Gıda krizinin gölgesinde kota oyunları

Savaş, yüzünden duran tahıl sevkiyatı ve kota kısıtlamaları, ülkeleri yeni yöntemler kullanmaya itiyor. Uzmanlar, Rusya'ya yönelik gıda ambargosunun delinmesi için yan yollar arandığını ifade ederken, kuşatma altındaki Ukrayna limanlarda bulunan tahıl stoklarının da iştah kabarttığını söylüyor.

Uğur Duyan
Uğur Duyan Tüm Haberleri
Gıda krizinin gölgesinde kota oyunları
Haber albümü için resme tıklayın

Uğur DUYAN

ANKARA (Anayurt) – Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte erişmesi giderek zorlaşan ve fiyatları katlanarak artan tahıl ve gübrenin dayattığı kıtlık, içinde bulunduğumuz yüzyılın en büyük insani krizlerinden birini tetiklemek üzere. Rusya ile birlikte hareket eden Belarus'ta üretilen gübrelere ambargo getiren ABD öncülüğündeki Batı, Ukrayna'da savaşı kışkırtırken; içine düştüğü çıkmazı da hafifletmek için çaresizce yeni adımlar atmak zorunda kalıyor. ABD, Ukrayna hububatının topraklarından transit geçmesinde mutabık kalırsa, Belarus'ta üretilen potasyum gübrelerine karşı getirilen sınırlayıcı tedbirleri kaldırabileceğine dair mesajları vermeye başladı.

Rusya'nın eski devlet başkanı, şimdiki Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev ise Telegram hesabından yaptığı açıklamalarında, "Henüz hiç kimse televizyondan ve internetten hasat toplamış değildir. Bunun için tarlalar ve tarım araçları, gübre ve aptalca kararlar imzalamaya değil buğdayı ekip biçmeye alışkın eller gerek. Rusya bunlara sahip, başka ülkelerin de gıdaya sahip olması, gıda krizi çıkmaması için bütün olanaklar var bizde. Yeter ki çalışmamıza engel olunmasın" mesajını verdi.

BUĞDAY KRİZİNİN AŞILMASI İÇİN YÜRÜTÜLEN KULİS

Medvedev'in bu açıklamaları, ABD'nin Rusya'nın müttefiklerinden uzak durup, varsa bir hesabı Moskova ile konuşsun anlamına geliyor. Rusya'da iyi geçen tarım sezonunda hasat edilecek olan mamullerinin bir biçimde dünyaya sunulması için arka kapı diplomasisi de yürüyor. Özellikle dünya genelinde tahıl fiyatlamasını belirlemede en etkili kuruluş olan Chicago Borsası ile yakın temas halindeki kuruluşların hem New York hem de Washington'da, Beyaz Saray, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler nezdinde buğday krizinin aşılması için kulis yaptıkları da konuşulanlar arasında.

Geçtiğimiz hafta Tarım analiz firması Gro Intelligence, rezervlerde dünya tüketimine 10 hafta yetecek kadar buğday kaldığını ve bu rakamın 2008 finansal krizinden bu yana görülen en düşük seviye olduğunu bildirmişti. Firmanın CEO'su Sara Menker, eski bir enerji emtia taciri ve son dönemlerde sıklıkla gıda krizinin derinleşmesinden yana duyduğu endişelerini dile getirmesiyle dünya kamuoyunda tanınan bir isme dönüştü. Ekin piyasaları ve iklim krizini doğru şekilde tahmin etmek için yapay zeka tabanlı bir program kullanan Gro Intelligence, geçtiğimiz perşembe günü 49 Afrika ülkesinde gıda güvenliğini sağlamayı hedefleyen ücretsiz kullanılabilecek bir çevrimiçi aracı duyurmuştu.

MİNE ATAMAN: AMAÇ AMBARGOYU HAFİFLETMEK

Tarım uzmanı ve fütürist Mine Ataman, Menker'in 'dünyada 10 haftalık tüketime yetecek kadar buğday stoku kaldı' açıklamasının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Ataman, son günlerde tahıl stokları konusunda çıkan ve birbirleriyle çelişen farklı açıklamaların olduğuna dikkati çekerek, bu durumun krizden çıkış yolları arayan tarım baronlarının Rusya'ya uygulanan ambargoları hafifletmek adına geliştirdikleri politikalarla açıklanabileceğini kaydetti.

Rusya'ya uygulanan ambargo ile daralan küresel tahıl stoklarının ve kuşatma altındaki Ukrayna limanlarından çıkmayı bekleyen tahıllara ikame edilebileceği gibi Batı ambargosunun gevşetilmesi halinde Rusya'dan küresel piyasaya bol miktarda hububat sevkiyatının da mümkün olduğuna işaret eden Ataman şunları kaydetti:

"Menker'in sözleri, Ukrayna'nın elinde var olan stokları ve önümüzdeki hasattan toplanacak olan ürünleri dünya piyasasına açabilmek ve Rusya'ya uygulanan kotları bir miktar gevşetebilmek için atılmış bir adım. Rusya'da iyi geçen tarım mevsiminin de bu noktada çok etkili olduğunu düşünüyorum. Zira, bu kış Rusya için yüksek yağış alan kışlardan biriydi, bu nedenle de rekolte yüksek bekleniyordu. Son 15 güne baktığımız zaman Rusya'dan henüz bir açıklama gelmedi. Dünya genelinde ise 15 ülke tahıl ticaretine ya sınırlandırma ya da yasak getirdi. Arkasından Hindistan'dan gelen açıklamada, bütün dünyaya ihracat yapılacağı duyuruldu ama dünya Hindistan'ın buğdayını beğenmiyor. İki sebepten ötürü, birincisi çeşitli kimyasal atıklar nedeniyle bu ülkede üretilen buğdaylar dünya piyasalarında sıkıntı yaşatıyor, istenmiyor. İkincisi de kalite problemi var. Hindistan Başbakanının bu sözlerinin üstünden bir gün geçtikten sonra, Hindistan tahıl ihracatını yasakladığını ve dünyaya duyurduğu adımdan vazgeçtiğini beyan etti. Buna gerekçe olarak da kuraklığı bahane gösterdiler. Bir gün içerisinde mi kuraklıktan etkilenmeye başladılar?"

"ÇOK CİDDİ BİR AÇLIK RİSKİ ORTAYA ÇIKACAKTI"

Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası'ndan gelen çeşitli açıklamalara da dikkati çeken Ataman, şöyle devam etti:

"Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres de 'Ukrayna'nın elinde yaklaşık 10 milyon tonun üzerinde hatta 20 milyon ton kadar buğday var ve bunun piyasaya sürülmesi gerekiyor' açıklamasında bulundu. Guterres hatta Rusya'ya uygulanan çeşitli kotaların gevşetilmesinin gıda krizi yaşanmaması açısından gerekli olduğunu da söyledi. Dünya Bankası da 25 ülkenin gıdaya erişmeme tehlikesi içinde olduğunu duyurarak, 12 milyar dolarlık bir ek paket hazırladıklarını açıkladılar. Ki bu 25 ülkenin çoğu buğdaylarını Rusya ve Ukrayna piyasasından satın alan Afrika ülkeleridir. Dünya Bankası bu yardım paketi ile pandemi süresince ekonomik olarak yıpranan bu ülkelerin bir de buğday satın alarak ekonomilerinin büsbütün çökmesine mani olmak istedi. Yoksa bu ülkelerde çok ciddi bir açlık riski ortaya çıkacaktı."

"LOBİCİLİK FAALİYETLERİ KOKAN AÇIKLAMALAR"

Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası ve çeşitli ülkelerden gelen açıklamaların ortak bir okumasının yapılması halinde ortada gıda temini için yeni bir planın olduğunun açık biçimde görüldüğünü söyleyen Ataman, "770 milyon ila 785 milyon ton arasında değişen tahıl miktarı rakamları olmasına karşın genelde nisan ayında dünyada 10 milyon ton kadar stok buğday olduğunu biliyoruz. Geriye dönük baktığımızda Ukrayna limanlarından dünyaya ortalama 4,5 milyon ton kadar tahıl ihraç ediliyordu ancak Rusya-Ukrayna savaşı yüzünden 2,5 aydır herhangi bir sevkiyat yapılmadı. Elbette bundan kaynaklı bir sorun yaşanacaktır" diye konuştu. 8-10 hafta içerisinde tüm dünyada buğday stoklarının tükeneceği yönündeki açıklamaların dünyayı, özellikle de tarım devi ekonomileri ve tarıma ağırlık veren büyük şirketleri açılık korkusuyla manipüle etmek amacıyla kullanıldığını bildiren Ataman; "Özellikle tarımsal anlamda kendi kendine yetemeyen ülkelerde gıda fiyatlarını baskılamaya çalışıyorlar. Gıda fiyatlarıyla o ülkeleri dize getirmeye çalışıyorlar. O yüzden de son bir hafta içerisindeki açıklamaları da manidar buluyorum. İçerisinde lobicilik faaliyetleri kokan, Rusya'nın kotalarının gevşetilmesine yönelik bir takım tetikleyici ve destekleyici açıklamalar olarak görüyorum" dedi.

Birleşmiş Milletler'den gelen açıklamaların da dünyada yeterince gıda olduğu yönündeki bilgileri teyit ettiğini ifade eden Ataman, dünyada yeterli gıda olmasına karşın eşit paylaşımın olmadığını, bu yüzden sorunlarla karşılaşıldığını kaydetti.

"TÜRKİYE TARIMDA YENİDEN SÖZ SAHİBİ OLABİLİR"

Türkiye'nin tahılda dışa bağımlı olmadığını da söyleyen Ataman; Türkiye'deki üretiminin iç pazarın talebini yüzde 89 oranında karşıladığını ifade ederek, "Türkiye'nin ithal ettiği buğday miktarı 9 ila 9,5 milyon ton kadardır. Bunla da üretim yapılıyor. Gerek bulgur olarak gerek makarna olarak gerek un mamulleri olarak üretim yapılıyor ve ihraç ediliyor. Elbette yurt içinde üretilen tahılı daha uygun fiyata, yurt dışında üretilen tahılı daha pahalıya satın alıyorsunuz. Burada yapılması gereken; Türkiye'nin önümüzdeki üç yıl içerisinde buğday üretim rakamlarını yükseltmek ama bunu yaparken de iklim krizi kaynaklı sorunları da göz ardı etmeyerek, yani zaten kısıtlı olan su kaynaklarımızı da heba etmeyerek, yüksek rekolteli ürün elde etmeye çalışmak" diye konuştu.

Kendi kendine yeten, önceliğini iç pazara veren, kendi halkının besin ihtiyacını karşıladıktan sonra ihracata yönelen bir tarım politikasının önümüzdeki üç yıl içinde kesinlikle gerçekleştirilmesini savunan Ataman, "Gördük ki paramız olsa da yurt dışından gıda alamadığımız günler oluyormuş" dedi. Türkiye'nin katma değeri yüksek olan ürünlere geçmesinin şart olduğunu söyleyen Ataman, bu yıl kuraklığa rağmen 17-18 milyon ton civarında buğday üretimi beklediğini ifade ederek, Türkiye'nin yerli üretime ağırlık vermesi halinde eskiden olduğu gibi küresel tahıl piyasasında söz sahibi bir aktör olmasının önünde bir engel olmadığını da söyledi.

23 May 2022 - 00:00 - Ekonomi

Muhabir  Uğur Duyan



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Anayurt Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Anayurt Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Anayurt Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Anayurt Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.