Koreli yazarlar Türk okurlarla buluştu

Eserleri Türkçeye de çevrilen Koreli yazarlar Kiho Lee ve Jung Myung Lee, Kore Kültür Merkezi’nin düzenlediği söyleşide Türk okurlarla buluştu.

Demet Aran
Demet Aran Tüm Haberleri

Kore Kültür Merkezi, ünlü Koreli yazarlar Kiho Lee ve Jung Myung Lee’yi Türk okurlarla buluşturdu. Koreli yazarlar söyleşi öncesi Anayurt’un sorularını yanıtladı. Kiho Lee, Türk edebiyatında Sait Faik Abasıyanık’ın kendisinde derin duygular bıraktığını söylerken Jung Myung Lee ise Aziz Nesin’i çok beğendiğini, Türkçeye de çevrilen eseri “Cennetten Kaçan Çocuk”un hikâyesinin Nesin’in “Tülsü’yü Sevmek” adlı öyküsüyle paralellik içermesinden mutluluk duyduğunu ifade etti.

“Özür Dileriz” eseriyle ilk defa Türk okurlarla buluşan Kiho Lee, Türkiye’ye tanıtmak istediği Koreli yazarların olduğunu söyledi. Kiho Lee, “Kim Cheon Yong ve Cheon Sonran’ın eserlerinin tadına Türkiye’deki okurlar da baksın isterim” dedi.

Türk edebiyatına da ilgili olduğunu belirten Kiho Lee, Orhan Pamuk’un eserlerini okuduğunu ancak kendisinde derin duygular bırakan yazarın Sait Faik Abasıyanık olduğunu ifade etti. Kiho Lee, Abasıyanık’ın eserleriyle tanışma hikâyesini şöyle anlattı:

“Yazdıklarıyla bende derin duygular bırakan yazar Sait Faik. Gerçekten Sait Faik’i çok beğendim. Bir dönem bir yayınevinde kitap hazırlama, derleme işi yapıyordum. Orda Sait Faik’in de bir eseri elimize ulaşmış ve üzerinde ekiple birlikte çalışmıştık. Onun kısa öykülerini okurken hissettiğim, o hikayelerindeki sınırlarını ve zamanları aşmış, ürkek, çekingen insanların sevgi bağları mı demeliyim… Onların hayatlarını okumak benim için çok etkileyici olmuştu. Sait Faik eserleri gerçekten çok etkileyiciydi.”

Dünya edebiyatında sıkça işlenen suç kavramına odaklanan “Özür Dileriz” adlı romanda Kiho Lee, okurlara “başkası yerine özür dileme işinden” söz ediyor. Kiho Lee, romanının fikrinin ortaya çıkışını şu sözlerle ifade etti:

“Çin’de birinin yerine özür dileyen bir firma var diye duydum. Bu haberi yapan gazeteci vesilesiyle aslında bu romanın çıkış malzemesi oldu. Bizim bildiğimiz, işte suç var, itiraf var, özür var ve ceza var. Bu roman bu konuları tersten işledi. Tersten düşünürsek yozlaşma gibi şeylerin göründüğünü düşündüm. Bu yüzden bu roman bu şekilde ters ilişkilerle birlikte ‘Bizim gönül almamız/ özür dilememiz gerçekte ne anlama geliyor?’, ‘Bizim suç olarak adlandırdığımız şey aslında herhangi bir otoriteye dahil olan bir şey mi?’ gibi düşüncelerim de vardı. Romanı ilk olarak bu şekilde tasarlayıp biraz işleyerek yazdım.

Kiho Lee, “Özür Dileriz”e dair sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu romanı yazarken de roman çevrilirken de düşünmüştüm, bir insanın suçu sadece onu bağlayan bir şey değil, gözle görülmeyen bir ip gibi aslında tüm toplumla bağı var. Bu açıdan bakınca suça baktığımızda toplum hayatı ne tarafa doğru gitse daha doğru, daha iyi olmaz mı buna beraberce kafa yoralım diye düşündüm. Türk okurlarında bu açıdan bakarak okumalarını isterim.”

GERÇEK VE BOŞLUK ARASINDA YAZILAN ROMANLAR

Jung Myung Lee de “Cennetten Kaçan Çocuk” romanı Türkçeye çevrilen Koreli yazarlar arasında yer alıyor. Daha önce gazetecilik yaptığını söyleyen Jung Myung Lee, romana bir yazıdan, resimden ya da imajdan başladığını, asıl meselenin bu malzemeyi yorumlamak olduğunu ifade etti. “Cennetten Kaçan Çocuk”un özelliğinin okurlar tarafından tekrar tekrar yorumlanabilmesi olduğunu belirten Jung Myung Lee, “Bakmak ile gözlemlemek arasında fark var diye düşünüyorum. Ben de gençken sizin gibi gazeteci olarak çalışmıştım. Bazı sebeplerden dolayı haberin benim yazdığım haberden çok farklı yayınlandığı oluyordu. Okurlar da bunu okuyor ama bu bir gerçek değil. Yani sanki gerçekmiş gibi yansıyor. Roman yazmaya başlayınca bu gerçek ve boşluk arasında yazdığım romanlar ortaya çıktı.”

Kore edebiyatından hangi yazarların Türkçeye çevrilmesini istediği yönündeki sorumuzu da yanıtlayan Jung Myung Lee, şunları söyledi:

“Sömürge, savaş, endüstrileşme… Bu tür ekonomik gelişmelerin arka yüzü ve demokrasi mücadelesi süreci, bu süreçleri araştırıp, yorumlayıp, yeni seçeneklerle meşgul oldum. Demokrasi sürecinden sonraki şehir hayatının unsurları, bu konular hakkında da birçok yazar önemli eserler yazdı. Son zamanlarda bilim kurgu gibi türlerde yazan çok iyi yazarlar var. Ben şimdi burada birçok yazar sayabilirim, Kim Cheon Yong, Cheon Sonran gibi yazarlar var ama yarın sabah başka bir yazar daha aklıma gelir ve o sebeple son zamanlarda Kore’de tüm yazarlar kendi yazdıklarıyla gerçekten başarılı iyi yazarlar.”

“AZİZ NESİN’İN ESERLERİNİ SEVİYORUM”

Kiho Lee gibi kendisinin de Türk edebiyatını takip ettiğini söyleyen Jung Myung Lee, Aziz Nesin’i çok sevdiğini ifade etti. Jung Myung Lee, Türk edebiyatına dair düşüncelerini şöyle anlattı:

“Ben yazarın milliyetine bakmadan sadece okuyan bir insanım. Sonradan araştırıp da okuduğum kitabın yazarının Türk olduğunu fark ettiğim de oluyor. Türk edebiyatının özelliği olarak ilk aklıma gelen çatışma konusu. Doğu-batı kültür çatışması gibi ya da geçmiş-gelecek, gelenek-modern gibi bu konularda Türk yazarların çatışmaları mükemmel bir şekilde kaleme aldıklarını düşünüyorum. Orhan Pamuk’a baktığımızda başlıca kültür çatışması, karışıklık bunların aracılığıyla yeni bir kültür yaratıyor. Yaşar Kemal için ise zaman çatışmasından bahsedebilirim. Geçmiş-gelecek, gelenek-modern çatışması gibi bunları eserlerinde güzel çiziyor. Ayrıca bir başka konu da sosyal adalet hakkında da yazarların yazıları mükemmel. Ben Aziz Nesin eserlerini de seviyorum. En sevdiğim eseri Koreceye de çevirisi olan ‘Sizin Memlekette Eşek Yok Mu?’ kitabındaki ‘Tülsü’yü Sevmek’ diye bir kısa öykü var. Bir kadına aşık olup dünyayı gezen bir adamın hikayesi. Eseri de sevdim ama o eseri Aziz Nesin’in yazması beni duygulandırdı. Son olarak Türk edebiyatındaki sözlü edebiyat geleneği, içinde biraz oryantalizmi de barındırıyor. Sözlü edebiyatın burada çok gelişmiş olduğunu hissettim. Burhan Sönmez’in ‘İstanbul’ adında bir eseri var. Bu eser, hapishanedeki birkaç suçlunun idam cezası öncesindeki bir gecelerini anlatıyor. Bu Dekameron’u hatırlatıyor. Bunun gibi Türk edebiyatında sözlerle aktarılan güçlü hikayeler hissettim.”

