Türkiye ekonomisi bu yükü kaldıramaz

Ekonomistler, taşeronlara kadro, 3600 ek gösterge, asgari ücret ve son olarak EYT çözümünün Türkiye ekonomisine ciddi bir yük getireceğini sorunun çözümünün farklı yöntemler bulunarak yapılması gerektiğini belirttiler.

Halil Yatar
Halil Yatar Tüm Haberleri

Ekonomistler, taşeronlara kadro, 3600 ek gösterge, asgari ücret ve son olarak EYT çözümünün Türkiye ekonomisine ciddi bir yük getireceğini sorunun çözümünün farklı yöntemler bulunarak yapılması gerektiğini belirttiler.

‘BU YÜKÜ 6 AY SONRA HİSSETMEYE BAŞLAYACAĞIZ’

Taşeronlara kadro verilmesi, 3600 ek gösterge, asgari ücret ve son olarak da EYT sandığın gücünü gösteriyor diyen Başkent Üniversitesi Uluslararası Finans ve Bankacılık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şenol Babuşcu, “Bu süreç seçime kadar da devam edecek anlaşılan. İktidar devletin tüm imkanlarını kullanarak seçimi kazanmak gibi bir plan uyguluyor. EYT’de rakamlar çok net değil. Biz gelecek kuşağın cebinden yiyoruz şu anda. EYT’den kaç milyon kişinin yararlanacağı daha net değil. Bu rakam hesap edilmeden tamamen sandığa endeksli olarak atılmış bir adım. EYT yükü gelecek yıllarda çok daha büyüyecektir çünkü 2024-2025 yıllarında EYT’lilerin sayısının 6 milyon kişiye ulaşılacağı tahmin ediliyor. Çok ciddi bir yük olacaktır fakat bu yükün etkisini ekonomide hissetmemiz 6 ay sonra başlayacaktır.

‘SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN ALT YAPISI BOZUK’

14 milyon çalışanımız 16 milyon emekli için çalışmış olacağını söyleyen Babuşcu, “Bizim Sosyal Güvenlik Sistemimizde yatırdığın paranın karşılığını alma değil daha çok bugün yatırılan primlerin emeklilerin maaş ödemesinde geçerli. Sistemin mantığına baktığınızda çalışan bir kişi 20 yıl 30 yıl belki de 40 prim ödeyecek ve emekli olduktan sonra 20 yıl maaş alacak. Bu maaşı da o çalıştığı süre içerisindeki sisteme yatırdığı primden alması gerekiyor. Fakat bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde bu sistem böyle çalışmıyor. Yani kendi yatırdığınız primlerin karşılığını almak yerine mevcut prim yatıranlardan emeklilere maaş ödenmesi şeklinde işliyor. Bunun sebebi de sistemin alt yapısının bozuk olmasından kaynaklanıyor” diye konuştu.

‘BU ÇÖZÜMLER KAPALI EKONOMİYE YÖNLENDİRİR’

Ekonomist Uğur Civelek ise Türkiye ekonomisinin bu kadar yükü taşıyamayacağını belirterek, “Bu yapılanların faturası yoksullaşmanın hızlanması olacak bize geri dönecek. Enflasyon canavarını körükleyecektir. Bu kararları alanlar enflasyonun yelkenlerine rüzgarla dolduruyor demektir. İktidarın enflasyonla mücadele etmediğinin göstergesidir. Sorunların çözümü değil seçimin kazanılması amaçlanıyor. Peş peşe yapılan ekonomik hamlelerle özel sektörün ayakta kalması çok zor. Kapalı ve planlı bir ekonomiye doğru gidiyoruz. Bu atılan adımlarla yoksulluğu her tarafa yayıyoruz aslında. Kuzey Kore olma yolunda mı gidiyoruz artık bu tartışılmalı. Bir grup ayrıcalıklı olurken geri kalanlarının sömürüldüğü bir düzene doğru gidiyoruz. Evet, EYT sorunu çözülmeli. Bu sorun çözülürken fedakarlığı başka taraflara yaymak gerekir. Ekonomi bilimine göre değil seçim ve siyaseten çözümler gerçekçi olmaz. Biz şu anda sorunları çözmüyoruz, yeni sorunlar yaratıyoruz. Bu atılan adımlar sonrasında iktidar seçimi tekrar kazanırsa nasıl bir ekonomik çıkış yolu bulacak veya iktidar gitti muhalefet geldi nasıl çözecek. Hem enflasyonu körükleyip hem de faizi düşük tutmak çok doğru bir yol değil” dedi.

“ALTINDAN KALKAMAYACAĞIMIZ SORUNLAR YARATIYORUZ’

İktidarın EYT ve benzeri uygulamalarla gayrimenkul piyasasını da canlı tutmaya çalıştığını söyleyen Civelek, “İktidar gayrimenkul portföyünü boşaltmak için yeni alanlar oluşturmaya çalışıyor. Bunu da kamu bankalarını kullanarak yapıyor. İktidara yakın iş adamaları inşaat sektöründe çok güçlü fakat ekonomik koşullardan dolayı düşüyor. Bambaşka yöntemlerle mesela EYT gibi modellerle yeni talepler yaratmaya çalışıyor anlaşılan. Bankalardaki döviz sevkiyat hesapları da azalıyor. Bu paralar nereye gidiyor? Tabi ki gayrimenkule gidiyor. Seçimden sonra inşaat sektörü de durgunlaşacak. Uzun süre yeni konutlar yapılamayacaktır. Farkındaysanız uzun süredir iktidar Kanal İstanbul’dan bahsetmiyor. Çünkü talep yok. Alacak durumda olan vatandaş yok. Şu anda da hormonlu bir talep yaratılıyor. Gayrimenkulden kazanç elde etmek artık çok zor. Çekilen kredilerin nasıl ödeneceği daha önemli bir husus haline geliyor. Bu ödenemeyen krediler bankaların belini kıracak. Özetle söylemek gerekirse altından kalkamayacağımız bambaşka sorunlar yarattık” ifadelerini kullandı.

30 Ara 2022 - 16:18 - Ekonomi

Muhabir  Halil Yatar



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.