Bazen izleyiciye bir anahtar vermek gerek

Ressam Işık Çuhacıoğlu ile kendi buluşu olan sarkıt tekniğini, sanata yaklaşımını ve iklim aktivisitlerinin ünlü sanat eserlerine yönelik eylemlerini konuştuk. Çuhacıoğlu, “Her insan sanatı anlamayabilir ama zevk alabilmesi, anlayabilmesi için ona bir anahtar vermek gerekiyor ki o kapıyı açsın, içeri girebilsin” dedi.

Demet Aran
Demet Aran Tüm Haberleri

Ressam Işık Çuhacıoğlu ile Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneğinin (BRHD) 52. Yıl Sergisi kapsamındaki performansında sanata bakışını, sarkıt tekniğini ve son zamanlarda iklim aktivistlerinin ünlü sanat eserlerinin önünde yaptığı eylemleri konuştuk. Çuhacıoğlu; aklın kazanmak zorunda olduğu vurgusuyla dalga geçmeyi sevdiğini, aklın ve bilimin yerini kahve fallarının aldığı günümüzde kahve fallarıyla hayatını dizayn edenlere alaycı bir bakış açısını eserlerine yansıttığını söyledi. İnsanların sanat eserlerini anlayabilmesi için sanatçının onlara bir anahtar vermesi gerektiğini belirten Çuhacıoğlu, “Her insan sanatı anlamayabilir ama zevk alabilmesi, anlayabilmesi için ona bir anahtar vermek gerekiyor ki o kapıyı açsın, içeri girebilsin” dedi.

“Sanatçı öncü olmak zorunda mı, değil mi? Düşünsel olarak önde olabilirsin, belki 200 yıl sonra anlaşılacak bir şey yapıyorsun. Van Gogh yaşadığı dönemde anlaşılmadı, değer görmedi ya da Picasso gördü o değeri. Salvador Dali gördü ama bazı sanatçılar bunu görmedi. Göremedi. Ama sonradan paha biçilemez eserler üretmiş oldular. Öncü olmak zorunda mı sanat? Yaptığın şey öncülüktür ama öyle olmak istiyor musun? O dönem o kadar değer görmemesi seni üzecek bir şey değil ki. Van Gogh yaşarken hayatında 1 tane tablo sattı. 3 gün aç kalarak resim yaptığı günler var.” Bu sözler ressam Işık Çuhacıoğlu’na ait. Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneğinin (BRHD) 52. Yıl Sergisi kapsamındaki performansında Çuhacıoğlu ile sanata bakışını, sarkıt tekniğini ve son zamanlarda iklim aktivistlerinin ünlü sanat eserlerinin önünde yaptığı eylemleri konuştuk. Çuhacıoğlu; aklın kazanmak zorunda olduğu vurgusuyla dalga geçmeyi sevdiğini, aklın ve bilimin yerini kahve fallarının aldığı günümüzde kahve fallarıyla hayatını dizayn edenlere alaycı bir bakış açısını eserlerine yansıttığını söyledi.

2007 yılından bu yana kendi buluşu olan spatula ve yağlı boya ile eserler ürettiği sarkıt tekniği ile bilinen Çuhacıoğlu, 5 yaşından beri resim çizdiğini ve neredeyse her gün resim çizdiğini ifade etti. Çuhacıoğlu, sanatla ilişkisini “Sanat her şeyim. Nefes almak gibi” sözleriyle anlattı.

Performans gösterisinde izleyicilere sarkıt tekniğini anlatan ve izleyicilerin bu tekniği deneyimlemesine imkân tanıyan Çuhacıoğlu, bu teknik ile 1,5 santimetrelik kabartılar oluşturduğunu, bu kabartıların da resme rölyef etkisi getirdiğini söyledi. Çuhacıoğlu, tekniği bulma hikâyesini ise şöyle anlattı:

“Atölyede bir resmi bitirirken ya da toparlanırken boya kaldıysa onu hemen diğer bir tuvale zemin olarak atarım. O gün de böyle değişik bir şekilde attım. Dedim bunun üstüne düşüneceğim. Kabartı üstüne. Sonra bunu bir sisteme oturttum. Ne çizersem çizeyim her şey yatay düzlemde gidiyor. Çizgili kâğıt üzerindeymiş gibi yukarıdan aşağı doğru çekilerek diziliyor. Üst üste aşağıdan yukarı doğru tuğlayı yığarsın ya burada da yukarıdan aşağı doğru ters olarak iniyor. Her darbenin içinde 2-3 renk olduğu, içinde muhakkak beyaz olduğu için bir patlama ya da mozaik etkisi oluşturuyor. Sonra dondurma kapağından keserek yanında üçgen kanatçıları olan bir spatula oluşturdum. Sonra onu düz olarak kullandım. Baktım burada kanatçıklar önemli değil yaylanma önemli. Bir spatulayı kesip metal makasıyla törpüleyip bu hale getirdim.”

Çuhacıoğlu; performans boyunca sorularımızı yanıtlarken şimdiye kadar 26 kişisel sergi açtığını, 120’nin üzerinde karma sergi ve workshop’a katıldığını, 2’si yurtdışında olmak üzere 4 müzede eserlerinin sergilendiğini, 10 farklı ülkede eserinin olduğunu, dünyaca ünlü ressamların eserlerinin bir bölümünü sarkıt tekniği ile yeniden yapmayı planladığını anlattı.

SANAT SADECE ESTETİĞİ ARAMIYOR

Sanatçının olaylara herkesin düşündüğü gibi bakmadığını vurgulayan Çuhacıoğlu, sanata yaklaşımını şöyle özetledi:

“Yoksa fotoğraf makinesiyle çekilmiş fotoğraflar gibi olur her şey. Hiçbirimiz birbirimize benzemiyoruz. Ağzımız, burnumuz, kulağımız var ama farklı düşünüyoruz. Farklı besleniyoruz. Yaşamdan beklentilerimiz farklı. Sanat eseri de öyle. Her sanatçının kendine özgü bir dili var. O dil aracılığı ile yeni bir şeyler sunma derdinde. Daha güzel, daha iyi. Belki de çok kötü bir şeyi çok iyi bir dille renkle biçimle anlatıyorsun. Sanat sadece estetiği arayan şey değildir. Mesajı da olabilir. Olmayabilir de. Bazı sanatçı arkadaşlarımız ‘ben eserlere isim koymam, izleyicileri yönlendirmem’ der. Ben de tam tersini düşünürüm. Çünkü her insan sanatı anlamayabilir ama zevk alabilmesi, anlayabilmesi için ona bir anahtar vermek gerekiyor ki o kapıyı açsın, içeri girebilsin. Bu bir biçimle, bir renkle, bir leke ya da düşüncenin orada beliren formuyla ona bir yol vermek. O kişiler de izlediği zaman bunlardan feyz alabilir. Felsefesi olabilir mi, olur. Sanat eserinin felsefesi de olur. Olmayabilir de. Ama olduğu zaman güçlü bir eser olur. Gördüğün bir şeyi ya da bir düşünceyi bir hissi çok basit çizgilerle de anlatabilirsin, çok karmaşık detaylı çizgilerle de anlatabilirsin. Sanatçının üslubuyla tarzıyla düşünce biçimiyle tekniğiyle ilgili.”

“DALGA GEÇMEYİ SEVERİM”

Çuhacıoğlu “Ben dalga geçmeyi severim” diye özetledi eserlerinin temasını ve “Annemin Kahve Falı’nda ironik bir bakış, alaysı bir bakış var. Herkes kahve falı baktırıyor. Bilim dışı şeylere inanan insanlara ironik bir bakış var. Ben de fal baktırıyorum. Denk düşürdüğü bir şey var mı yaşamımda diye merak ediyorum. Beni gülümsetiyor ama onunla yaşamımı düzenlemiyorum” dedi. Akıl ve bilimin esas alındığı bir dönemde yaşamasak da işlerin rayına geleceğine inancını kaybetmeyen Çuhacıoğlu, “Ama rayına girecek. Sonuçta böyle ülkeler yönetimler her zaman olur. Akıl kazanır, kazanmak zorunda, kazanacak. Akılsızlar da biraz akıllanacak” sözleriyle umudunu dile getirdi. Çuhacıoğlu, bu umudunun üzerine sanatın “akıllanma süreci” olarak adlandırılabilecek döneme etkisini ise şöyle anlattı:

“Sanatçı öncü olmak zorunda mı, değil mi? Düşünsel olarak önde olabilirsin belki 200 yıl sonra anlaşılacak bir şey yapıyorsun. Van Gogh yaşadığı dönemde anlaşılmadı, değer görmedi ya da Picasso gördü o değeri. Salvador Dali gördü ama bazı sanatçılar bunu görmedi. Göremedi. Ama sonradan paha biçilemez eserler üretmiş oldular. Öncü olmak zorunda mı sanat? Yaptığın şey öncülüktür ama öyle olmak istiyor musun? o dönem o kadar değer görmemesi seni üzecek bir şey değil ki. Van Gogh yaşarken hayatında bir tane tablo sattı. Üç gün aç kalarak resim yaptığı günler var.”

“SANATIN ÖZÜNDE DE EYLEM VAR”

Çuhacıoğlu son olarak iklim aktivisitlerinin ünlü eserlere yönelik eylemlerini değerlendirdi. İlk olarak “Aslında zarar vermiyorlar esere. Zaten onlar güvenlikli eserler. Önleri özel panellerle kapatılmış” sözleriyle aktivistlere tepkili olmadığını dile getiren Çuhacıoğlu, sanat eserinin zarar görme durumuna ilişkin de şerh düştü: “Sanata karşı yıpratıcı ya da vandalizm tarzında bir şey olsa karşıyım tabii ki.” İklim aktivistlerinin dünyaya verdikleri mesajı desteklediklerine dikkat çeken Çuhacıoğlu, sanatın aslında eylemlerdeki tepkiyi de içerdiğini şöyle anlattı:

“Eserlere zarar veremiyorlar zaten. Bir gösteri. Sanatın özünde de eylem var. Anarşizm var aslında. Olan bir şeye karşı çıkıyorsun sen. Doğanın resmini yaparsın ama aynısı mı, hayır. Soyut resim yaparsın mesela. Hayal ettiği bir şeyi sanatçı önce bozar, sonra yapar. Ama tamamen bozup yapmadığın zaman anarşi oluyor. Kimseye zararımız yok. Düşünsel anlamda bir şeyler parçalarız ve yeniden yapılandırırız. Önemli olan yeniden yapmak.”

09 Ara 2022 - 16:16 - Kültür-Sanat

Muhabir  Demet Aran



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.