Anayurt Gazetesi
SİYASET TÜRKİYE EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Whatsapp İhbar Hattı

'Taliban'ı siyaset terbiye edecek'

Türkiye'nin önde gelen dış politika uzmanlarından Prof. Dr. Bağcı, "Siyaset kelimesinin kökü seyislikten gelir. Atı terbiye etmeden gelir. Taliban'ı uluslararası hukuk ve uluslararası politika terbiye edecektir" diyerek, Taliban'ın teknolojiye ve küresel ekonomiye kayıtsız kalamayacağını söyledi.

 Taliban ı siyaset terbiye edecek
Facebook'ta Paylaş Twitte'da Paylaş Whatsapp'tan Gönder Haberi Yazdır Metni küçült Metni büyüt

Uğur DUYAN

ANKARA (Anayurt) - Dış Politika Enstitüsü Başkanı ve ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ile ABD ve müttefiklerin ayrılmasından sonra Taliban'a kalan Afganistan'ın geleceğini ve bu gelecekte Türkiye'nin yerini konuştuk. Bağcı, Taliban'ın uluslararası hukuk ve uluslararası politikaya entegre olmaya başlayacağı andan itibaren teknolojiye ve küresel ekonomiye kayıtsız kalamayacağını söyledi. "Siyaset kelimesinin kökü seyislikten gelir. Atı terbiye etmeden gelir. Taliban'ı uluslararası hukuk ve uluslararası politika terbiye edecektir" diyen Bağcı, "Çünkü, televizyonları kıran radyoları parçalayan Taliban'dan akıllı telefon kullanan ama Kalaşnikov taşıyan Taliban'a geçtik. Taliban'ın yeniden bir terör devletine dönüşmesi çok zor. Teknoloji ve uyuşturucu konusunda Taliban, uluslararası normlara uymak zorunda" ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE KABİL HAVAALANI'NA DÖNEBİLİR Mİ?

Türkiye'nin Kabil Havaalanı'nın işletmesini yeniden üstlenmesi girişimi nasıl okunmalı?

Cumhurbaşkanının bu girişimi tek taraflı bir girişim olarak değerlendirildi. Taliban, ABD ve NATO dahil bütün Batılı güçlerin Afganistan'dan 31 Ağustos'a kadar çıkmalarını isterken Türkiye'yi de bunun dışında tutmadı. 31 Ağustos sonrasında Türkiye'nin bölgede kalmaması gerektiğini ve askerlerimizin de çekileceğini söyleyenlerden biri de benim. O nedenle rahat konuşuyorum. Afganistan'dan Türkiye'nin Uluslararası Güvenlik Destek Gücü ISAF'la birlikte NATO ile birlikte çekilmesinden sonra 1 Eylül'den itibaren yapılacak olan ikili görüşmelerden çıkacak olan sonuçlar burada önemli rol oynayacaktır. Bu kapsamda Kabil Havaalanı'nın işletmesinin Türkiye'ye verilmesi de bu görüşmelerden çıkacak olan sonuca bağlıdır. Bu çerçevede Türkiye'nin bu işi alması da mümkündür. O noktaya doğruda gidiyoruz. Katar'ın desteğiyle şu anda bu görüşmeler devam ediyor. Türkiye asker bulundurmadan Kabil Havaalanı'nın işletmesini alabilir.

Türkiye, Taliban yönetimindeki Afganistan'da Kabil Havaalanı'nı yeniden işletmeye başlarsa bunun sonuçları neler olabilir?

Bu Taliban tarafından Türkiye'ye verilecek olan bir taviz olarak görülebilir. Türkiye ile ilişkilerini korumak için. Zaten Taliban, Türkiye'nin ülkenin altyapı sorunları başta olmak üzere birçok sektörde gelişmesine katkıda bulunmasını istiyor ve bu gerekçeyle de Türkiye ile müzakereler yapmak istiyor. Nitekim, Taliban ile yapılan 3,5 saatlik görüşme bunun bir kanıtı. Neler konuşulduğunu bilmiyoruz. Yalnız altyapı ve havaalanının işletilmesinde değil; Türkiye başka konularda da Afganistan'da oluşacak yeni yönetimle iş birliği yapacak.

Buradaki temel sorun, Türkiye Afganistan'da ana aktör değil. Burada Türkiye iş birliği yapacak ama ana aktörler; Rusya, ABD, Çin ve AB olacak. Türkiye biraz daha arka sıralarda ama Taliban'ın Türkiye ile konuşması, Türkiye'den tanınma beklemesi de normal. Ancak Türkiye'nin Taliban'ı tanıyan ilk ülkeler arasında olmaması gerektiğini düşünüyorum. Tabi bu hükümetin kararı. Belki de Türkiye, Taliban'ı tanıyan ilk ülkelerden biri de olabilir ama burada öncelik Çin ve Pakistan'ın olacaktır.

Türkiye'nin tahliye sürecindeki rolü de çok övgü aldı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye tahliye konusunda çok deneyimli bir ülke. Daha önce 2012'de Libya'dan 25 bin kişiyi tahliye etti. Türkiye Afganistan'dan da askerlerini çekerken çok başarılı bir süreç yürüttü. Afganistan'daki büyükelçimiz benim de öğrencimdir, gurur duyuyorum çalışmalarıyla Cihat Ergunay, ekibiyle birlikte gece gündüz çalıştılar ve kazasız belasız bütün askerlerimizi ve tahliye olması gereken insanlarını tahliye etti.

TÜRKİYE'NİN AFGANİSTAN'DAKİ ROLÜ

Türkiye'nin Afganistan'daki yeni süreçte üstleneceği rolün niteliği nedir?

Taliban NATO'yu ve ABD'yi yok sayamaz. Yani iş birliği yapmak zorunda. Türkiye de Batı nereye hareket ederse oraya ilerlemek zorunda kalacak ve Orta Asya ülkeleriyle de hareket etmek zorunda olacak. Özellikle Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan'ın, Afganistan'la sınırı var. İran tabii ki çok önemli. Türkiye'nin bu coğrafyada Türk Keneşiyle yapabileceği girişimler var. Türkiye ana aktör değil ama yardımcı rollerde bir ülke. İkinci adam, üçüncü adam rolleri vardır ya Türkiye'nin Afganistan'daki rolü bu olacaktır. Bu da çok önemli bir roldür.

Taliban bu bağlamada Türkiye'ye bir tehdit olmayacağını, komşularına bir istikrarsızlık yaratmayacağını kanıtlamalı. Bunu ne derece yapar bilemiyoruz. Çünkü Taliban'ın uluslararası meşruiyete ihtiyacı var. Bu noktada hatırlatılması gereken bir konu var: Doha Toplantıları başlamadan evvel Türkiye, İstanbul'da yapılmasını önerdi toplantıların. Taliban kabul etmedi. Katar'ın araya girmesi tabi çok önemli. Türkiye'nin Katar ve Pakistan'la olan ilişkileri, Taliban'la olan ilişkilerine de yansıyor sonuçta. Türkiye, Taliban üzerinde doğrudan baskı kurmuyor, kuramıyor ama Katar ve Pakistan üzerinden bunu yapıyor.

Türkiye'de Taliban'ın hemen tanınmasını isteyen çevreler de var. Türkiye niçin Taliban'ı tanıyan ilk ülke olmaktan kaçınmalı?

Türkiye'de Taliban'ın hemen tanınmasını isteyen çevreler olabilir ama Türkiye'nin iç politikasındaki hassasiyet gereği Taliban'ı hemen tanıması da zor. Taliban'ın başta kadınlar ve çocuklara karşı olan yaklaşımının oluşturduğu siyasi baskıyı görmek lazım. Bence Türkiye, Taliban'ı ilk tanıyan ülke olursa dış politikada ön almaya çalışabilir ancak bunun gibi iç politik yansımaları olacaktır ve iktidarın popülaritesinin düşmesine neden olacak sonuçlar verecektir. Kaldı ki ilk tanıyan ülkelerden birisi Türkiye olmayacak ama daha sonraki aşamalarda tanıyabilir.

Ancak ilk tanıyan olmak farklı bir şey. 1991 yılında Orta Asya ülkeleri Sovyetler Birliği çözülürken, bağımsızlıklarını ilan etmeye başladıklarında ben genç bir akademisyendim ve vakit kaybetmeksizin Orta Asya devletlerinin ilk tanıyanın Türkiye olması gerektiğini söyledim. Ancak Taliban'ın yönettiği Afganistan'daki durum bambaşka ve Türkiye'nin bu konuda daha temkinli davranması gerekiyor.

TÜRKİYE AFGANİSTAN'DA ÇİN KARŞISINDA DEZAVANTAJLI

Türkiye, Afganistan pazarına girmek istiyor. Özellikle altyapı yatırımları konusunda bu ülkede Çin ile karşıya gelirse ne gibi sonuçları olur?

Çin Afganistan'a trilyon dolarlık yatırım yapacak. Çin'in iç politikasında Taliban'ı tanıması, müzakere etmesi gibi bir sorunu yok. Uygur sorununun da Afganistan'da gündeme gelmesi gibi bir durum söz konusu olamayacak. Çünkü, Çin herhangi bir ülkeye kredi açtığı anda krediyi alan ülkenin Çin'in içişleri hakkında tartışmamasını talep eder. Bu olamazsa olmaz koşullarından biridir. Türkiye'de şu anda resmi olarak Uyur Türkleri hakkında yorum yapmıyor. Çünkü, kredi almış durumda. O da Türkiye'nin kendi siyaset zemininde bir tartışma konusu özellikle başta İYİ Parti olmak üzere muhalefet partileri iktidarı eleştiriyorlar.

Çin, Afganistan'daki stratejik mineralleri, özellikle de uzay araştırmaları ve tıp alanındaki çalışmalarda kullanılan maden rezervlerini kullanmak istiyor. Bunun karşılığında da Taliban'a çok geniş bir uluslararası tanınma zemini sunuyor. Ayrıca Çin, Pakistan'da da gördüğümüz gibi çok kısa sürelerde altyapıda muazzam başarılar sağlayabiliyor. Köprüler, tüneller ve otoyolları çok kısa bir sürede tamamlayarak, girdiği ülkenin çehresini değiştiriyor. Eğer ki, Taliban imar planında Çin ile hareket ederse, beş ila on yıl içinde bambaşka bir Afganistan görebiliriz. Çünkü, Çin sadece yatırım yapmıyor işçi de gönderiyor. Şimdi Türkiye burada dezavantajlı, çünkü yapabileceği işler sınırlı. Türkiye, kısa sürelerde buradaki TOKİ konutu benzeri ya da millet bahçesi benzeri işleri yapabilir ama ekonomik getirisi olan işler ortaya çıkartmaz. Türkiye'nin Afganistan'ın yeniden imarındaki rolü önemlidir ama belirleyici değildir.

Bölgede başka ülkeler de olacak mı?

ABD, AB, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler de burada olacaklar. Pakistan'ın olduğu bir Afganistan'da Hindistan da olmak isteyecek. Afganistan önümüzdeki yıllarda uluslararası yatırım açısından oldukça artraktif bir ülke olacak. Sadece yeraltı kaynakları açısından değil dünyanın bir numaralı uyuşturucu ülkesi. Yani tıbbi alanda bir numara. Bu süreçte Taliban bir terör örgütünden bir devlet yöneten güce dönüştükçe özellikle haşhaş ekimini kontrol etmek için uluslararası iş birliğine gidebilir. Ben bu noktada Taliban'ın kapalı bir sistemi tercih edeceğini sanmıyorum. Taliban, uluslararası hukukla iş birliği yamak zorunda kalacak artı teknolojiye karşı gelmesi mümkün değil. Yani biz artık o eski Taliban görmeyeceğiz. Çünkü, televizyonları kıran radyoları parçalayan Taliban'dan akıllı telefon kullanan ama Kalaşnikov taşıyan Taliban'a geçtik.

Taliban'ın yeniden bir terör devletine dönüşmesi çok zor. Teknoloji konunda ve uyuşturucu konusunda Taliban, uluslararası normlara uymak zorunda. Terör örgütü olarak uymak zorunda değildi ama devlet olarak uymak zorunda. Çünkü uluslararası meşruluk kazanırsa, INTERPOL'e üye olacak, bölgesel iş birliklerine gidecek. Afganistan Havayolları uluslararası uçuş sahasında kendi başına buyruk hareket edemeyecek. Siyaset kelimesinin kökü seyislikten gelir. Atı terbiye etmeden gelir. Taliban'ı uluslararası hukuk ve uluslararası politika terbiye edecektir.

TALİBAN DEĞİŞECEK Mİ?

Taliban bu süreçte yani dünyaya entegre olurken değişecek mi?

Ülke içinde bazı zorlukları olacak. Tırnak içinde söylüyorum çünkü bütün devrimler temel prensipte kendi çocuklarını yer. Birçok grup ve gruplar arası tartışmaları hep merakla izleyeceğiz. Ancak meşru bir hükümet kurulduğu andan itibaren, bu meşru hükümetin sosyal, siyasal, ekonomik ve idari alanlarda alacağı önlemler, uluslararası hukukun getirdiği kurallara yani komşularla iş birliği yapmaktan tutun da onlara karşı tehdit oluşturmama konusuna varıncaya dek pek çok kıstasla çerçevelenecek. Ayrıca ulusal bir ordu kurma, polis teşkilatı kurma gibi konularda uluslararası iş birliğine gidecek. Akademisyenlerin gidip geleceği, yabancı firmalara açılacak olan bir Afganistan'da Taliban kendini kapayamaz. Bu bakımdan ABD de Taliban için görüşülecek bir numaralı ülke. Çünkü Taliban'ın içindekiler de ABD'nin eğittiği kimseler. O nedenle ABD'nin devreden çıkması söz konusu değil. Sadece Taliban ABD ilişkileri yeni bir boyut kazanacak. ABD ilginç bir şekilde 31 Ağustos'a kadar çekileceğim dedi ve çekildi. Doha Anlaşması'na uydu. Şimdi Taliban'ın uyması gereken koşullar var. Doha Anlaşması'nın en azından kamuoyuna açıklanan kısmının ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin yayınladığı 16 maddenin ne olduğu ortada ama bu yazılı maddelerin dışında sözlü olarak ne taahhüt edildi onu bilmiyoruz.

AFGANİSTAN'IN ÖNÜNDEKİ İKİ SEÇENEK

Taliban modernizme karşı bir terör örgütü ama siz Afganistan'ın modern dünyanın dışında kalamayacağını ifade ediyorsunuz. Bu noktada Afganistan dünyaya entegre olurken kendisine Batı tipi bir modeli mi örnek alacaktır yoksa Çin'i mi?

Taliban'ın teknolojik gelişmelere karşı koyması söz konusu değil. Başta Kabil Havalimanı olmak üzere Taliban dış dünyaya açılmak zorunda kalacak. Taliban'ın Afgan toplumunun bütün kesimleri ile bir nevi sosyal anlaşma yapması lazım. Yani yeni bir devlet vatandaş anlaşmasına gidecek. Bu yeni devlet anlaşması, biz şeriata göre yöneteceğiz diyorlar ama hangi şeriata göre yönetecekler? Mesela; üniversiteleri kapatmıyorlar ama kadın ve erkekler ayrı sınıflarda eğitim alacak diyorlar. Ne değişecek? İnsanlar akıllı telefon sayesinde birbirleri ile haberleşiyorlar. Bu insanlar arasındaki iletişimi koparmaları mümkün değil. İkincisi Taliban, modernleşme yönünde Çin modelini tercih edebilir. Bu aslında akademik açıdan güzel bir tartışma konusu. Çin'in sunacağı olanaklar çok önemli ama bilim halen Batı'da. Yani sadece Çin'e yönelmesi söz konusu değil. Batı'ya da yönelecek. Yani bir denge politikası yapacak. Mesela; Merkez Bankası, Çin Yuanı mı alacak yoksa doları mı? Tabii ki dolar üzerinden gidecek. Dünya ticaretinin yüzde 60'ı dolarla yapılıyor; yüzde 25'i avro ile yüzde 20'si pound ile yapılıyor. Çin Yuanı'nın Asya'da konvertible olduğu ülkeler; Vietnam, Kamboçya, Myanmar gibi Çin'in çok güçlü ticaret ve ekonomik ilişkisinin olduğu ülkeler. Çin'in para biriminin halen dünya üzerinde çok etkili olmadığını görüyoruz. Dünyanın ekonomik birim olarak kullandığı para halen altın ve dolar. O nedenle Taliban'ın kaçınılmaz olarak Merkez Bankası'nda Çin Yuanı değil dolar bulundurması lazım. Ancak Çin, dünyada en fala dolar satın alan ülke. Neredeyse satın aldığı dolarla dünya piyasalarını kontrol edebilecek güce sahip.

Bu noktada Taliban kaçınılmaz olarak Çin modelini benimseyebilir. Ama Batı ile teknoloji ve bilim konularında iş birliği yapacaktır. Taliban ekonomik gelişmeyi sağlamak istiyorsa, Süleyman Demirel'den atfen tencereyi kaynatmalı. Demirel'in de dediği gibi tencere her iktidarı götürür. Buna Taliban da dahildir. Tencerenin kaynaması lazım. İnsanların ekonomik rahatlığa erişmesi lazım.

Bugüne kadar Afganistan'da uygulanan modernleşme metotlarının başarısız olmasının soncu olarak bugün iktidarda Taliban var. Taliban yeni bir modernleşme sürecine girilirse, bunu zihinsel olarak pek fazla bir yere götüremeyecek. Yani toplumun yarısını kadınları yok sayarsan bir sonuç alamazsın. Taliban dahil Afganistan'daki tüm kesimlerin Türk tipi bir modernleşme yönünde adım atmazsa bir sonuç alması da mümkün değildir.

Bence Taliban başına büyük bela aldı. Örgüt olarak kendi kafalarına göre hareket edebilecek durumdalardı. Şimdi devlet yönetecekler ve devlet yönetmek farklı bir şey. Yönetmeye başladığınız andan itibaren taviz vermek zorundasınız. Örgüt olarak bir taviz vermek zorunda değildi. Şimdi devlet olarak taviz vermek zorunda.

Mesela Kabil Havaalanı hava trafiğine açıldığında sadece Çin havayolları mı uçacak, yoksa başta Türk Havayolları olmak üzere Batılı havayolu firmaları da Kabil'e gelecek mi? Taliban bu tarz sorulara da yanıt bulmak zorunda. Doğrusu Taliban 360 derecelik bir politika üretmek zorunda. Tek bir nokta atışı ile içinde bulunduğu yerden çıkamaz. Çin modelini tercih edebilir bu beklenen bir şeydir. Çünkü önümüzde Pakistan örneği var. Pakistan hava kuvvetleri çok sayıda uçak ve silah aldı Çin'den. Bugün Pakistan çok hızlı bir altyapı dönüşümü yaşıyor Çin'den aldığı destekle. Ancak bu da Çin'in bir kuşak bir yol projesi kapsamında olan bir şey. Bu Çin'in dünya ticaretini yönetmek için yaptığı en önemli hamlelerden biridir ve Türkiye'de bu projede çok önemli bir yer taşımaktadır.

Çin'in en büyük avantajı din sorunu yok. O yüzden farklı dindenmiş ya da mezheptenmiş gibi bir kavgaya tutuşulmadan Çin'in gönderdiği yüzbinlerce işçi paket teslim projelerini tamamlıyor gittikleri her ülkede.

William Barnes Wollen'un Gandamak Savaşı tablousu; Afganistan'daki savaşı kaybeden Britanya askerlerinin geri çekilişini tasvir eden bu resimde Kabil'den 1842 çekilen İngiliz subaylarını görüyoruz.

İMPARATORLUKLAR MEZARLIĞI: AFGANİSTAN

Çin Taliban'ın uluslararası arenada meşrulaştırılması konusunda çok büyük bir işlev gördü onlarla görüşerek. ABD'nin en büyük rakibi Çin, Çin ile ABD arasında Afganistan üzerinde bir çıkar çatışması yaşanacak. Ancak ABD'nin savaşı kaybetmesini de şöyle değerlendirmek lazım. Büyük güçler için imparatorluklar için Afganistan'da savaş kaybetmek ayıp bir şey değil; zaten Afganistan bir imparatorluklar mezarlığı. İngilizler 1842'de kaybetti. Sovyetler Birliği 1989'da çekildi. Bunu böyle Büyük İskender'e kadar uzatabiliriz. Afganistan bir masa gibidir etrafında çok sayıda komşusu vardır. Bunu Avrupa'da Macaristan için de söyleyebiliriz. Etrafındaki komşu sayısı bakımından. Afganistan'ın da modernleşmesi jeostratejik ve jeopolitik konumu çerçevesinde şekillenecektir.

TALİBAN ARZU ETTİĞİ ŞERİATI UYGULAYAMAYACAK

Taliban'ın Afganistan'da şeriatı uygulaması tam onların arzu ettikleri gibi olamayacak.

Afganistan modeli hangi ülkeler için model olacak ya da olabilir mi? Sorusu önem kazanacak. Unutmamak lazım. Pakistan, Afganistan, İran ve Türkiye, Arap olmayan Müslüman ülkelerdir. Arap tipi bir şeriat uygulanacaksa Afganistan'da yürümez. İç politik çatışmalara neden olur. İslam Konferansı Teşkilatı'nın 57 ülkesinden 21'i Arap'tır. Taliban, Afganistan'da Arap şeriatını uygulasa da Arap Birliği'nde yer alamaz. Çünkü Arapça konuşan bir ülke değil Afganistan. İslam Konferansı Teşkilatı'na da uluslararası meşruluğunu kazandığı takdir de üye olacaktır ve burada da diğer ülkelerin çıkarına ters hareket edemeyecektir. Bakın şu ana kadar Taliban'dan İsrail'e karşı tek bir cümle yok. Neden yok? Çünkü İsrail Arapların sorunu, Taliban'ın sorunu değil. Taliban şimdi ısrarla bütün komşu ülkelere sorun çıkartmayacağını söylüyor. Bunu 1990'da iki Almanya birleşmesine benzetebiliriz. O dönem Almanya'nın Başbakanı olan Hemlut Kohl, Polonya başta olmak üzere bütün komşularına biz revizyonist bir politika yapmayacağız mesajını verdi. 'Sınır değişikliğine gitmeyeceğiz' dedi. Taliban'ın da benzeri bir tavır içinde olduğunu görüyoruz. Yaptıkları ilk açıklama, biz komşularımız için bir tehdit olmayacağız oldu.

Peki, Taliban komşularından tehdit algılayacak mı? Bilmiyoruz.

 

ÖNCEKİ HABER   SONRAKİ HABER
Ömer Çelik: Türkiye'nin tek bir mülteci daha alacak durumu yok
 
New York'ta Ida Kasırgası ciddi hasara neden oldu
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Ekonomide akılcı reçete uygulanmalıEkonomi
Ekonomide akılcı reçete uygulanmalı
İstanbul Barosu Başkanlığı'nı yeniden Durakoğlu kazandıTürkiye
İstanbul Barosu Başkanlığı'nı yeniden Durakoğlu kazandı
Bill Clinton kaldırıldığı hastaneden taburcu edildiDünya
Bill Clinton kaldırıldığı hastaneden taburcu edildi
Cumhurbaşkanı Erdoğan Angola'daSiyaset
Cumhurbaşkanı Erdoğan Angola'da
Liderlik derbisinin galibi TrabzonsporSpor
Liderlik derbisinin galibi Trabzonspor
Rusya'da Kovid-19 vaka sayısı 8 milyona yaklaştıDünya
Rusya'da Kovid-19 vaka sayısı 8 milyona yaklaştı
186 can kaybı, 24 bin 114 yeni vakaTürkiye
186 can kaybı, 24 bin 114 yeni vaka
Fatih Karagümrük, deplasmanda Altay'ı 1-0 mağlup ettiSpor
Fatih Karagümrük, deplasmanda Altay'ı 1-0 mağlup etti
Irak'ın kuzeyinde 3 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildiTürkiye
Irak'ın kuzeyinde 3 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi
Yerli uygulamalar 500 binden fazla siber saldırıyı önlediTürkiye
Yerli uygulamalar 500 binden fazla siber saldırıyı önledi
Anayurt Gazetesi
KünyeKünye İletişimİletişim ReklamReklam FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Günün HaberleriGünün Haberleri