“GÜZELLİĞİ ARAMAK GERÇEĞİ ARAMAYA DÖNÜŞÜYOR”

“Cennetten Kaçan Çocuk”un hikâyesinden de söz eden Jung Myung Lee, romanını şöyle anlattı:

“Gilmo sevdiği kız Yonge’nin peşinden dünyayı geziyor. Yonge bencil bir karakter. Gilmo’yu kandırıyor, ona ihanet ediyor. Ama Gilmo’nun Yonge’yi sevmesi Yonge için bir güzellik olabilir. Yonge’nin sahip olduğu güzellik bir sayı. Sayının temsil ettiği şey de gerçeklik, dünyanın gerçekliği. Gilmo’nun peşinde olduğu şey sonunda bu dünyanın gerçekliği oluyor. Yani sonunda Gilmo bunun farkına varıyor. Okurlarımdan ‘Gilmo’nun bulduğu şey özgürlük değil mi? Kuzey Kore’nin kapalı baskın hayatından kurtulup özgürlüğü bularak tüm dünyayı dolaşıyor diyenler’ çok. Bir yandan onlara katılıyorum ama öbür taraftan onlardan farklı bir düşünceye de sahibim. Gilmo Kuzey Kore’den çıkıyor ama ekonomik engeller, toplumsal engeller var, bunlardan kurtulamıyor ama Yonge ile tanışınca bütün bunlardan kurtulup kendi özgürlüğüne kavuşuyor. O sebeple güzelliği aramak sonunda gerçekliği aramaya dönüşüyor.”

Romanının Nesin’in “Tülsü’yü Sevmek” öyküsüyle paralelliğini sorduğumuz Jung Myung Lee, Nesin’in eserlerini romanı yazdıktan sonra okuduğunu hikâyelerin benzerliğinin kendisini mutlu ettiğini söyledi.

“Cennetten Kaçan Çocuk”ta anlatılan Gilmo, sayılarla çok bilinmedik türden bir ilişki kuruyor. Kendisinin de Gilmo gibi sayıları sevdiğini söyleyen Junh Myung Lee, sayılarla ilişkisini şöyle anlattı:

“Benim ‘sayılar güzeldir’ düşüncem 20’lerimden beri var. Lise bitene kadar sayıları sevmiyordum. Liseden mezun olduktan sonra sayıların çözümleri var diye bir inancım oldu. O sebeple sayıları sevdim ve sonrasında problem çözme hobim oldu. Lisede sayılardan nefret etme nedenim o zamanlardaki ‘matematik bir hesap süreci’ gibi bir düşünceden oldu ve buna aslında eğitimin sorunu diyebiliriz. Matematiğe basit bir hesap olarak değil bir kavram olarak bakıyorum. Bunu fark ettiğimde matematiğin güzelliğine kapılıp sayıları sevdim.”

“ANLAMAYA ÇALIŞIRSAK KUZEY KORE İLE HOŞ BİRİLİŞKİ KURABİLİRİZ”

Jung Myung Lee, son olarak romanı üzerinden Kuzey-Güney Kore ayrımına dair düşüncelerini paylaştı. Jung Myung Lee, “Gilmo’nun karakterine Kuzey Kore’nin bu durumunu biraz yansıttım. Genel aklıselim algıdan uzak, kendi içinde yaşadığı otistik durum Kuzey Kore diyerek başrolü bu şekilde yazdım. Gilmo’nun Kuzey Kore’den çıkıp dünyayı gezerek gördüğü ülkelerin de birçok sorunu vardır elbet. Bu Kuzey Kore’nin dünyayı görme süreci de olabilir diye düşünüyorum. Biz Kuzey Kore için katı, acımasız diyoruz. Bizler otistik çocukları anlamaya çalıştığımız gibi burada da Kuzey Kore’yi aynı şekilde anlamaya çalışırsak biraz daha Kuzey Kore ile hoş bir ilişki kurabiliriz diye düşünüyorum.” 

09 Kas 2022 - 15:32 - Kültür-Sanat

Muhabir  Demet Aran



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.