Karadeniz'i vuran taşkının sebebi rant

Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkan Vekili İsmail Küçük, Karadeniz'i vuran sel felaketinin asıl sebebinin bilimsel gerçeklerden uzak, ranta dayalı planlamalar olduğunu kaydetti.

Uğur Duyan
Uğur Duyan Tüm Haberleri

Kastamonu, Karabük, Zonguldak, Bartın ve Sinop'un bazı ilçelerindeki taşkın riski tehlikeli boyutlara ulaştı. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nca (AFAD), Batı Karadeniz bölgesinde "kırmızı" renkli uyarı verilen 6 ilde etkili şiddetli yağış ve sel baskınlarına karşı alınan tedbirler paylaşılarak, vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları istendi. Kastamonu'nun İnebolu ilçesinde sağanağın ardından taşan çay nedeniyle su baskınları oluştu. İnebolu ilçe merkezinden geçen Söke Çayı taştı, 2 köprü çöktü. Meteoroloji'nin kırmızı renkli uyarı verdiği Batı Karadeniz'de devam eden şiddetli sağanak yağışlar hayatı olumsuz etkiledi. Kastamonu, Sinop, Bartın, Karabük, Zonguldak ve Düzce illerinde bu geceye kadar devam etmesi beklenen sağanak yağışlar için 2 bin 552 personel ile 826 araç ve ekipman görevlendirildi. 

Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkan Vekili İsmail Küçük, Türkiye'de kent ve bölge planlamasının meteorolojik parametreler göz önünde bulundurulmaksızın, ranta dayalı projelere planlama uydurulmak suretiyle yürütüldüğünü savunarak, Karadeniz Sahil Yolu'nun yerleşimleri sahile kaydırıldığını ve yeni sel felaketlerine kapı araladığını söyledi. 

"Kentlerin taşkın alanlarına yerleştirilmemesi gerekiyor ya da bir kentin o bölgedeki meteorolojik özelliklere göre inşa edilmesi ve projelendirilmesi gerekir. Bunun çözümü bu kadar basittir" diyen Küçük, bu tür hesaplamalar yapılmadan su kıyısına inşa edilecek olan yerleşim merkezlerinin taşkından zarar göreceğini söyledi.  

'SELİN SEBEBİ DERE YATAKLARININ YERLEŞİME AÇILMASIDIR' 

Şehirlerin ihtiyaçtan ötürü genişletilmesinin, yeni konut ya da yeni sanayi alanlarına kavuşturulmasının anlaşılır olduğunu bildiren Küçük şunları kaydetti: 

"İhtiyacı karşılamak için oluşturulacak olan bu yerleşim alanları da meteorolojik parametreler göz önünde bulundurularak, oluşturulmalıdır.  Kentin herhangi bir yerine inşa edilmek istenen bir sanayi tesisi, bir organize sanayi bölgesi ya da yeni bir fabrikayı da meteorolojik parametreler üzerinden değerlendirmelisiniz, eğer ki böyle bir değerlendirmeye gitmezseniz, kentin çeperinde ya da içindeki alanları da olumsuz etkilersiniz. Bu aynı şekilde dere yatakları için de geçerlidir. Bir havza içerisinde dere yatağını daraltmak suretiyle alan elde etmeye kalkarsanız, sonuçlarına da katlanırsınız. Yani dere yatağına vadi yamaçlarından akan sular taşkın yatağına kadar genişler ve siz de taşkın yatağı üzerine inşa edilen yerleşiminizin, bu otoyolda olabilir selin altında kaldığını görürsünüz. Yine bir kentte, daha öncesinde herhangi bir sel olayının görülmediği alanlarda selin görülüyor olmasının nedeni de dere yataklarının yerleşime açılmasıdır." 

Türkiye'de şehir planlaması yaparken arazi kullanımının neredeyse hiç dikkate alınmadığını söyleyen Küçük, "Arazi kullanımında çok büyük hatalar yapıyoruz. Bireysel çıkarlar için planlamaları yapıyoruz. Biz aslında planlama yapmıyoruz. Planı yapılmış olan rant projelerine plan uyduruyoruz. Bunun böyle görülmesi lazım" diye konuştu. 

"KARADENİZ YERLEŞİME UYGUN ARAZİLER  BARINDIRMAZ" 

'Önce projelerin hazırlandığını sonrasında ise projelerin planlara uydurulmaya çalışıldığını' savunan Küçük, şunları kaydetti:  

"Bir kente ilişkin planın, kentin bütün doğal dokusuyla, kentin bütün çevresiyle ve hatta etrafındaki kentleri dahi dikkate alarak hazırlanması gerekiyor. Türkiye'de bunun en çok yaşandığı yer, İstanbul-Kocaeli hattıdır. Bu iki kent birbirlerine bitişik duruma gelmiştir. Bir ara geçiş hattı yoktur ve tamamen rastgele inşatlarla birleştirilmişlerdir. Proje bazlı planlar olmadan birbirleriyle bitişik iki kent ortaya çıkıvermiştir.  

Karadeniz'e baktığımızda ise, bu bölgenin topografik yapısı genel olarak yerleşime uygun araziler barındırmaz. Arazi koşulları çok zordur. Karadeniz bölgesindeki asıl büyük tehlike ise sahil yoluyla yaratılmıştır. Özellikle Doğu Karadeniz'de sahile otoyol yapılarak, yerleşimler sahile doğru çekilmiştir. Dere yataklarına doğru çekilmiştir. Otoyol bu durumu teşvik etmiştir. Sahil yollarıyla birlikte sahile kayan yerleşim merkezleri yüzünden taşkınlar artmaya başlamıştır. Doğu Karadeniz Sahil Yolu, Giresun'dan Sarp Sınır Kapısı'na kadar uzanır. Bu yol sahile değil de sahilin üstüne yapılsaydı, yanına bir tren yolu da inşa edilebilirdi. En azından şu yaşadığımız felaketleri yaşamazdık."

28 Haz 2022 - 00:00 - Gündem

Muhabir  Uğur Duyan



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.