'Ukrayna savaşa hazırdı; Rusya tuzağa düşmedi'

Emekli Albay Sinan Ertürk, sahadan gelen bilgilere bakınca Ukrayna'nın olası bir işgale karşı hazırlıklı hale getirildiğini ancak Rus ordusunun da gafil avlanıp, tuzağa düşmediğini ve kapsamlı bir strateji ile nihai hedefine yürüdüğünü söyledi.

Uğur Duyan
Uğur Duyan Tüm Haberleri

Uğur DUYAN

ANKARA (Anayurt) -Başkent Ankara Strateji Enstitüsü (BASE) Yönetim Kurulu Üyesi, emekli Albay Sinan Ertürk, iki ayı geride bırakan Rusya-Ukrayna savaşında sahadan gelen bilgilerin yanıltıcı ve Rusya'nın büyük bir çöküş yaşadığı yönündeki iddiaların da teyide muhtaç bilgiler olduğunu ifade ederek, ana akım medyanın savaşa ilişkin yanlı bir dil kullandığını kaydetti. Ertürk, Rusya'nın muazzam askeri gücüne karşın yavaş ve temkinli ilerleyişinin altında Batı ile olan çok boyutlu stratejik mücadelesinin yattığını belirterek, belki de Rus ordusunun tüm hedeflerine ulaşmış olduğunu ancak bunu bilmemizi sağlayacak herhangi bir kaynağın da olmadığını ifade etti. Rusya'nın askeri stratejisini ve nihai hedefini bilmeden savaş hakkında kesin hükümlerin verildiğini söyleyen Ertürk ile Rusya-Ukrayna savaşında gelinen son aşamayı ve savaşın ilerleyen safhalarında nelerin yaşanabileceğini konuştuk.

Güvenlik ve askeri strateji konularında uzmanlaşmış, bu konularda çeşitli mecralarda görüşlerini dile getiren ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nden emekli olmuş bir albay olarak iki ayı geçkin süredir devam eden Rusya-Ukrayna savaşı ile ilgili genel bir çerçeve çizebilir misiniz?

Sizin de belirttiğiniz gibi daha önce de çeşitli yerlerde bu görüşlerimi dile getirdim. Ancak bizim görüşlerimize ana akım medyada değer vermediklerinden ya da bizim o değerlere yaklaşamıyor oluşumuzdan görüşlerimiz çok da karşılık bulmuyor. O nedenle bu görüşleri açıklama fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.

Öncelikle Rusya'nın bu harekâtı icra etmek zorunda kalmasının nedenlerini tam olarak bilemiyorum. Çünkü bizim de ana akım medya haricinde haber kaynaklarımız kısıtlı. O nedenle bir ön koşul ve Atatürk'ün barışçıl anlayışını kendisine düstur edinmiş eski bir asker olarak, bağımsız bir devlet olan Ukrayna'nın böyle bir durumla karşılaşmasına üzülüyorum. Savaşın yıkım olduğunu biliyorum, insan hayatının en üstün tutulması gereken değer olduğuna inancım tam. Rusya'nın neden böyle bir siyasal, ekonomik, insani riski kabul ettiğini anlamaya çalışıyorum.

Rus devlet geleneği ve anlayışının devletin bekasıyla ilgili kumar oynamayacağını bilecek kadar siyasi ve askeri tarih biliyorum. Dolayısıyla her ne kadar tasvip etmesem de Rusya'nın bu savaşı başlatırken kendisi için yeterince geçerli nedeni olduğu açık. Benzer durumlar bizim coğrafyamızda ülkemizi ilgilendiren bazı durumlar için de geçerli. Örneğin Yunanistan devleti ile aramızda karasuları meselesi var, Yunanistan '12 mil' deyip direnir ve buna yönelik uygulamalara başlarsa bu bizim için 'casus belli' yani savaş nedeni. Bizim kamuoyumuz da bunu biliyor, Yunanistan böyle bir direnme gösterirse Türkiye Cumhuriyeti Devleti pek beklemeden savaş ilan eder. Çünkü kara sularımızın tahdit edilmesi (daraltılması) bizim için beka meselesidir. O zaman Batı, muhtemelen Yunanistan'ın tarafını tutacak, onlara kendi deyimiyle 'işgalci Türklere' karşı silah, mühimmat ve bilumum yardımı yapacaktır. Bunları bilmemize rağmen, bu savaş bizim kaçınabileceğimiz ve masada çözebileceğimiz bir durum değil, savaşırız. Her türlü bedele de katlanırız. Sanırım Rusya'nın durumu biraz buna benziyor.

Şubat ayının sonlarına doğru harekât başladığında, ben ve benim gibi harekât yorumcularının çoğunluğu bu harekâtın kısa süreceğini Rusya'nın kesin galip gelerek siyasi kazanımlar elde edeceğini savundu. Bir başka grup ise savaşın uzun süreceğini, Rusya'nın büyük bir çöküş yaşayacağını iddia etti.

"BEYAZ BİR TAVŞANLA, SİBİRYA KURDUNUN KARŞILAŞMASI GİBİ"

Bugün gelinen noktada sizin haksız, ikinci grubun haklı olduğunu düşünüyorsunuz sanırım? Özellikle Rusya'nın Ukrayna askeri harekâtında kısa sürede sonuç alacağı yönünde bir kanı vardı. Savaşın bu şekilde uzamasını nasıl değerlendirmek gerekir?

Sorunuzun birinci bölümü için cevabım: Kesinlikle hayır. Neden ısrarla 'hayır' dediğimi de sorunuzun ikinci bölümüne cevap verirken anlatacağım. Öncelikle ben ve benim gibi düşünenler, bilgileri ana akım medyadan alanlardı. Bir barış adası, bir sanatçı kökenli devlet başkanı, kimseye bir zararı olmayan ülke, Ukrayna; nükleer gücü bir tarafa konvansiyonel olarak askeri bir dev, sınırsız güçlü, Rusya. Beyaz bir tavşanla, Sibirya kurdunun karşılaşması gibi. Tavşanın hayatta kalması sadece hızlı kaçmasına ve manevra yapmasına bağlı. Ama o ne? Alanda farklı bir gerçeklik var: Dev Rus ordusu, ilerleyemiyor, belki temkinli ilerliyor üstelik zayiat veriyor. Demek ki bize ulaşan medya kaynaklı bilgilerde bir hata vardı ya da saptırma.

Gerçekten her iki tarafın milli güç unsurlarını alt alta yazsanız, Ukrayna karşısında Rusya'nın gerçek anlamda bir dev olduğunu görürsünüz. Ancak Rus ordusunun ilerleyemeyişi ya da ilerlememesi bildiklerimizi ve durumu tekrar gözden geçirmemizi gerektirecek kadar ciddi bir durum. Eğer Rusya, bir devse neden ilerlemiyor? Ukrayna bir barış güvercini ise nasıl karşı koymaya devam edebiliyor? Asıl sorgulanması gereken eksen bu. Bu nasıl olabiliyor?

RUSYA'NIN HAREKATI BAŞARI İLE GÜÇ KONTROLÜ ARASINDA SIKIŞTI

Sanırım sizin bu duruma bir cevabınız var?

Evet. Daha önce söylediğim gibi, haber kaynaklarımız kısıtlı, ajanslar ana akım medyanın kullandığı ajanslar, o nedenle bilgileri dikkatli süzmeli, yorumları rafine bilgiye dayandırmaya çalışmalıyız. Bir defa gerçeklikle örtüşmeyen durum şu: Ülke işgal edilmeye başlandığında zaman geçirilmeksizin Ukrayna tarafından oldukça sert askeri karşılık gösterildi. Hafif silahlar ve sınırlı sayıdaki silah sistemleri kabul edilebilir; ancak üstün zırhlı kara birliklerine karşı gösterilen direnç, hava savunması sistemlerinin çalışması, İHA ve SİHA sistemlerinin iş görme kabiliyetleri Rus harekâtından önce Ukrayna'nın hatırı sayılır bir hazırlık yaptığını gösteriyor. Bu hazırlıklar öyle 3-5 ay için yapılabilir hazırlıklar değil. Kapsamlı hazırlıklar olduğu belli. Dolayısıyla diplomasi bir taraftan ilerlerken, daha Rusya'nın harekât bölgelerine yığınak yapmaya başlamadan önce bu işlerin ön aldığı aşikâr. Ukrayna ordusunun çapı ve donanımı da belli olduğundan alanda hem milislerin hem de dışarıdan getirilen unsurların olduğu da görülebiliyor. Tüm bunlar da Rusya'nın başlangıçta iddia ettiği özellikle Dinyeper nehrinin doğusunda bazı kontrolsüz militer unsurların, kontrolsüz eylemler yapıyor olabileceğine işaret olarak yorumlanabilir. Elbette ki Rus askeri istihbaratı bu bilgilere net olarak sahiptir. Ancak açıklanmadığı veya açıklandıysa biz bunları duyamadığımız için bilmiyoruz ve haberimiz yok. Yani hem bölgedeki Ukrayna askeri kabiliyeti harekât öncesinde biliniyordu hem de özellikle Dinyeper'in doğusundaki bölgede eğer kontrolsüz militer güçler varsa yaptıkları eylemler belgelendirilmişti.

