci davada 35 kişi idam cezası aldı. Bu cezayı alanlar yargılama aşamasında tahliye edildiler. Bunların arkalarındaki örgütler tarafından tahliye olanlar yurt dışına uçuruldular. Elimizde tutuklulukları devam eden 18 kişi kaldı. İkinci dava Erçakmak ve arkadaşları diye açıldı. Bunlar gerektiği gibi aranmadılar. Almanya’ya gidenler Türkiye’deki bazı hukuki eksiklikleri de bahane ederek Alman hükümeti tarafından da iade edilmediler. Türkiye’de kalıp arada yakalananlar oldu. O davadan itibaren biz yeni bir söylemle başladık.  Türkiye’de insanlığa karşı suç kavramı TCK’ye 2005 yılında girdi. 2005 yılında TCK değişti ve işkence ve katliam türü suçlar insanlığa karşı suç sayıldı. Bizim geçmişimizde Maraş var, Çorum var Sivas’ın öncesi var bizim geçmişimizde. Belli bir ırka, belli bir dini inanca yönelik sistemli olarak yapılan saldırılar insanlığa karşı suç olarak girdi. Toplu katliamlar, bireysel katliamlar var. Bu hep sürüyor. Böyle sistemli bir saldırı var. Bu tür suçlarda uluslararası sözleşmelerin de güvencesi altında herhangi bir biçimde zaman aşımının uygulanması mümkün değil. Bunu söylemeye başladık. Bu davadaki ısrarımızla mahkeme salonlarına sığmadık. Zaman aşımı olmasın diye ısrar ettik. Taleplerimizi reddettiler. Bugün sadece üç sanıkla ilgili yargılama sürüyor. Her duruşmada hala sanıkların iadesini istiyoruz. Umarım ki burada katliamı ilk kez canlı tanıklarından ve avukatlarından dinleyen genç arkadaşlarımız katliamların olmadığı, barışın sevginin herkesin birbirini kucakladığı, ister dini inancı ister düşünsel farklılığı birbirini kucakladığı bir düzenin inşası için emek verirler ” diye konuştu.

Tanıklar Madımak katliamını anlatıyor

06 Nis 2023 - 17:05 - Kültür-Sanat

Mahreç  A. Cevat Uğraş



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.