Tedbir çağrısı var, önlem alan yok

Uzmanlara göre, Ankara'da dere yataklarının kapatılması en küçük yağışın dahi felakete dönüşmesine zemin hazırlıyor, tedbir çağrısı yapan kurumlara karşın önlem almakta yetersiz kalan yerel ve merkezi yönetimler yüzünden kısırdöngü kırılamıyor.

Uğur Duyan
Uğur Duyan Tüm Haberleri

Ankara'da dört kişinin hayatını kaybetmesine neden olan sağanak yağışın bugün de devam etmesi bekleniyor. Valilik vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarırken, selden en fazla etkilenen Akyurt ilçesinde ise temizlik çalışmaları sürüyor.

Başkenti vuran sel felaketinin 'geliyorum' dediğini savunan uzmanlara göre, Ankara'nın çarpık yapılaşması, haziran ayı ortalamasının üstünde düşen yağış miktarıyla birleşince ortaya çıkan tablonun şaşırtıcı olmaktan çıkıyor. Uzun süredir dere yataklarının betonla kapatıldığını ve şehir selleri için yeterli altyapı hizmetinin sağlanmadığını dile getiren uzmanlar, bu sorunun yalnız Ankara ile sınırlı olmadığını tüm Türkiye'de yaşandığını belirttiler.

Gazi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi'nden (DEMAR) afet yönetimi uzmanı ve yerbilimci Doç. Dr. Bülent Özmen hem Türkiye için hem dünya için iklim değişikliği kaynaklı afet risklerinin arttığını kaydetti.

"ALINAN KARARLARIN SAHAYA YANSITILMASI LAZIM"

"Bu risklerin başında sel felaketi geliyor. Yağışa bağlı olarak gelişen heyelanlar önemli bir yer tutuyor. Hortum ve büyük fırtınalar da bu afetler içinde ciddi bir yer tutuyor. Bu türden afetlerin özellikle de 2021 yılından bu yana sıklaştığını görüyoruz. Bu yıl içinde de bu afetleri yaşama riskimiz var ve en son olarak Ankara'da bunu gördük. Maalesef can kaybı yaşayarak deneyimledik" diye konuşan Özmen şöyle devam etti:

"Nasıl ki, depremle ilgili afet riski azaltıcı çalışmalar oluşturuyoruz. Aynı şekilde iklim değişikliğine bağlı riskleri de azami ölçüde azaltacak çalışmalar içine girmeliyiz. Bu konuda yapılan çalışmaların olduğunu biliyoruz. Özellikle de Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün önderliğinde yerel yönetimlerin de desteğiyle birlikte taşkın tehlike ve risk haritaları hazırlanıyor. Buradan elde edilen bilgelerin ve alınan kararların sahaya yansıtılması lazım. Bunları da yeterli düzeyde yansıtmadığımız anda işte Ankara'da yaşanan sel felaketine benzer, afetleri yaşamak durumunda kalıyoruz. Çünkü, mevsim ortalamasının oldukça üzerinde seyreden bir yağıştan sonra biriken sular, akacak bir dere yatağı ya da alternatif bir kanal bulamadığı zaman sele dönüşüyor ve biz bunları da şehir selleri diye isimlendiriyoruz. Taşkın demek biraz yanlış olur. Çünkü taşkın derenin, nehrin aşırı yağış alması neticesinde oluşur ama sel ise daha doğrusu şehir seli dediğimiz olay ise uzun süreli yağışlardan sonra ya da çok kısa sürede ortalamanın üstünde meydana gelen yağışların toprakla buluşamamasının neticesinde oluşur. Bu çok önemli bir sorundur. Şehir seli dediğimiz sorunun ortaya çıkmasında kentlerin yapılaşmasında dere ve su yataklarının hesaba katılmamasının oldukça etkili olduğunu görmekteyiz. Şehir seli dediğimiz olayların sıklığında ve yaşanma sayısında ilerleyen tarihlerde artışların olacağı bir gerçek."

Bu tür sorunların aşılması için Türkiye'deki tüm iller için Afet Riski Azaltma planlarının hazırlandığını kaydeden Özmen, "Bu planlarda o ilde yaşanacak olan afet risklerini azaltmaya dönük çalışmalar var. Ankara için hazırlanan planda da sel riski ve aşırı yağışın sonucunda meydana gelecek su baskınları var. Özetle bu planlarla amaçlanan durum, tehlike ve riske açık alanların bir an önce belirlenmesi ve ivedi olarak bu sorunların çözülmesidir."

"BÜTÜN MESELENİN BAĞLANDIĞI NOKTA ÇARPIK YAPILAŞMA"

Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Fırat Çukurçayır ise küresel iklim değişikliğinden kaynaklanan afetlerde suçun afete neden olan etkene atılmayacağını aksine sorunun aşılması için çözüm üretmeyen yerel ve merkezi idarelerin sorumlu olduğunu söyledi. Çukurçayır şunları söyledi:

"Ankara'da yaşanan olayın nedeni yağış ama sonucu sel. Şimdi selin tabi birçok farklı nedeni var. Yani yağışın olması gerekiyor selin olması için ama yağıştan sonraki sistem önemli. Bütün meselenin bağlandığı nokta çarpık yapılaşma, çarpık şehirleşme. Altyapının yeterli olmaması, şehirleşirken meteorolojik parametrelerin göz önünde bulundurulmaması gibi sorunlar var. Bu sorunlarınız varken, bu türden olayların yaşanması kaçınılmazdır. Aslında üstünde çok fazlada söylenecek söz de yok. Ankara bir sürü deresi olan bir şehir. Hatta derelerin adıyla da anılan yerleşimleri olan bir şehir. Hoşdere, Akdere, Papazderesi aklıma ilk gelenleri ama şimdi bu derelerin olduğu yerlerde cadde var. Derelerden eser kalmadı. Hal böyle olunca da bu tür olayları yaşamak zorundayız, yaşamak durumundayız. İklim değişikliğine bağlayarak işin kolayına kaçamayız. İklim değişikliğinin bize yansıması yalnız taşkın ve seller olarak dönmeyecek. Şiddetli hava olaylarında bir artış, doğa olaylarında bir artış olacak ama her şeyi de iklim değişikliğine bağlarsak, karar alıcılara sorunlar karşısında her türlü önlemi alan sütten çıkmış ak kaşık gibi davranma alanını da açmış oluruz. Oysaki sorunların çözümü noktasında yerel veya merkezi idarelerin yeterli önlemi almış olmadığını yaşanan her felaketten sonra deneyimliyoruz. 2022 yılında Türkiye gibi bir ülkenin başkentinde can kayıplarıyla sonuçlanan sel felaketlerini konuşmak gerçekten üzücü ve düşündürücüdür. Evet, Ankara'da haziran ayı ortalamasının oldukça üstünde bir yağış alındı. Üç dört günde rekor seviyelerde yağışların düştüğü yerler oldu. Özellikle kısa süreli yağışlarda rekorlar kırıldı. Ama bunlar bahane edilemez. Meteoroloji Genel Müdürlüğü uyarısını yapmış ama önlem alınmamış."

Çukurçayır, Ankara'da trafiği rahatlatmak için yapılan battı-çıktıların (alt geçitlerin) sel afetlerinde kısa sürede suyla dolduğunu ve bu türden altyapı çalışmalarının trafiği rahatlatmak açısından faydalı ama şehircilik yöntemi açısından sorunlu olduğunu söyledi. Gölbaşı gibi yeşil örtü alanı ve toprak zemini betonla kapatılmamış yerleşimlerin sağanaktan daha az etkilendiğini de kaydeden Çukurçayır, sağanağın sele dönüştüğü yerleşimlerin betonla kaplı olduğunu ifade etti.

Türkiye'de afet yönetimi konusunda erken uyarı sistemi çalışmalarının yapıldığını ama bu sistemlerin entegre olarak kullanılacak ve kısa sürede sonuç getirecek türde olmadığını da aktaran Çukurçayır, Türkiye'de kentlerin meteoroloji biliminin gerektirdiği şartları uygulamaksızın planlandığını belirtti. Bu durumun insan toplumlarının kentleşme pratiklerine aykırı olduğunun da altını çizen Çukurçayır, "Kıyı kentlerinde taşkın yaşanması gibi sorunlar, aklın almayacağı meseleler yaşıyoruz. Eski yapılaşmalara baktığımızda gördüğümüz manzara, kıyı kentlerin yamaçlara kurulmasıdır. Yani kimse ben denizi direk göreceğim diye kıyı şeridine ev kurmamıştır" değerlendirmesinde bulundu. 

14 Haz 2022 - 00:00 - Gündem

Mahreç  Uğur Duyan



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.