Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    3,8776
    Dolar
  • Euro
    4,5748
    Euro
  • Altın
    161,325
    Altın
  • Bist-100
    106,239
    Bist-100
  • ADANA
    15/22°
    ADANA
  • ANKARA
    3/16°
    ANKARA
  • ANTALYA
    7/19°
    ANTALYA
  • BURSA
    7/13°
    BURSA
  • ISTANBUL
    12/15°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    11/18°
    IZMIR
  • KONYA
    2/13°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
Mugabe süre istedi
Mugabe süre istedi
Çalışan annelere müjde
Çalışan annelere müjde
Adana'da ByLock operasyonu
Adana'da ByLock operasyonu
BM'de Myanmar kararı
BM'de Myanmar kararı
HABERLER>GÜNCEL-DİZİ
17 Ağustos 2017 Perşembe - 13:12

Futbolcu olacaktım, bağlamacı oldum!

Cengiz Özkan "Beşiktaş Kulübünden teklif aldım. Futbolcu olacaktım, bağlamacı oldum” dedi.

Futbolcu olacaktım, bağlamacı oldum!

Sazlı-sözlü söyleşimiz Marmaris'in Orhaniye Köyünün sahilinde sabah saatlerine kadar sürdü. Zaman zaman   sazı ve söyleşiyi bırakıp, saat 03.30'da  kendimizi denizin serin sularına bırakıyorduk. Dönüp, söyleşilerimize devam ediyorduk. Söyleşilerimizin çoğu sanatçının buğulu sesi ile dinlettiği  türkülerle  geçerken, her türkünün bir hikayesi olduğunu belirtiyordu.

Kendisine soru yöneltmeden “Ben aslında sanatçı olmak istemiyordum.  Futbolcu olmak istiyordum” dedi.

A.S. “Konservatuvara girişinizde ilginç olmuş

C.Ö. “İlkokulu bitirince  Konservatuvar sınavlarına girdim. İlk elemeyi kazandım. Ancak iki elemede kazanamadım. Teşvikiye'den eve ağlayarak geldim. Daha sonra bir tanıdığımız, “Ağlama evladım. Yarın yedek listeler asılacak. İsmin orada belki çıkar “ dedi. Gerçekten  3. yedekte ismim yayılandı. Asil olarak  okulu kazananlar tercih  yapmayınca, konservatuvar maceramız başlamış oldu. Yalnız orta okulu iki kez okudum. Babam nüfus kağıdını çıkarırken küçük yazdırmış, bazı müzik derslerinden muaf tutularak orta okulu ikinci kez okudum.”

Konsevatuvar öğrenimim tam 11 yıl sürdü. Okul çok disiplinliydi ve çok şeyler öğrendim. Çalgı Eğitimi Bölümüydü. Hocam da Nida Tüfekçiydi. Okulda halk müziğinin yanı sıra klasik batı müziği ve sanat müziği dersleri aldık.  1991 yılında mezun oldum.  Daha sonra İTÜ'nün Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Halk Müziği Ana Sanat Dalı'ında bölümünde Yüksek Lisans eğitimi aldım. Böylece yüksek lisansımı da tamamlamış oldum.

A.S. “Günümüzde Aşık Veysel'i en iyi  yorumlayan sanatçı olarak biliniyorsunuz. Aşık Veysel Türküleri denildiği zaman Cengiz  Özkan akla geliyor.  Neler söyleyeceksiniz?

CENGİZ ÖZKAN: “Aşık Veysel 20. yüz yılın en büyük ozanıdır. Aşıklık geleneğinin en büyük temsilcilerinden birisidir. Onun söylediği türküleri  benim yorumlamam, benim için en büyük onurdur.  Babamın bağlama çalma hevesi de Aşık Veysel'den geliyordu. Çok severdik. Aşık Veysel'in vefatında çocuktum.  Bir gün  evimizde, bir haketlenme ağlaş ve ağıt sesleri duymaya  başladım. Annem, anneannem ağlıyorlardı.  Radyo,  Aşık Veysel'in ölüm haberini veriyordu. Çocuk olduğum için  o gün olayı iyi kavrayamamıştım. Ancak yıllar sonra  büyük bir ozanın vefatının büyük bir kayıp olduğunu anladım.

Konservatuvarı bitirdikten sonra  Aşık Veysel'in türküleri üzerinde  çalışmalar yaptım. Sırasıyla,  onun söylediği  “Kırmızı Buğday, Ah İstanbul,  Yare Dokunma,  Saklarım Gözümde Güzelliğin “ gibi  daha bir çok türküleri albüm yaptım.  Aşık Veysel büyük bir ozandır, onun hakkında ne söyleyebilirim ki....

A.S  Peki neden sanatçı oldunuz. ? Anlatır mısınız

CENGİZ ÖZKAN: “Daha önce söylemiştim. Ben 5 yaşına kadar  Türkçe bilmezdim. Türkçeyi mahallemizde oyun oynadığımız arkadaşlarımdan öğrendim. İyi futbol oynadığım için mahalledeki arkadaşlarım hep beni çağırırlardı. Mahalle maçları yapar, hep galip gelirdik. Konservatuvarın lise bölümüne geldiğimizde 16-17 yaşındaydım. Beşiktaş  kulübü Okulumuza yakında, sık sık Beşiktaş'ın antrenmanlarını izlerdim. Beşiktaş Genç Takımıyla futbol oynardım.

İsmini şimdi hatırlamıyorum. Bir yönetici “ Seni genç takıma alalım. Sonra profesyonel futbolcu olursun” dedi. Akşam  evde babamın  gelmesini heyecanla bekledim. “Baba ben futbolcu olmak istiyorum” dedim.  Babam, şimdi burada anlatamayacağım bir tepkiyle “Sen benim hayalimi mi yıkacaksın. Hayır  okulunu bitireceksin ve bağlama çalacaksın” dedi.

Anlayacağınız futbolcu olacaktım, bağlamacı oldum”

A.S.  “Konservatuvarı   bitirdiniz. TRT'ye nasıl girdiniz. O tarihlerde mezun olanlar Radyo Evi'ne rahatlıkla girebiliyor muydu.?”

CENGİZ ÖZKAN: “Hayır çok rahat girilemezdi. Çok aşamalı sınavlardan  geçiliyordu. Benim sınavımda Özay Gönlüm, Yücel Pakmakcı, Ali Ekber Çiçek ve Nida Tüfekçi gibi ustalar  jüri üyeleriydi. Nida Tüfekçi Konservatuvarda Hocam olmasına rağmen, öyle sorularla karşılaştım ki. Bir taraftan Yücel Hoca, şu yörenin türküsü çal diyordu, ardından hemen Ali Ekber Hoca, Özay Gönlüm Hoca, peş peşe bağlama parçalarını çalmamı istediler. Son olarak bir Muğla Zeybeği  çaldım. Hocalar, zeybeği sonuna kadar dinlediler.

Özay Gönlüm Hoca  yanıma geldi “ Nasiplimisin oğlum” dedi. Ben bunun ne anlama geldiğini bilmiyordum. Bir yanıt veremedim.  Özay Gönlüm “Alevimisin evladım” dedi.

TRT'ye başlamamız böyle oldu

TRT İstanbul Radyosu'nda  önce akitli bağlama sanatçısı olarak  başladım, daha sonra kadrolu oldum. TRT'de Muğla Zeybeğini çok çaldım. Çok beğeni kazanmış. Daha sonra Özay Gönlüm'ün “Bu kadar süre sanatçıyım. Muğla Zeybeğini bu kadar güzel çalan bir Orta Anadolulu  görmedim” dediğini duydum. Hatta  bazı sanatçı arkadaşlarımız. “En güzel Muğla Zeybeğini çalmak Sivaslı bir Alevi'ye nasip oldu” demiş.

Bunların hepsi kısmet ve  nasip işi, sevmekle ilgilidir.

A.S. “Okulu bitirdikten sonra bir de       yüksek lisans yaptınız.  Daha sonra Konservatuvarda Hocalık yaptınız. Halen devam ediyor mu ?

CENGİZ ÖZKAN: “Bağlama çalgıları üzerine  yüksek lisans yaptım. Konservatuvarda bir süre ders verdim. Ancak Konservatuvardan attılar beni. Nedenini ise  hiç sormayın.. Ben bağlamacıyım ağabey. Ben bağlama çalarım, söylerim...   Ayrıca İstanbul'un çeşitli belediyelerin Halk    Eğitim Merkezlerinde dersler verdim.

A.S. “Siz Nida Tüfekçi'nin öğrencisiydiniz. Halk Müziğiyle ilgili neler anlatırdı. Hatta siz ilk resitalinizi Onun adına vermiştiniz.

CENGİZ ÖZKAN: “İlk resitalimi Muzaffer Sarısözen anısına düzenlemiştik. İkincisini 2002 yılında Rahmetli Hocam Nida Tüfekçi anısına yapmıştık.  Allah rahmet eylesin, Nida Tüfekçi, Türk Halk Müziğinin gelişmesinde ve  sevilmesinde büyük emek sarf etmiştir. Köy türküleri üzerinde  çok  çalışmalar yapmıştır. Köy türkülerinde o kadar güzel sözler vardır ki Nida Tüfekçi Hoca bunlara  “Halk dehaları”derdi.

Türkü özünde de bir şiirdir zaten. Bütün köy türkülerinde o kadar güzel sözler duyarsınız ki, bir anda çarpar sizi.  Bize ait dili ustaca kullanarak o temiz duyguların günümüze kadar gelmesinde emeği geçenler öz, arı-duru Türkçeyi kullanan ozanlarımız, edebiyatçılarımız, yazar-çizerlerimiz ve âşıklarımızdır. Bazı türküler vardır meselâ, siz onu ancak empati yolu ile anlayabilirsiniz.,

 “Her türkü bir kuraldır ve o kural sadece o türkü için geçerlidir!” derdi yine Nida Tüfekçi Hocamız. Biraz daha analiz ederek dinlediğimiz takdirde bugün dilden düşmüş olan yüzlerce, binlerce kelimenin türkülerde halen yaşadığını görürüz. Türküler sayesinde o kelimeler ölmez. Yüzyıllar sonra o türkünün içinde yaşayan, nefes alan bir kelimedir, ama gündelik konuşmada çoktan düşmüştür dilden. Meselâ “Ağ elime mor kınalar yaktılar” diye bir türkümüz var. ‘Ağ el’i kullanıyor muyuz şu an? Ağ denilince “Top ağlarda!”, “Ağ ile balık çektik” ya da “Örümcek ağı” geliyor aklımıza değil mi? Ama ‘Ağ’ beyaz, ak anlamında kullanılıyordu! Bunlar türkülerde yaşıyor işte.

Nida Hoca'nın bende emeği çok büyüktür.  Vefat ettiğinde  yüksek lisansımı yeni tamamlamıştım. Ondan çok şeyler öğrendim.

Sen beni çok eskilere götürdün Baba ya.. (Sanatçı Cengiz Özkan, röportajımız süresince karşısındaki insana alçak gönüllü bir şekilde davranıyordu. Erkeklere “baba, kadınlara, bacım, annem” diye hitap ediyordu.)

A.S. “Şimdi neler yapıyorsun.

Konserler devam ediyor.

CENGİZ ÖZKAN: “Dün akşam (röportaj yaptığımız gün)  Didim'de bir konser vardı. Çeşitli etkinliklerde konserler veriyorum. Liselerde konser veriyorum. Orada gençlerle beraber olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.  Yurtiçi ve yurt dışı konserlerim   sürüyor.

Ayrıca ben maddiyatla işim olmaz. Paraya-pula  hiç önem vermem. Bana bir çeyrek ekmek arasına peynir yeter. 

Sevgili arkadaşım/ kadim dostum Hakim Kemal Yemişen telefon etti.  “Didim'e geliyorum. Konserden sonra seni Marmaris'e getireceğim” dedi. Birlikte buraya geldik. Orhaniye Köyü, denizi ile doğası  ile harika bir yer. Şimdi hep birlikte sazlı-sözlü söyleşi yapıyoruz. Bundan daha  güzel ve mutlu bir şey var mı?

Sanatçı Cengiz Özkan ile söyleşimiz sürerken, hava aydınlanmıştı. Kendisine teşekkür ettik ve ayrıldık.

Not: Sanatçı Cengiz Özkan'la bu röportajı yapmamıza olanak sağlayan Hakim Kemal Yemişen'e de teşekkür ederim. (A.S)

 
Son 30 yılın en yüksek verimi bekleniyor
 
K.Kazan'dan eğitim köprüsü
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Alışverişte yeni dönem
Kredi kartları kullanıcısı tarafından onay verilmemesi durumunda 17 Ağustos'tan ...
Türkçeyi beş yaşında öğrendim
Günümüzde Aşık Veysel'i en iyi yorumlayan sanatçı Cengiz Özkan, ayrıca ...
Kan ver hayat ver
Kan ihtiyacı hayati önem taşır, yaşamak için gereklidir. İhtiyacımız olan ...
 
Kalkınmada yeni atak başlatmalıyız
AK Parti MKYK üyesi ve Aydın Milletvekili  Mustafa Savaş, Türkiye’nin ...
Tuzu bırakın
Fazla tuz tüketimi ortaya çıkardığı bazı hastalıklar ile önemli riskler ...
Ihlamur denizi Yenice
Yenice ormanları Dünya’da koruma altındaki 100 ormandan belki de en önemlisi..
 
Ruhunuza iyi gelir
Çağımızın en baş belası ve rahatsız edici hastalıklarından biri olan “Depresyon ...
Hepatit’ten korkma!
Türkiye’de Hepatit B ve C virüsleri yayılma oranı gün geçtikçe artıyor
Kalbimizi yoruyoruz
Sıcak hava, kalp yetersizliği olanlarda, yüksek tansiyon ve ağır kalp ...
 
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva