'Yargıya güvensizlik partiler üstü bir sorun'

Denge ve Denetleme Ağı’nın raporuna göre, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte hukukun üstünlüğü endekslerindeki gerileme yaşandı ve yargıya güvendeki düşüş vatandaşların siyasi parti tercihlerinden bağımsız olarak gerçekleşerek partiler üstü bir sorun haline geldi.

Salih Kaplan
Salih Kaplan Tüm Haberleri

Denge ve Denetleme Ağı’nın raporuna göre, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yargı alanındaki denetleme mekanizmasını daha da geriye götürdü ve yargı bağımsızlığını olumsuz etkiledi. Yeni sistemle birlikte hukukun üstünlüğü endekslerindeki gerileme yaşandı ve yargıya güvendeki düşüş vatandaşların siyasi parti tercihlerinden bağımsız olarak gerçekleşerek partiler üstü bir sorun haline geldi.

Denge ve Denetleme Ağı, Demokrasi Barometresi Analiz Raporu’nun 12’inci sayısını yayımladı. “2021’e Girerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: Yargı” başlığıyla yayımlanan raporda, 16 Nisan 2017’de gerçekleştirilen Anayasa referandumu sonrası Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde geçen Türkiye’de, yargı alanında ne gibi değişiklikler yaşandığı ve bu değişikliklerin verdiği sonuçlar incelendi.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun adının Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) olarak değiştirildiği ve toplam üye sayısı 22’den 13’e düşüldüğü, aynı zamanda da Kurul’un yapısında ve üye oluşum şeklinde de önemli değişikliklere gidildiği hatırlatılan raporda, yapılan değişiklikle HSK’da Adalet Bakanı Başkan ve Adalet Bakanlığı Müsteşarının tabii üye haline geldiği hatırlatıldı. Geriye kalan üyelerde 4’ünün Cumhurbaşkanı tarafından, kalan 7 üyenin ise Meclisi tarafından belirlendiği belirtilen raporda, “Böylelikle, HSK’nın üye kompozisyonunun belirlenmesinde Danıştay, Yargıtay, idari ve adli hakim ve savcıların yetkileri ortadan kaldırılmıştır. Cumhurbaşkanı’nın siyasi partisiyle olan liderlik düzeyindeki kurumsal ilişkisinin devamı, yürütme erkinin HSK üzerinde tam kontrol sağlamasına olanak vermiştir” değerlendirmesine yer verildi.

Raporda, kanunların Anayasa’ya uygunluğunu denetleyen Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) yapısına ilişkin yeni sistemde üye sayısının 17’den 15’e düşürülmesi dışında bir düzenlemenin getirilmemesine rağmen yürütmenin AYM üzerindeki etkisinin Cumhurbaşkanı’nın 12 üye atama yetkisiyle korunduğu hatırlatıldı. Cumhurbaşkanı’nın partili liderliği nedeniyle Meclis’in 3 üye belirleme yetkisinin de fiili olarak yürütmenin kontrolüne geçtiği dile getirilen raporda, “Bu yönden yeni sisteme geçiş öncesinde de yargı alanındaki temel sorun alanları, yeni sisteme geçişle beraber artan bir devamlılık göstermiştir. Bu çerçevede temel sorun alanları yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, hukukun üstünlüğü, yargıda etkinlik ve liyakat ile adil yargılanmadır” denildi.

Yargı reform paketinin de Türkiye’deki yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını kuvvetlendirici etkilerinin oldukça sınırlı kaldığı dile getiren raporda, uluslararası saygınlığa sahip endekslerin verilerine de yer verildi. BTI Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ne göre 10 tavan puanı üzerinden 7,5 seviyelerinde seyreden Türkiye’deki hukukun üstünlüğü endeksi 2016 yılından itibaren hızlı bir gerileme kaydederek 2020 yılına gelindiğinde 2,5 seviyesinin altına kadar indi. 1 ile 0 puan arasında değer verilen V-DEM Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde ise Türkiye, 2016 yılındaki 0,5 seviyesinin altından hızlı düşerek 2017 yılından itibaren 0,25 seviyesinin altında seyrediyor.

Raporun sonuç bölümünde ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişle beraber, yargı alanında Türkiye’de geçmişte de kırılgan ve sorunlu olan denge ve denetleme sistemini daha da geriye götüren birçok değişikliğin yaşandığı ifade edildi. HSK ve AYM’nin yapılarında yapılan değişikliklerin değerlendirildiği raporda, “Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından olumsuz etkiler yaratmıştır. Cumhurbaşkanın siyasi parti liderliğinin devamı, yasama üzerinde yürütmenin kontrolünü arttırarak bu sorun alanlarını dolaylı olarak derinleştirmiştir. Uzun yargılama süreçleri ve tutukluluk süreleri, delil karartma, toplum baskısı ya da siyasi baskı sonucu değişen yargı kararları, kadına karşı şiddet ve kadın cinayeti davalarında iyi hal ve haksız tahrik gibi gerekçelerle sanık lehine verilen kararlar yargıda yaşanan siyasi etki, yetkinlik ve liyakat sorunlarının somutlaştığı alanlarıdır” denildi.

Yargı alanına ilişkin raporda tespit edilen sorunların yargı sistemine olan güvenini azaltmaya devam ettiğine dikkat çekilen raporda, “Yargıya güvendeki bu azalış, vatandaşların siyasi parti tercihlerinden görece bağımsız gözükmektedir. Türkiye’deki siyasi kutuplaşma seviyesi göz önüne alındığında, bu veriler yargıya güven probleminin partiler üstü bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır” denildi.

19 Kas 2020 - 16:00 - Gündem

Muhabir  Salih Kaplan



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.