Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    3,8740
    Dolar
  • Euro
    4,5735
    Euro
  • Altın
    161,219
    Altın
  • Bist-100
    106,239
    Bist-100
  • ADANA
    11/26°
    ADANA
  • ANKARA
    2/16°
    ANKARA
  • ANTALYA
    7/25°
    ANTALYA
  • BURSA
    6/14°
    BURSA
  • ISTANBUL
    13/17°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    10/22°
    IZMIR
  • KONYA
    1/15°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Mugabe süre istedi
Mugabe süre istedi
Çalışan annelere müjde
Çalışan annelere müjde
Adana'da ByLock operasyonu
Adana'da ByLock operasyonu
BM'de Myanmar kararı
BM'de Myanmar kararı
HABERLER>GÜNCEL-DİZİ
16 Ağustos 2017 Çarşamba - 13:36

Türkçeyi beş yaşında öğrendim

Günümüzde Aşık Veysel'i en iyi yorumlayan sanatçı Cengiz Özkan, ayrıca Türkiye'nin son yıllarda yetiştirdiği bağlama ustalarından birisi...

Türkçeyi beş yaşında öğrendim

MARMARİS (Anayurt)- Aşık geleneğinin ülkemizdeki en kıymetli ozanlarından, duru sesi, efendi kişiliği, derviş felsefi yaşamıyla, türkülere değişik bir uslupla şarkı tadı veren, türküyü sevmeyenlere, türkü sevdiren güzel  ses  Cengiz Özkan.

Günümüzde Aşık Veysel'i en iyi yorumlayan sanatçı Cengiz Özkan, ayrıca Türkiye'nin son yıllarda yetiştirdiği bağlama ustalarından birisi. Cengiz Özkan, kültürümüzün önemli bir parçası olarak ayakta kalması gereken türkülerimizi  buğulu sesi ile  ve  aslına uygun okuyarak türkülerimizi sevdiren, tekrar tekrar dinletip içimizi sızlatan, bazen de   düşündüren bir sanatçı.

 

Cengiz Özkan ile Marmaris'in, tarihi Kızkumu ile tanınan Orhaniye Köyü'nün sahilinde  görüştük. Dost meclisi şeklinde geçen görüşmemizde tek eksikliğimiz bulunduğumuz ortamı ölümsüzleştirecek  bir fotoğrafın olmayışıydı. Çünkü flaşlı bir fotoğraf makinamız yoktu. Cep telefonlarıda yeterli değildi. Güzel bir ağustos gecesinde  mehtap denizi aydınlatırkan, sohbet sabahın ışıklarına dek sürdü. Cengiz Özkan, yazılı ve sözlü basında hiç yayınlanmamış sanat olaylarını, çocukluğunu ve gençliğini ANAYURT Gazetesine anlattı.

 

Cengiz Özkan bağlamasıyla söyledi,  biz sorduk, kendisi yanıtladı;

 

ABBAS  SATIR; Cengiz Özkan kimdir ? Nereden gelmiştir ?

 

CENGİZ ÖZKAN “Ben demirci ustasının oğluyum. 1967 yılında İstanbul'da dünyaya gelmişim. Ailem, Sivas'ın Divriği ilçesi  Gölağul Köyünden göç etmiş.  Bizim Köy 1750 rakımlı bir köydür. Altı ay kar kalkmaz. Yolları sarp ve geçit vermez bir köydür. Buradan daha kötüsü olmaz demişler ve  Ailece İstanbul'a göç     etmişiz. Babam inşaatlarda  demirci olarak çalışırdı. İlkokula da İstanbul'da başladım. Daha sonra Babam beni konservatuvarın sınavlarına soktu.  İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Çalgı Eğitimi Bölümüne girdim 1980  yılında girdiğim konservaturadan 1991 yılında mezun oldum. Sonra  aynı üniversitede yüksek lisansımı  tamamladım.”

 

ABBAS SATIR : “Çocukluğun nasıl  geçti. Neler yapardın ?

 

CENGİZ ÖZKAN “ Anadolu'dan İstanbul'a iş için, aş için  göç eden  gariban bir aileydik. Söylediğim gibi  İnşaatlarda çalışan ve evinin geçimini sağlamak için  çaba harcayan bir babam ve  her anne gibi  fedekar bir annem vardı. Ben 5 yaşına kadar Türkçe bilmezdim. Türkçeyi beş  yaşından sonra öğrendim”

 

A.S. “Peki evde hiç Türkçe konuşulmaz mıydı?

 

C.Ö. “Hayır, babam, annem ve anneannem kürtçe konuşurdu. Düşünebiliyor musunuz. İstanbul'da doğmuş, fakat Türkçe bilmiyorum. Çok garip değil mi? Ancak kısa zamanda Türkçe'yi öğrendim. İlkokula başladığımda Türkçeyi tamamiyle öğrenmiştim. Sınıf kaybım olmadı. Daha sonra da  Konservatuvara orta bölümünden başladım.  Lise ve üniversite bölümünü burada tamamladım.”

 

A.S. “Bağlamayla tanışman    nasıl oldu ?

 

C.Ö. “ Yine babamın sayesinde. Babamın duası mı, bedduası mı  bilmiyorum.  Babam bir gün eve    bağlama ile geldi. Kendisi çalmak istiyordu.  Çok da uğraş veriyordu. Ancak bir türlü  başaramıyordu. Ben de daha çocuğum.  Babam eve her gün ayrı bağlama ile gelirdi. Bağlamaların biri geliyor diğeri gidiyordu. Annem babama “yeter artık” diyordu.  Bağlamayı duvara asar sürekli bakardı. Kendi kendine “ Ben bu bağlamayı nasıl çalamıyorum” diye  hayıflanırdı. 5-6 tane bağlama  değiştirdi. Kalkar bağlamayı tekrar eline alır çalmaya başlardı. Sonra  anladı ki sorun bağlamada değil, kendisinde idi.

 

Biz  İstanbul'un içinde  sık sık göç ederdik. Çağlayan'da oturuyorduk, Gültepe'ye, oradan da   Ortabayır'a   taşındık. Artık babam saz çalmayı   bırakmıştı. Amcamınoğlu Ali Özkan bizde kalıyordu. Babam birgün  “İkinizi de saz kursuna göndereceğim” dedi. Cemal Saygılı diye  bir ağabeyimiz vardı. Bağlama yapar, ayrıca bağlama dersi verirdi. Orada kursa  başladık. 100 liraya  mavi-kırmızı renkli bir cura almıştık. Cemal Hoca'nın ilk dersi “Dolana ay dolana gül dolana” idi.  Benim ilk öğrendiğim türküdür. Cemal Hoca  İkinci gün  bize yine aynı türküyü çaldırmaya  çalıştı.  Benim amcaoğlu Ali çok ters birisiydi. “Ben artık gitmeyeceğim.  dedi. Bize  bir şey söylüyor, dönüyor rende yapıyor .” dedi. Kursa o gitmeyice bende gitmedim. Saz bende kalmıştı. Bende tıngır mıngır çalıyordum.

 

İlkokulda   bağlama çalmayı çok geliştirmiştim. Babam çok mutluydu, kendisinin başaramadığı işi ben gerçekleştirmiştim. Yalnız bir sıkıntım vardı. Eve misafirler  gelirdi.  Babam hemen “Bağlamanı al gel “ derdi. Misafirlerin yanında  bağlama çalmayı sevmezdim. Çok utanırdım. Bazen  uyuma numarası yapardım, ama nafile, babamın elinden kurtuluş yoktu.

 

Babam, Oğlum derdi “Bizim köyde  bir Kör İbo vardı (Kör İbrahim) çok inatçı bir adamdı. Sende onun gibi inadın var. Bir inatla  bağlamayı öğrendin, Sendeki inat bende olsaydı,  her taşın başında bağlama çalardım”

 

YARIN: “FUTBOLCU OLACAKTIM BAĞLAMACI OLDUM”

Abbas SATIR

 
Yaz Spor Okulu’nda Çankaya farkı
 
Alışverişte yeni dönem
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Kan ver hayat ver
Kan ihtiyacı hayati önem taşır, yaşamak için gereklidir. İhtiyacımız olan ...
Kalkınmada yeni atak başlatmalıyız
AK Parti MKYK üyesi ve Aydın Milletvekili  Mustafa Savaş, Türkiye’nin ...
Tuzu bırakın
Fazla tuz tüketimi ortaya çıkardığı bazı hastalıklar ile önemli riskler ...
 
Ihlamur denizi Yenice
Yenice ormanları Dünya’da koruma altındaki 100 ormandan belki de en önemlisi..
Ruhunuza iyi gelir
Çağımızın en baş belası ve rahatsız edici hastalıklarından biri olan “Depresyon ...
Hepatit’ten korkma!
Türkiye’de Hepatit B ve C virüsleri yayılma oranı gün geçtikçe artıyor
 
Kalbimizi yoruyoruz
Sıcak hava, kalp yetersizliği olanlarda, yüksek tansiyon ve ağır kalp ...
Obezite belası
Obezite çağımızın en önemli sorunlarından biri. Beslenme bozukluğu, fast ...
Tükenmeyin!
Günümüzün stresli ve yoğun iş ortamlarında çalışanlar, erken yaşlarda ...
 
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
Namık Kemal ZEYBEK
Namık Kemal ZEYBEK
Tanrının Kapısını Çalan Bilim-2
Özgür GÜVENÇ
Özgür GÜVENÇ
Değişime direnme
Elveda TANIK
Elveda TANIK
Sırbistan’dan et ithal etmek...
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Merkez sağ neresidir?
Murat POLAT
Murat POLAT
Ak Parti Grup Toplantısı’nda neler oldu?
Osman BAŞ
Osman BAŞ
“Molla Penah Vagif” Milli Kütüphane’de anıldı
Barışcan İĞREK
Barışcan İĞREK
Dingonun ahırı değil burası
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva