Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    3,5224
    Dolar
  • Euro
    4,1480
    Euro
  • Altın
    145,470
    Altın
  • Bist-100
    107,202
    Bist-100
  • ADANA
    25/33°
    ADANA
  • ANKARA
    20/33°
    ANKARA
  • ANTALYA
    23/31°
    ANTALYA
  • BURSA
    15/28°
    BURSA
  • ISTANBUL
    22/29°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    22/33°
    IZMIR
  • KONYA
    23/31°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Kars'ta FETÖ operasyonu
Kars'ta FETÖ operasyonu
SGK'dan kayıt dışına darbe
SGK'dan kayıt dışına darbe
Milyonluk atlar telef oldu
Milyonluk atlar telef oldu
4 kral dairesi kapattı
4 kral dairesi kapattı

Dr. Mine YILDIZ

Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
28 Ekim 2016 Cuma

Sahip olduğunuz makam ve mevki yaşam standardınızı belirliyor.

Ona göre saygı görüyor, ona göre artıyor ya da eksiliyor çevrenizdeki insan popülasyonu...

Sahip olduğunuz makam ve mevkiden edindiğiniz gelir, sadece satın alma düzeyinizi değil, yaşayacağınız semti, arabanızın markasını, komşularınızın kimler olacağını...

İnsanların daha rahat (!) bir yaşama kavuşması için çok önemli bu makam, mevki denilen şey.

Yeri ve zamanı geldiğinde uzatıp kartvizitini “Sen benim kim olduğumu biliyor musun” demek çok önemli bazıları için.

Yıllar önce Ankara’ya “Layla” açılmıştı. Ücretsiz girmek isteyen o kadar çok kişi olmuş ki, adamlar dayanamayıp kapatıp gittiler “Layla”larını...

Kapıdaki bodygardlarla kurulan ilk cümlenin şu olduğu söyleniyor:

” Birader biz bööle bikaç arkadaş girecez mekana”

Bodygardlar;

“ Efendim rezervasyonunuz var mı? Giriş ücreti.......tl . lütfen ödeyiniz”. 

Bizim Ankara’nın möööhimm şahsiyetleri ;

“Bi dakka hemşerim, sen benim kim olduğumu biliyor musun?” Malum  Ankara makam, mevki sahibi asker, bürokrat ve siyasilerle dolu.

Amaç Ankara’nın yaylasına açılan “Layla”nın ticari kazancını sorgulamak, savunmak değil elbet. Zira kapitalist ekonomi, kendi eğlence anlayışını çoktan dayattı bile. Buradaki mevzumuz başka.

Mevzu şu; Türkiye bazı açılardan tipik bir  Orta Doğu ülkesi olma özelliğini taşır. Hoşunuza gitse de gitmese de durum budur. Burada makam ve mevki sahibi insanlara saygı duyulur, el üstünde tutulur, saygıda kusur edilmez! Hikmetinden sual olunmaz.
Kimileri zanneder ki, güzel ülkemde her makama hak edilerek gelinir. Oysa ki durum çoğu zaman bunun tersidir. Türkiye’de sadece hak ettiği için, önemli bir makamda bulunanlar parmakla sayılır. Bunun tek nedeni, bulunduğunuz yerin sorumluluğunu taşıyacak, donanımlı bir insan bulmakta zorlanmış olmalarındandır. Ancak sizin başarılı olabileceğinizi ve o işi kotarabileceğinizi anlamışlardır. Ki bu tür atamalar çok ender görülür türdendir. Genel uygulama ise siyaseten yapılan atamalardır. Çoğu kurum ve kuruluşta siyasi iktidardan “torpilli” biri getirilir ve ilgili makama oturtulur.  Bulunduğu yeri yönetme kapasitesi, bilgi ve tecrübesi yeterli mi değil mi, bunun pek bir önemi yoktur. Siyasi iktidar için önemli olan “bizden”(!) olmasıdır. Bu önemli makamlara yerleştirilen kişilerin önceliği, kendisini atayanlardan gelen taleplerdir. Hizmette öncelik sahipleri bellidir. 

Referanssız (!) gelenler, bürokrasinin hantallığı altında ezilir, çiğnenir, işleri zamanında yapılmaz, ertelenir, ötelenir, kimi zaman sonuçsuz kalır. Çünkü bu referanssız gelen insanlar “EŞİT YURTTAŞ” değillerdir.  Kamu kurum ve kuruluşlarına işleri düşenler demek istediğimi çok daha iyi anlayacaklardır.

Bu işler böyle yürür Ankara’da. Çünkü “liyakat” değil “iltimas” geçerlidir. Kimin yakını, kimin akrabası, kimin köylüsü, kimin hemşehrisi... olduğunuz öncelikli tercih nedenidir. Hep böyleydi hala da böyledir. 

Güzel ülkemin güzel insanları bu makam sahibi büyük (!) insanların karşısında ceketinin düğmesini ilikler. Öyle öğretilmiştir çünkü. Zavallı saf yürekli insanlarımızın kafalarında “Efendim, makamın bir ağırlığı var ve o makamı doldurmak hiç de kolay değil” gibi bir algı yaratılmıştır...

Makam ve mevki sahiplerinde olması gereken/beklenen ‘ olgunluk ve bilgelikten’ çoğu zaman eser yoktur. Arada bir kaç olumlu örnekle karşılaşmanız elbette muhtemeldir.
Adı üstünde “sıradan vatandaş” diye bir tabir var ülkemde. Bir de “sıra dışı olanlar” var... İşte onlar sıraya girmeyenler.

Makam mevki sahibi olmak böyle bir şey işte. Koltukta mı oturuyorsun, karşında mı? Tüm mesele bu. İnsani değerleri unutmuş, koltuğun karşısında oturanlardan birisi olma ihtimalini düşünmek dahi istemeyen,  empati yapma gereği duymayan bazı insanlar ne yazık ki her yerde var.  Parlamentoda, devlet kurumlarında, özel sektörde, üniversitelerde, her yerde....

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
hande 27 Nisan 2017 Perşembe  08:13

maalesef onun için en ufak bir konuda içte de dışta da kırılganlılar ve olumsuzluklar yaşıyoruz.oysa demokrat bir ülkede yaşamanın erdemiyle hareket etsek kanun ve mevzuatları gereği gibi özümseyip uygulasak çok daha güzel refah,konfor ve huzur içinde yaşarız diyorum.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva