Anayurt Gazetesi
  • Dolar
    3,9243
    Dolar
  • Euro
    4,6120
    Euro
  • Altın
    160,977
    Altın
  • Bist-100
    103,912
    Bist-100
  • ADANA
    13/17°
    ADANA
  • ANKARA
    6/12°
    ANKARA
  • ANTALYA
    8/18°
    ANTALYA
  • BURSA
    1/11°
    BURSA
  • ISTANBUL
    6/12°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    8/18°
    IZMIR
  • KONYA
    5/12°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA TÜRKİYE DIŞ HABERLER EKONOMİ SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT GÜNCEL-DİZİ DİĞER FOTO GALERİ WEB TV YAZARLAR
BUDO'dan sefer iptalleri
BUDO'dan sefer iptalleri
'Marsilya'yı yenecek güce sahibiz'
'Marsilya'yı yenecek güce sahibiz'
Kasımda çilek hasadı
Kasımda çilek hasadı
Beşiktaş tarihi maça çıkıyor
Beşiktaş tarihi maça çıkıyor
HABERLER>GÜNCEL-DİZİ
25 Ağustos 2017 Cuma - 13:49

Ağaçlarımızı kurutan böcekleri ithal ettik

Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği'nin fahri gönüllü ordusunun 3 neferi ile söyleşimizde ilginç detaylar da ortaya çıkmaya başladı

Ağaçlarımızı kurutan böcekleri ithal ettik

Ankara'da ağaçlandırmada yapılan doğru ve yanlışları konuşmaya devam ediyoruz…kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği'nin fahri gönüllü ordusunun 3 neferi ile söyleşimizde ilginç detaylar da ortaya çıkmaya başladı…

Örneğin, süs amaçlı milyonlarca lira verilerek ithal edilen bazı ağaç türlerinin zaman içinde tutmadığı ve defalarca yenileri dikilmesine rağmen kuruduklarını öğrendik…

Bir başka konu da dışarıdan getirilen ağaçlarla birlikte "İthal böcek" de ithal ettiğimiz gerçeğini öğrendik…bu böceklerin zaman içinde, yerli ağaçlarımıza bulaştığını ve bir çoklarının da kuruduğu gerçeği ile karşılaştık…

Konuklarımızla konuşmayı sürdürdük…Kendisini Türkiye ormanlarına adayan Orman Mühendisi Ahmet Demirtaş, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin   Başkent'e getirdiği ithal ağaçlar konusunda yanlış bilgilendirildiğini söyledi ve ardından da ekledi:  "2004 ya da 2005 yılında Türkiye Ormancılar Derneği’nin düzenlediği Ormancılık Kongresi’nde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek konuşma yaptı. O konuşmadan sonra biz eleştirdik. Daha sonra gelin görüşelim diye randevu verdi. Bugün adı ANFA olan Çevre Koruma Dairesi’nden şube müdürleri ve elemanlar geldiler, görüştük, anlattık. Tür seçiminde, budamada, bakım ve korumada pek çok hata yapıldığını ve istenilirse destek verebileceğimizi söyledik. Şube müdürü  “Ankara’da 8 tür ağaç var zaten, hangisini dikeceğiz” dedi. Ziraat Mühendisi kendisi, şaşırdık kaldık. Ankara’yı bilmiyor. Biz kitap yayınladık, 348 tür ağaç ve ağaççık var Ankara’da."

Yani kendi paramızla, ülkemizde yetişen asırlık ağaçların kurumasına neden olan ithal ağaçlardan gelen zararlı böceklerden mi söz ediyorsunuz. Bunları kim nasıl ülkemize soktu: Nerden geldi bu tür?

Ya İtalya ya da Almanya’dan geldi. İthal türlerle aynı zamanda böcek ve mantar zararlılarını da taşıyorsunuz ve buna bir önlem almıyorsunuz. Bunlar başka bitkilere de zarar verebilir. Bunlara da hiç dikkat edilmiyor. Ayrıca refüje boylu ağaç dikmenin hiçbir anlamı yok. Zaten büyüme şansı yok, büyüse de trafiği engeller.

Biz 2006 yılında Kent Ağaçlandırmaları adlı sempozyum düzenledik. Türkiye’den bir sürü belediyeyi çağırdık ancak Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden kimse gelmedi. Bu tür ağaçların bakımında sorun var. Budamaları görüyorsunuz, ehil olmayan ellere veriyorlar onlar da ağacı doğruyor.

Siz bunları yazılı ya da sözlü olarak mı anlattınız?

Ahmet Demirtaş: 2004 ya da 2005 yılında Türkiye Ormancılar Derneği’nin düzenlediği Ormancılık Kongresi’nde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek konuşma yaptı. O konuşmadan sonra biz eleştirdik. Daha sonra gelin görüşelim diye randevu verdi. Bugün adı ANFA olan Çevre Koruma Dairesi’nden şube müdürleri ve elemanlar geldiler, görüştük, anlattık. Tür seçiminde, budamada, bakım ve korumada pek çok hata yapıldığını ve istenilirse destek verebileceğimizi söyledik. Şube müdürü “Ankara’da 8 tür ağaç var zaten, hangisini dikeceğiz” dedi. Ziraat Mühendisi kendisi, şaşırdık kaldık. Ankara’yı bilmiyor. Biz kitap yayınladık, 348 tür ağaç ve ağaççık var Ankara’da.

2004 yılında Orman Bakanlığı, 136 tane orman fidanlığından 39 tanesini kapatma ve satma kararı aldı. Bunlardan iki tanesi de Ankara’da. Söğütözü Orman Fidanlığı da kapatılan ve satılmasına karar verilen yerlerden biriydi. Bizim derneğimiz bu yanlış uygulamaya karşı dava açtı ve kararı iptal ettirdi. O fidanlıkların 6 tanesi dava sürecinde     satıldı, bunlardan biri de Söğütözü fidanlığı. Şu anda orada TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nin yurtları yükseliyor.

TOBB’un yurtları kaçak mı?

Mahkeme sürerken satıldı. Bana göre ahlak dışı, meşru olmayan bir satış. Çünkü 1961 yılında Söğütözü fidanlığı AOÇ arazisinden fidanlık yapılacak diye satın alınan bir arazi. Orman Genel Müdürlüğü Ankara’nın fidan ihtiyacını karşılayacağım diye burayı aldı. Daha sonra TOBB’a sattı.

Ankara’nın ormanları 20 yıl önce nasıldı?

Nereden nereye geldik?

Bu tartışmalı bir şey. Diyelim ki 10 yıl önce 100 bin hektar orman vardı, bugün 101 bin hektar oldu. Ankara’nın ormanları arttı mı diyeceğiz? Genellikle bu anlayışla yanıtlanıyor ancak ben böyle yanıtlamanın doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü o 100 bin hektarlık ormanda ne gibi değişiklikler oldu? Örneğin Ankara’daki Çamkoru ormanlarının bir kısmı Büyükşehir Belediyesi’ne tabiat parkı olarak verildi. Çubuk’taki Karagöl’ün çevresindeki orman piknik alanı olarak tahsis edildi. Bu ormanda yapısal değişiklikler  oluyor. Örneğin Karagöl’de Ankara koşullarında Karadeniz orman yapısına benzeyen bir yapı var. Orayı Büyükşehir Belediyesi’ne verildikten sonra onlar oraya mavi ladin diktiler. Ankara’nın en güzel orman yapısına Türkiye’de hiç olmayan bir başka ağacı dikiyorlar. Onun ne gibi zararlar vereceğini, yarın o ormanda hangi hastalıklara yol açacağını kimse bilmiyor. Bu bilmezlik ve aymazlık örneği.

Ankara’nın çevresinde ormanların önemli bir bölümüne taş ocağı açıldı. Buna karşılık ormanlar azaldı diye     hesaplara girmiyor. Ancak ağaçlandırma yapılan bin hektar orman alanını    artırmış gibi gözüküyor. Ormanların yapısında ne gibi değişiklikler oldu? Bozuldu mu yoksa düzeldi mi, bunları konuşmak gerekirken alanın genişlemiş olması çok fazla bir anlam ifade   etmiyor.

Örneğin Ankara’daki Çamkoru ormanı İç Anadolu Ormancılık Araştırma Enstitüsü’nün uygulama ormanı idi. Orada ağaçların gelişmeleri, hastalıklara dirençleri gözleniyor ve araştırmalar yapılıyordu. O ormanın önemli bir bölümü tabiat parkı yapılarak Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis edildi. Orada ormana      ne gibi zararlar verildiğini kimse bilmiyor.

Ankara’nın çevresinde ağaçlandırma yapılmış. Bu ağaçlandırma alanlarında taş ocağına izin verilmemesi gerekir. Bunlardan birisi Kalecik’teki Çandır Köyü’nde ağaçlandırma yapılmış. Ağaçlandırma alanı da bir şirkete köylülerin karşı çıkmasına rağmen verilmiş.

Ne zaman oldu?

3 sene önce. Biz de gittik orada inceleme yaptık ve köye rapor hazırlayıp verdik. Onlar da mahkemeyi kazandı ve ocak durduruldu. Dolayısıyla ormanların alanının artış ya da azalmış olmasından daha önemlisi ormanların yangınlara, böceklere ve hastalıklara karşı direncinde ne gibi değişiklikler oldu, hangi ormanda nasıl müdahaleler     yapılıyor buna bakmak gerekiyor.

Salih Usta: Türkiye’de ormanlar şu kadar arttı diye bir söylem var. Rakamsal olarak doğru bir şey ancak Ankara’dan örnek verirsek buradaki doğal ormanlar köyden kente göç nedeniyle genişliyor. Köy nüfusu azaldığı için hayvancılık da azalıyor ve otlatma baskısı azalıyor. Tarım alanları terk edildiği için doğa buraları geri kazanıyor ve orada tekrar ağaç yetişiyor. Siz oraya tekrar gittiğinizde orayı orman olarak kabul ediyorsunuz. Bu da alan anlamında bir artış ifade ediyor. Bu zaten olması gereken bir şey.

Ancak var olan doğal orman ve ağaçlandırma alanları tırtıklanıyor. Buna en bariz örnek ODTÜ ormanı. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ODTÜ ormanını yok etmek için kamuoyu oluşturma çabaları. Geçen sene “Halk giremiyor” diye yaygara çıkardılar. ODTÜ ormanı antropolojen bozkır, yani insan eli ile sonradan ağaçlandırılmış ve    neredeyse orman ekosistemi oluşturulmuş. Biliyorsunuz bir çok üniversiteye bunun    tersine ormanlar tahsis ediliyor.               ODTÜ bu anlamda çok güzel bir örnektir.

Malazgirt Bulvarı yapılırken kıyısından tırtıkladılar ki, orada yapılan her şey yasal anlamıyla suçtur. Siz orada izinsiz, plansız ve damgasız ağaç kesemezsiniz. Ancak    orada hiçbiri yapılmadı. Bir gece ansızın gittiler, ağaçları kestiler ve güya bazılarını taşıdılar. Biz savcılığa suç duyurusunda    bulunduk. ODTÜ’ye gittik, CHP’ye gittik ancak sahip çıkan olmadı. Maalesef o suçun üzerine giden olmadı. Akif Hamzaçebi’ye ulaştık “Zaten oraya izin verilmiş,  Karayalçın döneminde planda varmış” dedi. Yazılı belgeleri verdik, inceleyip arayacaklarını       söylediler ancak orada kaldı.

Ahmet Demircan: Ankara’da bakanlıklar, kamu kuruluşları ve üniversiteler özellikle Eskişehir Yolu’na yöneltildi. Bunu son uygulaması şehir hastanesi. Şehir hastaneleri özel hastane konumuna getirildi. Bir şirkete deniyor ki ben sana arsa vereyim oraya hastane yap, yüzde 70 yatak kapasitesi veriyoruz. Bu kapasiteyi dolduramazsa farkı devlet karşılayacak. Ankara’daki hastaneleri kapatılacak ve oraya    on binlerce insan her gün gitmek ve gelmek zorunda kalacak.        Dolayısıyla zaten sıkışan Eskişehir Yolu’nun yükü iki katına çıkacak. Bu yanlış bir uygulama.

Şehir Plancıları Odası ve Mimarlar Odası ilgilileri bu projeye karşı çıktılar. Eskişehir Yolu tıkanacak ve yeni yol arayışında olunacak. Hastalığı kendi yaratmamış gibi gelmiş diyor ki ortada bir hastalık var gelin bunu iyileştirelim. Nasıl olacak? Benim karnımdan geçirecek yolu. Ankara’nın akciğerinden geçirecek.

Kaldı ki yolu yer altından geçiririz    diye kamuoyunu biraz sakinleştirdiler, bugün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın açıklaması var, “Yer altından geçirmek pahalı olur, açık yapacağız sonra üstünü kapatacağız” diyor. Yani önce  ormanı açıp yok edecek, sonra da  üzerini dolduracakmış.

Ankara’da ağaçlandırma politikası çok yanlış ellerde Ankara’yı ne bekliyor?

Ankara’yı tıkanıklık bekliyor. Hem ağaçlandırma politikası hem ulaşım politikası hem de yerleşim politikası  tümüyle yanlış. Günübirlik yapılıyor.

Ankara su sıkıntısı çeken bir il iken Ankara’ya su isteyen ağaç türleri yurt    dışından getirilerek dikiliyor. Su isteyen çim alanları genişletiliyor. Eskişehir Yolu’nda refüje dikkat edin, yağmurlama sulaması ile sular yola    gidiyor. Sulanması gereken ıhlamur, çınar gibi ağaç türlerini dikiyorsun. Benim içme suyumla ağaç suluyorsun. Yarın da diyorsun ki, içme suyu yetmiyor ben Kızılırmak’tan su getireceğim.

ODTÜ 1956 yılında  kuruldu, 1957 yılında Türkiye Ormancılar Derneği, Orman    Genel Müdürlüğü ve ODTÜ Rektörlüğü bir ağaçlandırma arayışına girdi. ODTÜ çevresindeki ağaçlandırmaya temel olan proje o zaman hazırlanmıştı. Adı da Atatürk Ormanı. Yıllarca devam eden şenliklerle ağaçlandırmalar yapıldı.Bugün ODTÜ ormanı olarak tanıdığımız ve uzun yıllar büyük bir emekle oluşturulmuş ormanı önce Ankara’nın akciğeri olarak belirliyorsunuz şimdi de yollar yetmiyor ben yolu buradan geçireceğim diyorsunuz. Bu planlama anlayışına da ters.

YARIN:

Kentiçi ağaçlandırma bilinçsizce yapılıyor                        

  İlyas Özdemir - Salih KAPLAN

 
G.Saray bir ilki yaşamak istiyor
 
10. Geleneksel Sünnet Şöleni
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Yaz gribine yakalanmayın!
Sıcak yaz günlerinde "Bana bir şey olmaz" diyenleri 'yaz gribi' pusuda bekliyor.
Metronun üstüne ağaç dikilir mi!
Ankara Metrosu'nun üzerine ağaç diktiler. yapmayın. Bu ağaçlar burada ...
İthal ağaçlar getirip doğalları kuruttular!
Şu an Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin bulunduğu yer Orman Genel Müdürlüğü’nün ...
 
Tuzağa düşmeyin
Beslenmede küçük düzenlemeler yaparak tatilden suçlu dönmeyin.
Mafya Malaklı peşinde!
Türkiye bir garip ülke oldu. Milli değerlerimizi bir bir yabancılara satarken, ...
Zamanı durdurun
Erken yaşlanmak şüphesiz ki herkesin korkulu rüyalarından biridir. Ama ...
 
Görmezden gelmeyin!
Hayvanlar dünyanın en masum canlıları…Üşürler, aç kalırlar, şiddet görürler ...
Efes'e ilgi gösterilmeli
İzmir'in Selçuk İlçesi'ndeki medeniyetlerin beşiği Efes Antik Kenti, son ...
Futbolcu olacaktım, bağlamacı oldum!
Cengiz Özkan "Beşiktaş Kulübünden teklif aldım. Futbolcu olacaktım, bağlamacı oldum” dedi.
 
ANAYURT GAZETESİ
YAZARLAR
Cahit AKMAN
Cahit AKMAN
İttifak ve itilaf siyaseti
Özgür GÜVENÇ
Özgür GÜVENÇ
Teknoloji Bağımlılığı
Harika ÖREN
Harika ÖREN
İstikbal Göklededir!
Orhan SELEN
Orhan SELEN
Sahte kartla umre
M. Yahya EFE
M. Yahya EFE
Mazlum Nusret Kılıçkıran
M. Arif DEMİRER
M. Arif DEMİRER
NATO’nun KRONOLOJİSİ
Murat POLAT
Murat POLAT
Belediye Başkanı Mustafa Tuna’nın dikkatine!
Güran TATLIOĞLU
Güran TATLIOĞLU
Arjantin’de son tango
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA ANAYURT GAZETESİ
TWITTER'DA ANAYURT GAZETESİ
ARŞİV
Ana Sayfa Türkiye Dış Haberler Ekonomi Spor Magazin Kültür-Sanat Güncel-Dizi
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim KünyeReklam FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva