“Ölesiye” bugün prömiyer yapıyor

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt’un yönetmenliğini üstlendiği Ölesiye, bugün Akün Sahnesi’nde Ankaralı sanatseverlerle buluşacak.

Demet Aran
Demet Aran Tüm Haberleri

Nikolai Erdman’ın en ünlü komedisi olarak bilinen İntihar’dan uyarlanan Ölesiye, Akün Sahnesi’nde Ankaralı tiyatroseverlerle buluşacak. Oyunun yönetmeni ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt ile Ölesiye’yi konuştuk. Kurt, Ölesiye’de seyircinin Semyon adlı bir Rus gencinin intiharından nemalanmaya çalışanların kara komedisini izleyeceklerini ifade etti.

Kurt, bugün Akün’de prömiyeri yapılacak olan Ölesiye adlı oyuna dair şunları söyledi:

“1920’li yıllarda geçen Ölesiye, Ekim Devrimi ile beraber Rusya’nın yaşamını anlatan bir oyun. Ekim Devrimi’nde başlayan oyunda bu devrimle aradığını bulamayan eve sıkışmış insanların açlık, yoksulluk, umutlarıyla alakalı bir oyun. Yazarımız bunu bir kara komedi olarak yapmış ve yazarın da en ünlü komedisi olarak geçiyor. Devlet Tiyatroları’nda daha önce hiç oynanmamış bir oyundu. Özel tiyatro bir deneme yapmış ama çok uzun süreli oynamamış. Biz de Devlet Tiyatrosu’nun repertuvarına böyle bir oyunu dahil ettik. O yüzden sanıyorum seyirciyle buluştuğunda da güzel olacak. 6 haftadır çalışıyoruz. Keyifli bir çalışma oldu. Hem deneyimli oyuncularımızın olduğu hem genç sanatçılarımızın olduğu bir ekip çalışması oldu. Sanıyorum seyircimiz de çok sevecek. Konu itibarıyla keyifli bir dönem oyunu. Hem genç kadronun hem deneyimli kadronun bir arada olması da güzel oldu.

Oyunun konusundan bahsedersem işsiz bir genç olan Semyon, koskoca Rusya’da iş bulamadığı için intihar etmeye karar veriyor ama Semyon’un etrafını bir çıkar grubu sarıyor. Onun intiharından nemalanmak istiyorlar. Oyun bu yaşananların bir kara komedisi. Biz burada Semyon’un etrafında kümelenmiş, onun intiharından nemalanmaya çalışan insanların kara komedisini izliyoruz. Çok yakın hissettiğiniz anlar da oluyor oyunun içinde. O anlamda herkesin bir ders çıkaracağını düşünüyorum. Umut hiçbir zaman tükenmez. Bazen bir işe girişirsiniz olmaz ama başka bir işte son derece başarılı olursunuz. O yüzden bir intihara sebebiyet olacak konudan nemalanmaya çalışan insanların gülünç hallerine de tanıklık ediyorsunuz.

Oyunun tam bir anahtar cümle olarak özetlersek şöyle: Ekim Devrimi’nden sonra Rusya’da yaşanan açlık, sefalet ve yoksulluğu anlatan bir oyun. O yüzden dünyada da geçerliliği olan da bir oyun. Ben her seyircinin her bir yerinde ders çıkaracağını düşünüyorum ama oyunu izlerken de çok güleceğini de düşünüyorum. Seyirci hem çok eğlenecek hem hüzünlenecek hem gülecek hem de ders çıkaracak diye düşünüyorum.”

100 yıl öncesinin Rusya’sında geçen Ölesiye’nin kostüm hazırlık sürecini de kostüm tasarımcısı Gökçe Şener ile konuştuk. Tasarım sürecine 3 ay önceden başladıklarını, oyunda tüm oyuncuların kostüm değişiminin olduğunu, işsizlik ve geçim sıkıntısının anlatıldığı bir oyun olduğu için oyuncular için gardrop oluşturduklarını söyledi. Dönem oyunu olduğu için çok iyi çözümlenmesi gereken, karakterlere ve döneme uygun, aynı zamanda dokuyu koruyan, kullanılmışlığın elde edildiği kostümler hazırladıklarını dile getiren Şener, tasarımdan önce bir dönem araştırması yapıp referans dosyası hazırladıklarını, dönemin orijinal görsellerinden giyimin nasıl olduğunu, proporsiyonun nasıl kullanıldığını sorularına yanıt ürettiklerini, bel çizgisi, kol boyu ve pile gibi tüm detayları incelediklerini anlattı. Dosyayı hazırladıktan sonra beyin fırtınası yöntemiyle her bir karakterin hangi kıyafeti giyeceğini, hangi rengi tercih edeceğini düşündüklerini söyleyen Şener, sonrasında çizim yapmaya başladıklarını, kumaş seçimi yaptıklarını, düğmesinden biyesine kadar her detayı tek tek seçtiklerini, dönemin gerçekliğini yansıtma hedefiyle bazen kumaşları boyadıklarını, bazen eskittiklerini, bazen de taşlattıklarını ifade etti. Şener, çizim ve kumaş seçiminin ardından hazırladıkları çalışmaları terzi kadrosuna verdiklerini, kalıplar çıktıkça oyuncu üzerinde denemelerin yapıldığını, kostümlerin oyuncuya göre ayarlandığını, en son da kostümlü provalara başladıklarını söyledi. Kimi zaman atölyede çok beğendikleri kostümlerin sahnede yetersiz kalabildiğini anlatan Şener, yeniden düzenleme yapabildiklerini belirtti.

‘Güleryüzlü bir repertuvar’

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, bu ay 82 yeni oyunla seyircinin karşısına çıkan Devlet Tiyatrolarının yeni sezonunu, Başkent Kültür Yolu Festivali’ni, Ankara seyircisini ve gelecek dönem programlarını Anayurt’a anlattı. Kurt, bu sezon seyirciyi “güleryüzlü bir repertuvarla” karşılamak istediklerini söyledi.

Pandemiden sonra hem yerli

klasikleri hem de dünya klasiklerini seyirciyle buluşturma hedefiyle hareket ettiklerini anlatan Kurt, “Devlet Tiyatrosu Türkiye’nin en büyük kültür ve sanat kurumu. Bu sezon seyircimizin karşısına güçlü oyunlarla çıkmak istedik. Shakespeare’den Moliere’ye ve Brecht kadar pek çok klasik yazarın eserleri repertuvarımızda var. Diyarbakır’da Arnold Wesker’in Mutfak adlı oyunu var, İstanbul’da Kafkas Tebeşir Dairesi var, Ankara’da ilk defa Victor Hugo’nun Sefiller oyunu sahnelendi. Bursa’da Othello var. Yerli yazarlarımızın oyunları arasında Ankara’da Can Ateşinde Kanatlar var, Erzurum’da Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını var. Hem klasiklerle hem yerli oyunlarla hem de çocuk oyunlarıyla seyircimizi güleryüzlü bir repertuvarla karşılamak istedik” dedi.

Ankara seyircisinin hem festival dönemlerinde hem de sezon içinde tiyatroyu hiç yalnız bırakmadığını, Ankara’nın kültür sanata düşkün çok köklü bir seyircisi olduğunu dile getiren Kurt, pandemi arasında bu seyircinin kültür sanata büyük bir özlem duyduğunu, bu yüzden de seyirciye hem dünya klasiklerini hem de yerli yazarların ilk defa oynanan oyunlarını sunmak istediklerini anlattı.

Bu yıl ikincisi düzenlenen Başkent Kültür Yolu Festivali’ni de değerlendiren Kurt, geçen yıl birtakım acemiliklerin olduğunu ancak bu yıl nerede neyin nasıl yapılacağı konusunda tecrübe edindiklerini, bu yıl festivalin çok daha profesyonel ve verimli geçtiğini söyledi. Festivalin Ankaralıya bildiği ancak kısmen terk ettiği mekanları yeniden hatırlattığına dikkat çeken Kurt, “Bu alanlar Ankaralıların bildiği alanlar ama aradan epeyce zaman geçmiş. Onlara oraları yeniden hatırlattığın zaman Ulus ve çevresinin ne kadar güzel olduğunu yeniden gördüler. Eski Meclis’te bir şey oluyor, Samanpazarı’nda bir şey oluyor, Kale’de bir şey oluyor, Suluhan’da, Roma Hamam’ında bir şey oluyor. Mekanları yeniden hatırlatmak da Ankaralı açısından iyi oldu” dedi. Kurt, festival kapsamında Devlet Tiyatrosu’nun da üstüne düşen görevi başarıyla yerine getirdiğini ifade etti.

Gelecek dönem projelerini anlatan Kurt, kasım ayının üçüncü haftasında İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde çok özel bir projeyi hayata geçireceklerini, bağımlılık temasında bir oyun yazma yarışması düzenlediklerini ve yarışmanın 2023’te sonuçlanacağını, Cumhuriyet’in 100. yılı için hazırlık yaptıklarını, temmuz ayında Ankara’da yapılan Açık Hava Yaz Oyunlarında yeni bir anlayışa yöneleceklerini ve yeni sahnelerin açılacağını anlattı.

İdari görevlerinin yanı sıra sahnede oyuncu ve yönetmen olarak da yer alan Kurt bu üç işin de birbirini beslediğini söyledi ve şöyle konuştu:

“Ben yöneticilik yapıyor olsam da sahada olmayı seviyorum. Zaten oyuncu kökenliyim. O yüzden idari makamda ne kadar çalışırsam çalışayım sanatsal bir şey yapmadığım zaman kendimi o yıl çalışmamış hissediyorum. O yüzden sahada olmak oyuncu olarak, yönetmen olarak, her zaman sanatçılarla birlikte olmak, o havayı aynı anda teneffüs etmek iyi bir şey. Sahada olduğunuz zaman sorunları ve çalışmaları daha yakından görüyorsunuz. Daha verimli olduğunu düşünüyorum. İdari bir işlem yapacağınız zaman sahadan geldiğinizde işler daha da kolaylaşıyor. Teknik de sanatçı da memnun oluyor. Onların sorunlarını da ne gibi önlemler alınması gerektiğini de sahada olduğunuz zaman daha yakından görüyorsunuz. O açıdan ben idareci, yönetmen ya da oyuncu olarak çalışmalarımı birbirinden ayırt edemiyorum.”

26 Eki 2022 - 00:00 - Kültür-Sanat

Muhabir  Demet Aran



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.