Gezici Festival yolculuğunu tamamladı

27. Gezici Festival’in 2 Aralık’ta Ankara’dan başladığı, 9 Aralık’ta Sinop izleyicisiyle buluştuğu, 12 Aralık’ta son durağı Kastamonu’ya ulaştığı yolculuğu sona erdi.

Beytullah Han
Beytullah Han Tüm Haberleri

Ankara Sinema Derneği tarafından düzenlenen 27. Gezici Festival’in 2 Aralık’ta Ankara’dan başladığı, 9 Aralık’ta Sinop izleyicisiyle buluştuğu, 12 Aralık’ta son durağı Kastamonu’ya ulaştığı yolculuğu sona erdi.

Gezici Festival’in klasikleşen bölümleri Türkiye 2022, Dünya Sineması, Kısa İyidir ve Çocuk Filmleri bölümlerinde yılın en dikkat çeken, festivallerden ödüllerle dönmüş yapımları gösterildi. Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği’nin katkılarıyla hazırlanan Tehdit Altında ve Özgür İfade bölümlerinde bu günlerde tüm dünyada çok tartışılan basın ve ifade özgürlüğünü temel alan filmler izleyiciyle buluşurken, Sinemanın Kadın Öncüleri bölümünde yer alan 1921 yılında çekilen, film arşivlerinde sadece iki tane eksik kopyası bulunabilen 100 yıllık sessiz film Eli Kulağında / Just Around The Corner filminin uzun uğraşlar sonucu 2021 yılında tamamlanan 79 dakikalık kopyası Baba Zula’nın canlı müzikleri eşliğinde unutulmaz bir seyir yaşattı. Bu yıl aramızdan ayrılan, sinema dünyasının usta ismi Jean-Luc Godard’ı, aynı kuşaktan olmalarına rağmen hiç tanışmadığı 100 yaşındaki yazar ve yönetmen Ebrahim Golestan’la buluşturan belgesel Cuma Görüşürüz, Robinson / See You Friday, Robinson, Godard: Aşk ve Ölüm Üzerine bölümü kapsamında beyazperdedeydi.

Festivalin 2-8 Aralık tarihleri arasında Ankara Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde, 9-11 Aralık’ta Sinop Halk Eğitim Merkezi’nde, 12-14 Aralık’ta ise Kastamonu Üniversitesi Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda gerçekleşen gösterimlerine sinemaseverler yoğun ilgi gösterdi. Ankara’daki gösterimler için biletlerin kısa sürede tükendiği festivalde film gösterimleri sonrasında gerçekleşen söyleşilerde sinemacılar filmlerine dair merak edilen soruları yanıtladılar.

Gezici Festival’e bu yılki yolculuğunda; Ayna Ayna filminin başrol oyuncularından Şenay Aydın, Manolya Maya, Cengiz Orhonlu; Suna filminin yönetmeni Çiğdem Sezgin; Karanlık Gece filminin yönetmeni Özcan Alper; Kabahat filminin yönetmeni Ümran Safter, yapımcısı Suraj Sharma, oyuncusu Işıl Acaray; Kurak Günler filminin oyuncusu Erol Babaoğlu; Kar ve Ayı filminin yönetmeni Selcen Ergun, oyuncusu Saygın Soysal, yapımcısı Nefes Polat eşlik etti.

Her yıl dünya ve Türkiye sinemasından en yeni yapımları ve sinemanın seçkin örneklerini Türkiye’nin farklı kentlerindeki seyircilerle buluşturmak, kültür hayatımızı zenginleştiren karşılaşmalara vesile olmak için yıllardır aynı heyecanla yollara düşen Gezici Festival önümüzdeki yıl yine özel bir programla farklı şehirlerde buluşmak üzere sinemaseverlerle veda etti.

27. GEZİCİ FESTİVAL’İN SON DURAĞI KASTAMONU OLDU

27. Gezici Festival, 12 Aralık’ta ulaştığı Kastamonu’da izleyicilere Kar ve Ayı ile Baba Zula’nın canlı müzikleriyle eşlik ettiği Eli Kulağında / Just Around The Corner filmleriyle merhaba dedi.  Baba Zula, Ankara ve Sinop’taki gösterimlerinde olduğu gibi Kastamonu’da da gösterim sonrası iki şarkılık bir konser ile sinema salonunu konser salonuna çevirdi. 

Kastamonu’da ikinci gün ise Özgür İfade bölümü filmlerinden Martin Ritt yönetmenliğindeki Paravan / The Front ile başladı. Özcan Alper imzalı Karanlık Gece, Belmin Söylemez imzalı Ayna Ayna ve Emin Alper’in yönettiği Kurak Günler günün izleyiciyle buluşan diğer yapımları oldu.

