Rastlantısal lekelerden eşsiz maviliklere

Pandeminin sıkıntılı ve ümitsiz günlerinde tuvaline kelebeklerle özgürlüğü ve barışı yansıtan Zuhal Arda ve sulu boyalarında denizin tekinsizliğine yer veren Zeynep Işık Kural, “İkimizin Gözüyle” sergisinde buluştu.

Demet Aran
Demet Aran Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Zuhal Arda ve Zeynep Işık Kural kardeşler, “İkimizin Gözüyle” adlı ortak sergide çoğunluğu sulu boya ile hazırladıkları eserlerini sanatseverlerin beğenisine sundu. Eserlerini “yağlı boyanın suyla dansı” olarak tarifleyen Arda’nın 32 ve resimlerine bakanları eşsiz maviliklere götüren Kural’ın 58 eserinin bulunduğu sergi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi Füreya Koral Sergi Salonu’nda sanatseverleri bekliyor.

Karışık tekniklerin kullanıldığı eserlerdeki rastlantısal lekelenmelerin, sulu boya eserlerde ise doğanın ve denizin benzersiz maviliğinin öne çıktığı sergide çoğunluğu sulu boya tekniği ile hazırlanmış 90 eser bulunuyor.

“SANATLA UĞRAŞMAK BÜYÜK ŞANS”

Uzun bankacılık yıllarından sonra, emekliliğin ardından resme yönelen Kural, yaklaşık 10 yıldır resim yapıyor ve en çok sulu boyayı seviyor. Sergideki eserlerinin biri hariç tümü de sulu boya çalışması. “İkimizin Yerine”, “Sanatla uğraşmak, kendinizi renklerle, içinizdeki desen duygusuyla ifade edebilmek çok büyük bir şans” sözleriyle mutluluğunu dile getiren Kural’ın 3’üncü kişisel sergisi. Serginin Kural için en heyecan verici yanı ise ablası Arda ile yan yana olabilmek. Sergi öncesinde de “Bir akademisyenle açacağım için çok heyecanlanacağım” diye takılmış ablasına. Ablasının “Artık benim için o yeterliliğe geldin fazlasıyla” demesinden güç ve cesaret alan Kural’ın eşi yelkenle uğraştığı ve yazları çokça teknede zaman geçirdikleri için resimlerinde de hep deniz ve gemiler var. Tekne yarışlarından esinlenen Kural, denizin ve teknelerin kendi iç dünyasında yarattığı soyutlamaları da tuvale aktardığını söylüyor. Resimlerindeki alabora görüntüleri de oldukça dikkat çekici. Kural bu görüntüler için “Muhakkak deniz korkutucu olabiliyor zaman zaman. Belki onun yarattığı kaygıyı da sunmak istemiş olabilirim” diyor.

Gaziantep Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden emekli olan ancak öğrencilerinden kopmayıp yüksek lisans ve doktorada danışmanlığı sürdüren, atölyesinde öğrencileriyle çalışan Arda’nın eserleri ise renkleriyle insanı adeta ilkbahardan yaza, yazdan da kışa taşıyor.

“YAĞLI BOYANIN SUYLA DANSI”

Resimlerinde yağlı boya akrilik ve sulu boyayı kullanan Arda, eserlerini “yağlı boyanın suyla dansı” olarak tarifliyor. Arda’nın anlatımına göre eserlerindeki rastlantısal ögeler, hayatın rastlantısallığının bir yansıması. Öte yandan Arda’nın eserlerinde farklı kültürlerde farklı anlamlara gelebilen atlar, kartallar ve kelebekler de mevcut. Bu konuda Arda, “Atlar Türk kültüründe çok önemli. Mesela kartal motifi çok önemli benim için. Kelebek kısa ömürlü olmasına rağmen özgürlük ve barış ifade ediyor benim için. Bunlar resimlerimde var” diyor.

Resimlerinin mevsimi olmadığını söyleyen Arda, resimlerine bakanların dağ başında mı, sıcak bir havada mı yoksa soğuk bir havada mı olduğunu anlayamayacağını, bunu da bakanın hayal dünyasına kalması için özellikle yaptığını anlatıyor. Arda için eserlerine bakan kişinin kendi hayal dünyasından bir şeyler bulabilmesi çok önemli.

Arda’nın özellikle karışık teknikle yaptığı resimlerinde dağınık rastlantısal lekeler var. Renkleri de cesurca kullanıyor. Hatta Arda, kendisi için renkçi denebileceğini de söylüyor. Rastlantısal lekelerin arasında güneş ve kelebek gibi somut ögelere de yer veren Arda, bu somut ögelerle resmine anlam kattığını düşünüyor.

Arda, kır çiçeklerini de çok seviyor ve bu sevgiyi sulu boya eserlerinde görmek mümkün. Bu sevgiyi de “Onların o masumiyetini o saflığını o berraklığı o güzelliğini sadeliğini çok seviyorum” sözleriyle anlatıyor.

“İkimizin Gözüyle” Arda’nın 17’nci kişisel sergisi. Yaklaşık 100 karma sergiye katılan Arda, yurt dışında da 7 sergiye davetli olarak katıldı. Meksika, İtalya ve Kıbrıs’taki müzelerde eserleri bulunan Arda, dünyaya kalıcı bir eser bırakmayı çok önemsiyor ve bu konudaki düşüncelerini “Bu dünya sonlu, yaşamımız da sonlu ama müzede yıllar sonra orayı gezen insanlar bizden kalan o resimle ilgili bir şeyler hissedecekler. Bu benim için önemli” sözleriyle anlatıyor.

Son olarak Arda, kendisi için çok önemli olduğundan söz ettiği eserinin önünde anlatıyor:

“Çok sıkıntılı ve çok dünyadan ümidimi kestiğim bir dönemde, pandemide yaptığım bir resim bu. Güneş aydınlığın hiç bitmeyeceğine dair bir simge ve kelebek de özgürlük demek. Özgürlüğün ve bağımsızlığın hiç bitmeyeceğine dair bir resim. Bu yüzden önemli benim için.”

29 Ara 2022 - 16:10 - Kültür-Sanat

Muhabir  Demet Aran



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.