Ancak çok net görülebilen bir husus var: Rusya harekâtı başarı ile sürdürmek ve büyük gücünü kontrollü kullanmak arasında sıkışmış bir durumda. Ukrayna, kendi yurdunu koruduğu için her yolu deniyor ve eleştirilmiyor. Bu nedenle, Rus ordusu yoğun bir taarruz yerine kontrollü harekâtı tercih ediyor. Sınırlı ve cılız duyulabilen Rus iddialarına göre, Ukrayna ordusuna entegre edilen ve Rusya'nın bu harekât için de en önemli neden olarak sunduğu paramiliter güçler sivil halkı çatışmalarda canlı kalkan olarak kullanabiliyor. Sivil can kayıplarını asgariye indirmek gibi bir hassasiyetin Rus tarafında baskı oluşturduğu hissediliyor. Ayrıca Rus ordusunun zaman zaman geçici ateşkes ilan ettiği, yerel halka temel ihtiyaç maddelerini dağıttığı ve koridorlar oluşturarak savaşma azminde olmayanların harekât alanından çıkmasına müsaade ettiği de biliniyor. Buna ek olarak Rusya yönetimi altında yaşamlarına devam etmek istemeyen Ukraynalıların ve çatışma bölgesinde mahsur kalmış yabancı ülke vatandaşlarının tahliyesine de fırsatlar oluşturuluyor. Bilindiği gibi, savaşan her iki tarafla da iyi ilişkileri olan Türkiye Cumhuriyeti'nin bölgede kalan vatandaşlarının da tahliye edilmesinde Rusya tarafından önemli katkı sağlandı.

'BİR GAFİL AVLANMA VEYA TUZAĞA DÜŞME DURUMU YOK'

Rus tarafı bu kadar bilgiye rağmen neden gafil avlanmış olabilir?

İşte can alıcı nokta bu. Bir gafil avlanma veya tuzağa düşme durumu söz konusu olamaz. Gelişmiş ve bazı yeteneklerde rakipsiz silah sistemlerine sahip Rus ordusunun, tercih etmesi durumunda, Ukrayna'da büyük bir yıkım yaratarak çok kısa sürede savaşı sonlandırması mümkün olabilirdi. Rus askeri nosyonundan haberdar tüm yorumcular, bu nosyonun hızlı ve sert olarak özetlenebilecek yapısını bildiği için bu yönde yorumlarda bulundular, buna ben de dahilim. Ama Rus askeri kaynaklara dayalı haberlerde, daha çok meskûn mahal çatışma tarzı için Batılı bazı devletler tarafından eğitilmiş ve donatılmış, Ukrayna ordusu üniforması giyen paramiliter grupların varlığı ve bunların gayri nizami çatışma şekillerinin sivil halkı riske atan potansiyeli nedeniyle sıkıntılar olduğu görülmektedir. Örneğin bu paramiliter güçlerin, sivil halkın evlerine zorla girerek buraları adeta pusu yeri veya bir mevzi gibi kullandıkları bazı durumlarda da sivil halkı önemli yerlere canlı kalkan olarak koydukları iddiaları dillendirilmektedir. Özetle sivil yerleşim yerleri ve özelinde siviller, Rus tarafını kontrollü ateş açmaya zorlaması nedeniyle harekâtın ilerlemesini yavaşlatmaktadır.

