Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı

11 Eylül: ABD'nin en büyük krizi

ABD, 11 Eylül 2001 günü kendi topraklarında tarih boyunca aldığı en ağır yarayı aldı. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla tarihi zaferini ilan eden ABD, bu zaferin üstünden 10 yıl dahi geçmeden kendi gücünü sorgulatır hale düştü. Bu kriz ABD'nin yakasını geçen yirmi yıla rağmen bırakmadı.

11 Eylül: ABD nin en büyük krizi
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Whatsapp'tan Gönder Haberi Yazdır Metni küçült Metni büyüt

Uğur DUYAN

ANKARA (Anayurt) - 11 Eylül saldırıları, ABD'nin terörizme karşı savaş adı altında, daha saldırgan ve tek yanlı olan bir dış politika yönelimi sergilemeye itti. Clinton'un demokratik barış ve uluslararası adalet söylemini yerle bir eden George W. Bush'un tüm dünyada terörle savaş söylemi, askeri güç kullanımı önündeki bütün engelleri ortadan kaldırdı. Askeri güç kullanımını dış politikanın temel unsuru haline getiren ve 'Bush Doktrini' olarak da bilinen bu yaklaşım, düşmanı tanımsız bırakmış ve böylelikle ABD'ye hegemonyasını küreselleştirme amacı doğrultusunda istediği hedefi vurma olanağı yarattı.

YA ABD YA TERÖR: 11 EYLÜL DÜZENİ

ABD, 7 Ekim 2001'de Afganistan'daki El Kadie'yi ortadan kaldırmak için NATO'nun 5'inci maddesinden yararlandı. Bu maddeye göre, olası bir savaş halinde ittifak üyesi ülke ya da ülkelere diğer müttefik ülkelerin destek vermesi gerekiyor. Bir başka deyişle bir NATO üyesi ülkeye savaş açılması, bütün NATO ülkelerine savaş açmak anlamına geliyor. Ancak ABD'ye kimse savaş ilan etmemişti. ABD, Taliban yönetiminden Usame bin Ladin'i kendilerine vermelerini istemişti. Bu talebe olumsuz yanıt veren Taliban'a karşı ABD'nin tepkisi Soğuk Savaş sürecindekinden farklı bir çerçevede sıcak çatışmalar çıkartmak olacaktı. ABD'nin soğuk savaş sonrasında tarihin sonu ve ideolojilerin sonu gibi kavramsallaştırmalar ile kutsanan küresel egemenliği Sovyetlerin dağılmasının üstünden henüz on yıl geçmeden ağır bir yara almıştı. Bu yarayı telafi etmek için atılan adım küresel bir savaş atmosferi yaratmaktan geçiyordu: Son terörist ortadan kaldırılana dek topyekun savaş. Aslında 1983 yılının 23 Ekim günü Beyrut'ta 241 ABD askerinin ölümüyle sonuçlanan saldırıdan sonra Başkan Ronald Reagan, iki gün sonra Karayip ülkesi Grenada'yı işgal etme emrini verdi.  Bush'un 'ya ABD'den yanasınınız ya da teröristlerden yanasınız' temalı tarihi konuşmasından sonra dünyada kimse terörü destekleyen ülke olma imajını taşımak istemiyordu. Afganistan'ın işgali ABD'nin öfke nöbetleri arasında oldubittiye geldi.

20 yıl önce bugün Soğuk Savaş'ın ardından tek kutuplu dünya düzenini ilan eden ABD, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ilk kez kendi topraklarında ilk kez bu kadar ağır bir saldırıya uğradı ve bu saldırının bedeli tüm dünya için çok ağır olacaktı.

11 EYLÜL 2001: DÜNYANIN YENİ MİLADI

11 Eylül 2001 Salı günü, El-Kadide mensubu 19 terörist, 4 Amerikan yolcu uçağını kaçırmıştı. Bu uçaklardan ikisi New York'taki iki gökdelene çarparak binlerce kişinin ölümüne neden olmuştu. Bu saldırılar sadece ABD için değil, tüm dünya için yüzyılın en travmatik olaylarındandı. ABD'nin doğu kıyısında uçmakta olan dört uçak, birbiriyle bağlantılı kişilerden oluşan küçük bir ekip tarafından aynı anda kaçırıldı. Daha sonra saldırganlar bu uçakları New York ve Washington'ın simgeleşmiş binalarına çarpmak için güdümlü füze gibi kullandılar.

Uçaklardan ikisi New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin binaları olan İkiz Kuleler'e çarptı. İlk uçak yerel saatle 08.46'da Kuzey Kulesi'ne, ikincisi de 09.03'te Güney Kulesi'ne çarptı. İki saatten az bir sürede 110 katlı iki gökdelen büyük bir toz bulutu yaratarak çöktü.

09.37'de üçüncü uçak, başkent Washington DC yakınlarındaki ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) binasının batı kısmına çarptı. Dördüncü uçak ise yolcuların müdahalesiyle 10.03'te Pennsylvania'da açık bir alana düştü. Müdahale olmasaydı uçak korsanlarının başkentteki Kongre binasını hedeflediği tahmin ediliyordu.

Saldırılarda, (19 uçak korsanı dışında) toplam 2 bin 977 kişi hayatını kaybetti. Bunların çoğu New York'taydı. Kaçırılan dört uçakta bulunan 246 yolcu ve mürettebatın tümü hayatını kaybetti. New York City acil müdahale ekiplerinden 441 kişi öldü.

Saldırıları, Afganistan merkezli El Kaide örgütü üstlendi. Usame bin Ladin'in liderlik ettiği örgüt, Müslüman ülkelerdeki savaş ve çatışmalardan ABD ve müttefiklerini sorumlu tutuyordu.

Saldırılarda toplam 19 kişi yer aldı. Bunlar uçaklara beşer kişilik üç grup halinde yolcu olarak binmişti. Pennsylvania'da yere çakılan uçakta ise dört kişilik bir ekip vardı. Grupların hepsinde pilot eğitimi almış birer kişi bulunuyordu. ABD'deki uçuş okullarında bu eğitimleri almışlardı. Saldırganlardan 15'i Bin Ladin gibi Suudi Arabistanlı, ikisi Birleşik Arap Emirlikleri, biri Mısır, biri de Lübnan vatandaşıydı.

NATO 5'İNCİ MADDEYİ ÇELİŞKİLİ BİÇİMDE UYGULADI

ABD'nin Afganistan'a müdahalede bulunduğu yıllarda Türkiye'nin NATO Daimî Temsilciliğini yürüten emekli büyükelçi ve siyasetçi Onur Öymen, Türkiye'nin yıllarca bir üye ülkeye karşı yapılacak terörist saldırıların da 5'inci madde kapsamına alınmasını savunduğunu anımsatarak, şöyle konuştu:

 "1999 yılında NATO'nun kuruluşunun 50. yıldönümü vesilesiyle yeni stratejik konseptin kabul edilmesi için müzakereler yapıldı. Türkiye orada da terör saldırılarının 5. madde kapsamına alınmasını savundu. Fakat, üyelerin çoğunluğu bunu kabul etmediler ve terörist saldırıların sadece ittifak içinde istişarelere konu olmasını öngören 4. Madde kapsamına alınmasını kabul ettiler. O tarihe kadar, NATO ülkelerine yönelik bir silahlı saldırı olmadığı için bu madde hiç kullanılmamıştı.

Washington Zirvesinden iki yıl sonra, 11 Eylül 2001 tarihinde, New York’ta İkiz Kulelere ve Washington'da Pentagon’a yönelik terör saldırıları gerçekleştirildi. O sırada, biz NATO konseyi olarak bir çalışma yemeğindeydik ve saldırıları o sırada öğrendik. NATO Konseyi derhal ve tarihinde ilk defa olarak bir 5'inci madde kararı aldı. ABD'ye yapılan bu saldırıyı bütün NATO ülkelerine yapılmış saydı. Yani kısa bir süre önce terör saldırılarının 5’inci madde kapsamına alınmasına karşı çıkan üyeler NATO tarihinde ilke defa 5’inci maddenin bir terör saldırısına karşı kullanılmasını kararlaştırdı."

2010 yılında Lizbon’da yapılan NATO Zirvesinde yeni bir stratejik konseptin kabul edildiğini ve terörle mücadele temasında birçok konunun işlenmesine karşın, terörist saldırıların 5'inci madde kapsamına alınmadığını hatırlatan Öymen, "İşte bu da uluslararası ilişkilerin çelişkilerinden biri olarak tarihe geçti" diye konuştu.

"TERÖRLE MÜCADELE EDEN TARAF KAZANIR"

Bush döneminde ABD'nin sınır ötesi terörü yok etme sözüne rağmen 10 yıl sonra 2011'den itibaren PKK ve YPG'ye karşı Türkiye'nin yürüttüğü mücadelede yalnız bırakılmasının dikkat çekçi olduğunu kaydeden Öymen, "ABD küresel terörü yok etme konseptini tek taraflı işleyen bir çerçeveye oturtarak, kendisine yönelen saldırılar dışında var olan sınır ötesi terör eylemlerini görmezden geldi. Geliyor. Bu noktada, 20 yıl sonra belki ifade edilecek tek şey terör örgütleri müzakere edenlerin değil, mücadele edenlerin terörü ve teröristleri dizginleyebildiğidir. Taliban ile mücadele yerine müzakerenin seçilmesi 20 yıl sonra Taliban'ı iktidara taşıdı. İngiltere IRA ile İspanya ETA ile mücadele ederek, kazandılar. Müzakere masasına oturan taraf teröre karşı daha fazla taviz verir. Terörle mücadele eden taraf kazanan tarafken; müzakere eden kaybeden taraf olacaktır" görüşünde bulundu.

 

'20 YIL SONRA GERÇEKTEN KAZANAN BİR TARAF OLMADI'

ABD'nin Afganistan'a müdahalesi ve sonrasındaki ilk yıllarda, 2001'den 2005'e kadar Türkiye'nin Washington Büyükelçisi olan emekli diplomat ve siyasetçi Faruk Loğoğlu, 11 Eylül saldırılarından kısa bir süre önce çıkan kararname ile ABD'ye atandı ve 11 Eylül'den 7 gün sonra görevine başladı. Loğoğlu, 20 yıl sonra gelinen noktada terörle mücadele adı altında başlatılan savaştan galip çıkan tarafın terörizm olduğunu ifade ederek, "Terör galip çıktı diyoruz ama 11 Eylül'den sonra ABD'nin Batı'dan da hiçbir ikaz almadığı için o noktadan beslendiği cesaretle, dünyadaki tüm radikal İslami unsurlara karşı savaş ilan etti. Ancak 20 yılın sonunda gerçekten bir kazanan taraf olsaydı dünya daha yaşanabilir olurdu. Bugün böyle bir dünya düzeni yok. Maalesef ABD, 1969'tan bu yana dünyanın pek çok yerinde ya savaş başlattı ya da savaşlara müdahil oldu" diye konuştu. Loğoğlu, şunları kaydetti:

"11 Eylül’de Amerika masuniyetini kaybetti. İlk defa kendi evinde ağır bir darbe yedi. Derin bir travma ve bu travmayı henüz atlatabilmiş de değil. Amiyane tabirler ABD'nin feleği şaştı. Bu saldırılardan sonra yaşadıkları şaşkınlığı halen de üstlerinden atabilmiş değiller. Her ne kadar teröristler ile mücadele edeceğiz deseler de dünyayı Müslümanlar ile Müslüman olmayanlar, Müslümanları da ılımlı ve radikaller olarak ikiye ayırdılar. Ilımlı İslam kavramı ortaya atarak altını da radikal İslam'ın panzehri olarak doldurdular. Bütün dünyaya bakış açıları da bu zaviyeden oluşmaya başladı. O nedenle de Türkiye, kendileri için ılımlı İslam'ın taşıyıcısı olarak ön plana çıktı."

7 Ekim 2001’de başlayan Afganistan işgalinin üstünden 20 yıl geçtikten sonra Ortadoğu'daki hiçbir sorunun çözülmediğini ama yeni sorunların ortaya çıktığını belirten Loğoğlu, "Afganistan Taliban idaresinde küresel terörü sürdürecek örgütlerin mevcudiyetini koruyacak bir arı kovanına dönüşebilir. Bunun garantisi de yok o nedenle küresel terörizmin bittiğini ya da sona erdiğini de söylemeyeceğimiz yeni bir sürece giriyoruz. Bu insanlık adına bir kazanç değil ama bunda herkesin sorumluluğu var. Başta da ABD'nin sorumluluğu var" görüşünde bulundu.

ILIMLI İSLAM TÜRKİYE'YE GÜÇ KAYBETTİRDİ

İslam dünyasını ılımlı ve radikal olarak ikiye ayırmanın mantıklı bir tercih olmadığını kaydeden Loğoğlu, şöyle devam etti:

"Radikal olsun, ılımlı olsun hiçbir dinin iki kanadını birbirinden ayrı alanlarda tutmanın ve birbirleri ile karşı karşıya getirerek çarpıştırmanın pek bir anlamı yoktur. Radikal İslam'a karşın kullanılacak olan tek geçerli reçete laikliktir. Arap dünyasında Irak ve Suriye gibi ülkelerde seküler rejimler hakimdi. ABD müdahalelerinin Irak'ı ve Suriye'yi getirdiği nokta da ortadadır. Doğrusu Ilımlı İslam'ın tek temsilcisi olarak gösterilen Türkiye'ye ABD'nin biçtiği bu rol de Türkiye'yi bölge ülkelerinden uzaklaştıran, onları kendisine karşı bir konuma iten bir zemine de kapı araladı. Bugün Suriye, Irak, Afganistan gibi ülkelerde yaşanan felaketlerin sorumlusu olan ABD'nin Türkiye ile kurduğu ilişkinin payı vardı. ABD-Türkiye ilişkilerinde gelinen son nokta da hiç olmadığı kadar kötü. Türkiye'nin ABD büyükelçisi olarak görev yaptığım yıllarda yaşadığım bir olayı aktarayım: ABD Başkanı Bush, 11 Eylül'ün birinci yıl dönümünde düzenlenen anma töreni her kıtadan bir büyükelçiye üç dakikalık bir söz vererek, duygu ve düşüncelerini aktarmasını istedi. Avrupa adına ben konuştum. O zamanlar Türkiye'nin saygınlığı başka bir seviyeydi. En son Bağdat'ta düzenlenen bölge lideri zirvesine hiç alakası olmadığı halde Macron katıldı ama sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan yoktu. Bu iki örnek aslında durumu özetliyor."

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
Haydi başkent derbisine
 
Gümrük kapılarında teyakkuza geçildi
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Erdoğan: Sayın Biden ile iyi başladık diyememSiyaset
Erdoğan: Sayın Biden ile iyi başladık diyemem
Çip krizinin maliyeti bu yıl 210 milyar doları bulacakEkonomi
Çip krizinin maliyeti bu yıl 210 milyar doları bulacak
Lübnan'da akaryakıt krizi sürüyorEkonomi
Lübnan'da akaryakıt krizi sürüyor
'Mültecilerin geri dönmesi için Suriye uygun ülke değilDünya
'Mültecilerin geri dönmesi için Suriye uygun ülke değil
Hamas: Sudan'da herhangi bir yatırımımız yokDünya
Hamas: Sudan'da herhangi bir yatırımımız yok
AB, seyahat listesini güncellediDünya
AB, seyahat listesini güncelledi
İddia: Rusya, Suriye için ABD ve İsrail ile görüşmek istiyorDünya
İddia: Rusya, Suriye için ABD ve İsrail ile görüşmek istiyor
Bartın'da yolcu otobüsü otomobille çarpıştı:3 kişi öldüTürkiye
Bartın'da yolcu otobüsü otomobille çarpıştı:3 kişi öldü
Gül: AYM kararlarına uymak hukuk devletinin gereğidirSiyaset
Gül: AYM kararlarına uymak hukuk devletinin gereğidir
Arslan: AYM kararları ülkedeki tüm kuruluşları bağlarTürkiye
Arslan: AYM kararları ülkedeki tüm kuruluşları bağlar
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Günün HaberleriGünün Haberleri