Rusya, NATO'nun dağılmasını mı istiyor?

Rusya uzmanı Ferit Temur, Türkiye'nin NATO üyesi olmasına karşın Rus tarafında halen ihtiyatlı bir iyimserliğin sürdüğünü kaydederken, Rusya'nın güç kapasitesinin NATO'yu dağıtmaya yetmeyeceği gibi Moskova'nın NATO'nun varlığına pragmatist bir çerçevede bakmayı tercih ettiğini söyledi.

Uğur Duyan
Uğur Duyan Tüm Haberleri

Önümüzdeki hafta İspanya'nın başkenti Madrid'de düzenlenecek olan NATO Liderler Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yunanistan ve Yunanistan'daki ABD varlığına ilişkin açıklamaları diplomasi kulislerinde geniş yankı buldu. İsveç ve Finlandiya'nın ittifaka üyelik başvurularına terör örgütleriyle
aralarına mesafe koymadıkları ve Türkiye'nin ulusal çıkarlarını alenen tehdit eden bu oluşumlara destek vermelerinden ötürü karşı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, işte bu şartlar altında NATO Liderler Zirvesi'ne katılacak.

24 Şubat'ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından başlatılan ve 'özel operasyon' ifadesiyle nitelendirilen Rusya-Ukrayna Savaşında Ankara'nın tarafsızlığını halen sürdürüyor olması özellikle de Rusya'nın dikkatini çekiyor. Türk-Rus ilişkilerinde uzman bir isim olan dış politika analisti Ferit Temur'a göre, yaşanan bütün olumlu-olumsuz gelişmelere karşın Rusya'nın Türkiye'ye olan bakışı büyük ölçüde tarihsel arka plandan beslenen bir 'jeopolitik öteki' sorunu üzerinde tıkanıp, kalıyor.

'RUSLARIN BELİRLİ BİR TÜRKİYE ALGISI VAR'

Temur, şu değerlendirmelerde bulunuyor:

"Hatırı sayılır bir süredir özelde Türk-Rus ilişkileri üzerine kuramsal ve uygulamalı düzeyde emek harcayan bir dış politika uzmanı olarak ikili ilişkileri 'jeopolitik fay hatları’ üzerine kurulu olarak tanımlamayı şahsen tercih etmekteyim. Bu tanımlamayı yaparken ikili ilişkilerin köklü tarihsel geçmişini elbette göz önünde bulunduruyorum. Dolayısıyla dış politika analizi yaparken konjonktürel yaklaşımın eksik kalacağı ve yanlış değerlendirmelere yol açabileceği kanaatindeyim. Hele ki söz konusu Türk-Rus ilişkileri ise.

Buradan hareketle tarihsel süreç içerisinde oluşan Rus jeopolitik kodlarına dayalı geleneksel Rus dış politikası perspektifiyle baktığımızda Rusların belirli bir Türkiye algısı olduğunu belirtmek gerekir. Rus bilinçaltına işleyen bu algının temelinin 'jeopolitik öteki'ye dayandığını kabul etmemiz gerektiğini düşünüyorum. O nedenle Rusların cephesinden bakınca bilinçaltında oluşan olumsuz Türkiye algısının öyle birkaç olaydaki dış politika tutumumuzla hızlıca değişeceğini sanmak biraz naiflik olur. Öte yandan, son Ukrayna hamlesi nedeniyle uluslararası arenada ciddi ölçüde yalnızlaşan bir Rusya için bu zorlu süreci en az hasarla atlatabilmesi adına Türkiye gibi Avrasya hinterlandında kilit jeostratejik önemi olan bir ülkenin en azından karşısında yer almamasının önemli olduğunun da farkındılar. Üstelik bu ülke, Moskova tarafından varoluşuna yönelik ulusal güvenlik tehdidi olarak gösterilen bir örgütün, NATO'nun üyesiyse."

RUSYA'NIN TÜRKİYE KUŞKUSU: NATO ÜYELİĞİ

Türkiye'nin NATO üyesi olmasına karşın Rusya tarafında halen ihtiyatlı bir iyimserlik halinin süregittiğini söyleyen Temur, "Ruslar Türkiye'nin üzerinde ABD/NATO
baskısının artması durumunda bu tutumunu devam ettirip, ettiremeyeceğinin merakı içerisindeler" dedi.

2010 sonrasında Orta Doğu’da yaşanan halk ayaklanmalarını 'sözde Arap baharı' olarak tanımlayan Temur, şöyle devam etti:

"O süreçten bu yana AK Parti hükümeti tarafından izlenen tarihi yanlışlarla dolu dış politikamız açısından belki de bugüne kadarki en isabetli karar bu krizde tarafsız kalmamız oldu. Zira, jeopolitik kodlarımıza dayalı uzun vadeli stratejik çıkarlarımız açısından uluslararası sistemde hegemonik özgüvenle tek taraflı hareket eden/edebilecek ABD'yi belirli konularda dengelemeye yarayabilecek dost bir Rusya'ya gereksinimiz var. Bu bakımdan hem kendi geleneksel Rusya algımızda hem de Rusların Türkiye algısında, ne kadar zor olursa olsun, paradigma değişikliğiyle işe koyulmamız şart. Bunun hiç kolay olmadığını bilsem de Atatürk-Lenin dönemi ikili ilişkilerimiz, bu yeniden stratejik ortaklık formatına ilişkileri sokabilmenin mümkün olabileceğine dair pekâlâ umut vermektedir ki, Türkiye ve Rusya için tıpkı
100 yıl önce olduğu gibi varoluşsal sınamalarla dolu zorlu bir uluslararası ilişkiler döneminden geçilmektedir. İşte Ankara, Rusya–Ukrayna savaşındaki tarafsız tutumunu sürdürebilirse en azından Rusya ile ikili ilişkilerin siyasi, ekonomik ve kültürel yönden daha da geliştirilmesine imkân tanıyacak bir zemini sağlamış olacak."

KÜRESEL KRİZİN AŞILMASI İÇİN BAŞLATILAN SAVAŞ

Rus yetkililerin savaş öncesinde Türk dış politikasını antipatik bulduğunu ve ikili ilişkilerde ciddi güven eksikliğinin görüldüğünü her vesile de dile getirdiği de bir başka gerçek. Bu noktada, Rusya'nın, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu kendi lehine değiştirecek ve işleri ABD aleyhine kullanacak yeni bir sürece kapı aralamaktan çok tıkanan küresel kapitalist sistemin arızalarını gidermek için kullanabileceğine işaret eden Temur, şunları kaydetti:

"Rusya'nın Ukrayna'ya askeri müdahalesini derin bir küresel kriz içerisinde olan kapitalist düzeni yeniden yapılandırmak ve ona bağlı uluslararası sistemi tek kutupluluktan çok kutupluluğa geçiş sürecinin kontrol dışı risklerini bertaraf etmek adına ABD, İngiltere ve Rusya arasında bir uzlaşıya, eski uluslararası ilişkiler
kavramıyla 'nüfuz paylaşımına' dayandırıyorum. Bu nüfuz paylaşımına göre Avrupa Birliği ile Çin'in ekonomik gelişimlerinin kontrol altına alınması için ABD, İngiltere ve Rusya'nın oyun kurucu role soyunduklarını ve ABD ile İngiltere tarafından bu 'jeopolitik öteki' rolü karşılığında Rusya'ya Moldova/Transdinyester'e kadar uzanan Ukrayna'nın Karadeniz kıyısı ile doğusunun, Güney Kafkasya ve Orta Asya hattının 'nüfuz alanı' olarak bırakıldığını bir süredir gözlemliyoruz. Dolayısıyla bugünkü
Rus siyasi elitleri için önceliğin yukarıda belirtilen coğrafi sahada yeniden merkezi güç olma hedefi olduğunu ve buna ulaşmada NATO'nun dağılması değil, tam
aksine böyle bir düşmanın varlığına gereksinim duydukları çıkarımını yapıyorum."

NE RUSYA'NIN NE DE TÜRKİYE'NİN NET STRATEJİSİ YOK

Rus tarafının, Türkiye'yi NATO'ya üye oluşundan günümüze kadar kendi arka bahçesi olarak gördükleri Karadeniz-Kafkasya ve Orta Asya hattında ABD'nin/NATO'nun 'truva atı' olarak tanımladığına dikkati çeken Temur, şunları kaydetti:

"Türkiye için Rusya karşıtı planların taşeronluğunu yaptığına dair rahatsızlıklarının da daima olageldiğini vurgulamak yanlış olmaz. Mesela Rus tarafı uzun yıllar Fethullahçı örgütlenmenin eski Sovyet coğrafyasında Rus nüfuzunu kırmak için CIA tarafından geliştirilen ve desteklenen bir proje olduğunu savunmuştu. Benzer şekilde Türkiye öncülüğünde Türki devletlerle kurulan çeşitli oluşumlara da aynı kuşkulu gözle bakmaktalar. Yine de Rusya'nın pragmatist bir devlet anlayışına sahip olduğunu ve ulusal çıkarlarına göre hareket etmeye çalıştığını unutmamak gerekir. Türkiye ile ikili ilişkilerine de bu pragmatist bakış açısıyla yön vermeye çalışıyorlar.
Fakat Türk-Rus ilişkileri özelinde kişisel analitik deneyimime dayalı düşüncem ne Rusya'nın net bir Türkiye stratejisi, ne de Türkiye'nin net bir Rusya stratejisi olmadığı yönündedir. Buna ek olarak Rusya'nın ulusal güç kapasitesinin tek başına NATO içi dengeleri etkileme konusunda sınırlı olduğu kanaatindeyim. Dahası, Rusya'nın NATO'nun gerçekten dağılmasını isteyip istemediği konusunda da haklı gerekçelere dayalı ciddi kuşkularımın bulunduğuna burada ayrıca dikkat çekmek isterim."

25 Haz 2022 - 00:00 - Dünya

Muhabir  Uğur Duyan



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.