Rus devletinin silahlı kuvvetlere yayınladığı emri, komutanlığın yayınladığı harekât emrini bilmiyoruz. Hedef ne, hedefe ulaşmak için müsaade edilen veya öngörülen süre ne? Ne kadar zayiat göze alınmış bilmiyoruz. Belki Rusya şu anda tüm askeri hedeflerine ulaşmış olabilir. Belki de Batı'nın gösterdiği bu Rusya'nın karşısında birleşme refleksine tepki olarak Ukrayna'yı aşırı olarak cezalandırıcı yeni planlar yaparak harekât emrini tadil etti ve birliklerini yeni hedefe göre yönetiyor. Rusya'nın harekât başlangıcında dile getirdiği üç talebi vardı: Ukrayna hiçbir Batılı askeri ve ekonomik oluşuma katılmayacak, Donbas ve Luhansk bölgesinde Rus azınlığın korunmasına özen gösterecek ve Kırım'daki de facto durumu tanıyacak. Şu an gelinen noktada ise Rusya tüm dünyanın ekonomik yaptırımlarına tabi olmak, Ukrayna önemli askeri ve ekonomik yardımlara mazhar olmak durumundaysa da; Ukrayna harekâtın başında Rusya tarafından dile getirilen taleplerde bulunabilecek durumdan bile uzaktadır.

Büyük güçlerin büyük olmasını sağlayan birçok değişken olmasına rağmen sınırsız kaynaklara sahip olmak en önemli değişkenlerden biridir. Rusya da büyük bir dünya gücü olarak özellikle enerji alanındaki doğal kaynakları ve dünyaya bilim-teknoloji alanındaki katkıları ile askeri olarak da büyük güçtür. Dünya çapında büyük satranç ustalarıyla meşhur Rusya, dünya siyaset sahnesini ve Ukrayna'daki harekât alanını da satranç tahtası gibi kullanıyor. Önemli ve birkaç önemsiz taşını feda ederek oyun sonunu garantiye alıyor gibi görünüyor. Açıklanan zayiatlara bakıldığında orta seviyede bir ülkenin kara kuvvetlerinin tamamı yok edilmiş görünüyor. Ancak sınırsız kaynağa sahip Rusya için kaybedilen insan, silah ve sistemler genele kıyaslandığında çok küçük. Her bir kayıptan sonra veya geri harekâttan sonra tekrar toparlanıp ileriye tekrar yürümesini engelleyen görünür herhangi bir engel yok, kendi harekât emirleri dışında.

Askeri zorunluluk olmadığı halde geri çekilmeler gerçekleşen bölgelerde, geri çekilme nedeni Rus komuta kademelerinin emirlerinde aranmalıdır. Belki o bölgeler harekât emirlerinde kendilerine emredilen bölgelerin ilerisindeydi, dirençle karşılaşılmayınca işgüzar/kahraman/bilinçli/bilinçsiz sıralı komutanların gayretleri ile alındı. Ancak asker emredileni yapar, doğru olduğunu düşündüğü şeyi yapabilmek için bir askerin rütbesinin çok büyük olması gerekir. Dolayısıyla yanlış uygulamaların düzeltmesi üst makamlar tarafından yapılır. Bunu söylememin nedeni ise şu:

Ukraynalılar yurtlarını savunuyor. Yurdunu savunanın motivasyonu her zaman daha güçlüdür. Muharebe alanının küçük kesitlerinde zaman zaman üstünlük kazanmaları mümkün. Ancak muharebe alanının önemli bir bölümünde üstünlük gösterebilmek, bir şehri veya kasabayı tekrar ele geçirebilmek maksadıyla büyük kuvvetlerin bir araya gelmesi gerekir. Bu da Rusların istediği şeyi yani bir araya toplanmış hedefi onlara verir. Bu durum Rusların işini kolaylaştırır ve daha çok Ukrayna askeri imha edebilecekleri imkânlar yaratır. Ukrayna birlikleri dağınık olarak hareket etmeyi sürdürebildikleri sürece hayatta kalabilirler. Yani Ukrayna birlikleri, büyük birlikler halinde bir araya gelip büyük taarruzî harekât icra edemez, bir yerleşim yerini bu şekilde geri alamaz. Rus birliklerinin zaman zaman geri çekilme haberleri geldiğinde bunu Ukrayna askeri üstünlüğüne bağlamak doğru olmayabilir.

"BU UKRAYNA'NIN KÂBUSU OLMALI"

Yani Ruslar kazanıyor mu?

Çok kolaycısınız. Bunu söylemek çok zor. Ama tersi de zor. Bir kere röportajın başında söylediğim gibi haber kaynaklarımız, bizim öğrenmemizi istedikleri haberleri bize veriyor, bu haber kaynakları savaşta bugün için taraf olduklarını açık ve net bir şekilde ortaya koyan devletlerin kontrolündedir. Bu sıkıntılı bir durum. İkincisi, harp/muharebe/savaş/çatışma her zaman sonucu belirsiz bir yıpranma sürecedir. Futbol maçlarına benzetebilirsiniz. Bir takım, ligin lideridir diğeri en sonuncusu.

Maçları yaklaşırken tüm yorumcular lidere açık ara galibiyet rolü biçer. Bahisler de aynı algıyla şekillenir. Ligin lideri milyar avroluk takımdır. Lig sonuncusu ise ancak birkaç milyon avro değerdedir. Maç başlar, durum öyle gelişir ki lider yenilir, puan kaybeder, tüm bahisler yatar. Ama sezon sonunda lider şampiyon olur, sonuncu küme düşebilir. Yani bu tür şeyler uzun solukludur, süreç önemlidir. Biz kesitlere bakmayı ve hüküm vermeyi seviyoruz. Bu yanıltıcı olabilir. Rusya tüm Ukrayna'yı işgal ettiğinde, tüm Ukrayna askeri unsurlarını yok ettiğinde bile sonuçta kazanan taraf olmamış olabilir; tersi olarak da sadece Kırım'ın de facto durumunun siyasal olarak tanınması bile Rusya için bu savaşa biçilmiş yeterli kazanç durumu olabilir.

Son olarak söylemeyi istediğiniz herhangi bir husus var mı?

Savaş genel haliyle yavaş ama sürekli ilerleyen bir taarruza dönüştü. Gücü kısıtlı olan Ukrayna, Rus güçlerini en azından ülkenin tamamına yayılmayacak şekilde Dinyeper nehri doğusunda tutmaya çalışıyor. Ancak Rusya ilerleme mihverini ve siklet merkezini güneyden Odesa üzerinden Transdinyestr'e çevirmiş gibi görünüyor. Bu Ukrayna'nın kâbusu olmalı. Eğer Odesa Rusya eline geçer ve Transdinyestr ile birleşilirse Ukrayna'nın hem denize çıkışı kapanır hem de topraklarının çok büyük bölümünü kaybetmiş olur. Ukrayna, aynı Moldova gibi küçük, karasal ve fakirliği hiçbir zaman aşamayacak fakir bir ülke olur. Elbette ki askeri alanda durumun böyle sonuçlanması, siyasal alanda bunun kabul edileceği anlamına gelmez. Ancak askeri olarak gerçekleşecek böyle bir durumda işgalin sona ermesi belki de on yıllar sürecektir. Ukrayna'nın, Batı bloğunda herhangi bir siyasal ve ekonomik yapılanmaya üye olamayacağı da düşünülürse bu durum Ukrayna için çok büyük kayıptır.

Elindeki mevcut konvansiyonel imkânların dahi önemli bölümünü kullanmayan Rusya; savaşın devamı için sivil unsurların zarar görmesini engelleyen bir tavır geliştirmiş gibi duruyor. Buna rağmen insan kaybı, yaralanması ve sakat kalması; çevrenin ve yaşam alanlarının zarar görmesi savaşlarda en tanıdık sonuçlar. O nedenle savaşlar olmasın, insanlar ölmesin. Bunun için herkes gayret sarf etsin, Rusya'nın karşısına daha güçlü Ukrayna çıkarmaya çalışmanın da sadece iki tarafın kayıplarını daha da artıracağını bildiği halde buna devam eden Batı da bu gayrete ortak olsun. Teşekkür ederim.

20 May 2022 - 00:00 - Dünya

Muhabir  Uğur Duyan



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.