Özcan Alper, film sonrası gerçekleşen söyleşide Karanlık Gece’ye dair soruların yanı sıra Kastamonu Üniversitesi öğrencilerinden gelen mesleki soruları da yanıtladı. Söyleşide, filmin yazım sürecinin 2016 yılında başladığını, çekim ve post prodüksiyonun ise 2019’da başlayıp yaklaşık 3 yıl sürdüğünü söyleyen Özcan Alper, filmlerinde mekân hikâye ilişkisini nasıl kurduğu, filmin mekânlarının seçimine mutlaka gittiğini, gerekirse senaryoyu mekâna göre revize ettiğini, senaryo yazım süreci, bir fikri anlatmaya karar verdikten sonra nasıl bir yol izlenebileceği ve filmde karakter yaratmanın detaylarına dair tecrübelerini paylaştı.

Ayna Ayna filminin söyleşisi ise, filme yönetmen yardımcısı olarak başlayıp çekimlere 2 hafta kala başroldeki karakterlerden Aylin’e hayat vererek ilk kez oyunculuk yapan Manolya Maya’nın katılımı ve yönetmen Özcan Alper’in moderasyonu ile gerçekleşti. Filmin yönetmeni Belmin Söylemez ve Haşmet Topaloğlu’nun sağlık sorunları sebebiyle katılamadığı gösterimin söyleşisinde Manolya Maya, “Belmin Söylemez ve Haşmet Topaloğlu kurmaca dahi olsa belgeselci taraflarından beslenerek çalışmayı seviyorlar. Bu da filme çok doğallık veriyor diye düşünüyorum şahsen. Bütün karakterlerin kendi hayatlarından bir şey alıp koydu Belmin. Beni seçmesinin de çok büyük bir sebebi budur bence,” dedi.

Kurak Günler filminin gösterimi ise Ayna Ayna filminin başrolü olmasının yanı sıra Kurak Günler filminin de reji asistanlığını yapmış olan Manolya Maya ve filmin oyuncularından Erol Babaoğlu’nun katılımıyla gerçekleşti. Filme dair merak edilenlerin yanıt bulduğu söyleşi, Kastamonu Üniversitesi öğrencileri için bir oyunculuk dersine dönüştü. Erol Babaoğlu, mesleğe başlangıç hikâyesini, oyunculuk geleneklerindeki ortak noktaları, oyunculukta tür bilgisinin ve senaryoyu doğru okumanın önemi, yönetmen-oyuncu ilişkisine dair tecrübelerini paylaşarak “Filmdeki Şahin karakteri bana pek benzemiyor ama ben bana benzemeyen karakterleri oynamayı oldukça seven bir oyuncuyum. Yaratıcı bir taraftan bakınca böyle roller daha keyifli gelebiliyor,” dedi. Gezici Festival’e 15 yıl önce geldiğvini, festivalin o zamanki duraklarından Kars’ta birlikte Kars Öyküleri adlı bir film yaptıklarını ve Kars’ı çok önemli bir çekim merkezi haline getirdiğini, pek çok filme mekân olduğunu söyleyen Erol Babaoğlu, “Gezici Festival’in Türkiye’de tarihe geçecek önemli şeylerden biri olduğunu düşünüyorum. Köy Enstitüleri, Halkevleri gibi bir fikir olarak görüyorum ve bunu çok kıymetli buluyorum. İyi ki Kastamonu’dayız,” dedi.

27. Gezici Festival Kastamonu’ya, Anna Jadowska’nın başrolündeki Dorota Pomykala’ya Tribeca’da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandıran Çatıdaki Kadın/ Woman On The Roof, Çiğdem Sezgin’in Suna, Ümran Safter’in Kabahat ve 1976 yapımı Alan J. Pakula imzası taşıyan Başkanın Bütün Adamları / All The President’s Man filmlerinin gösterimleri ile veda etti.

Suna filminin söyleşisinde Çiğdem Sezgin, “Ben bu filmle sevgiye ve aşka dayalı başlamayan ilişkiler bitmeye mahkûmdur diyorum. Çıkar ilişkileriyle kurulan evlilikler yürümez ve bitmeye mahkûmdur diyorum aslında. Kadın için de erkek için de bunu söylüyorum,” derken film yapmak isteyen öğrenciler için tavsiyelerde bulundu. Özellikle öykü okumanın ve kendi yazdıklarını güvendikleri kişiler ile paylaşmalarının öneminden bahsetti.

Ümran Safter ise, Kabahat filmindeki evin bir karakter gibi olduğunu, senaryoyu eve ve seçtiği coğrafyaya göre, etrafındaki karakterlerden esinlenerek yazdığını ve çocukluğundan izler taşıdığını söyledi. Uzun yıllar gazetecilik yaptıktan sonra belgesel sinema ile yönetmenliğe adım atan Safter, sinema yapmak isteyenler için de bildikleri hikâyeden senaryo yazmaya başlamanın iyi bir fikir olacağını söylerken, filmi çekerken kullandıkları sinema dili ve ışık kullanımı tecrübelerini paylaştı.

15 Ara 2022 - 14:27 - Kültür-Sanat

Muhabir  Beytullah Han



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.